Deprem bize neyi gösterdi?

“Göklerin ve yerin (ve bunların arasındaki her şeyin) mülkü (ve tasarruf yetkisi) Allah’ındır ve dönüş yalnızca (ve kaçınılmaz olarak) Allah’a dır. (Mutlak egemenlik O’na aittir).” (Nur Suresi, 42. ayet).

6 Şubat 2023. Saat 4.17 vaktini gösterirken 11 şehrimiz küçük kıyamet dehşetinde depremle sallandı. Binlerce insanımızın saniyeler içinde enkaz altında kalarak can verdiği ve şehirlerimizin harap olduğu bu afatı bizzat yaşayıp sağ olarak kurtulanlar ve gerek ülkemizde gerek dünya üzerinde bu ibretli Celal tecellisini görenler olarak -maddi sebeplere müracaat edip gerekli tedbirleri almama gibi büyük hatalarımız- dışında neleri anladık?

Deprem bize:

Sahip olduğumuz ve pek beğendiğimiz benliğimizin, canımızın, nefsimizin, bedenimizin bize ait olmadığını mülk sahibinin ve o mülkte tasarruf yetkilisinin ancak Cenab-ı Allah olduğunu gösterdi.

Gözümüz önünde ruhumuz kadar sevdiğimiz ana, babalarımızın, kardeşlerimizin, eşimizin, çocuklarımızın, yakınlarımızın, genç ve ihtiyarlarımızın saniyeler içerisinde bizden kopuşuna engel olamamanın çaresizliğini ve acizliğini gösterdi.

Az bir övgü ile bile köpürüp yere göğe sığmaz olan ve kesinlikle hiçbir eleştiriye tahammülü olmayan makamımızın, unvanımızın, mesleğimizin, uzmanlığımızın, kimliğimizin saniyeler içinde enkaz altında bırakan ‘bir emre’ karşı bir şey ifade etmediğini gösterdi.

O kendi güç ve kudretimizle sahip olduğunu sandığımız; konumu ve markalarıyla övünüp gurura kapıldığımız evlerimizin, arabalarımızın, eşyalarımızın, mal varlığımızın; belki de kibirlenip böbürlenerek giydiğimiz kıyafetlerimizin nasıl da saniyeler içerisinde yok olup enkaza döndüğünü gösterdi.

Dünya hayatının bütün şaşasıyla birlikte saniyeler içinde yok olabileceğini; yine bir depremzedenin ifadesiyle “Kırk senelik kazancım kırk saniye içerisinde yok oldu ve kendimi çorba kuyruğunda buldum” ifadesinin hakikatini gösterdi.

Peki, günlerdir gündemde olan depremlerin maddi sebeplerinden başka manevi sebebi yok mudur?

Vardır. Ve insanlık tarihi bunun örnekleriyle doludur. Ekseriya depremler ‘ilahi bir ikaz’dır. Âlimler, “İki Z olunca; üçüncü Z gelir” demişlerdir. Yani ‘Zulüm’ ve ‘Zina’ çoğalınca ‘Zelzele’ meydana gelir.

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu konuda şöyle buyurmuşlardır:

“Zina yayılınca depremler çoğalır.” (Deylemi).

“Günahlar açıktan işlenmeye başlanınca, iyi kötü herkes genel bir azaba maruz kalır.” (Taberani).

Yine deprem musibetini yorumlayan Bediüzzaman Hazretleri;

“Bir belâ, bir musibetten çekininiz ki, geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp, masumları da yakar.” (Enfal Suresi; 25. ayet).

ayetini şöyle tefsir etmiştir:

“Şu ayetin sırrı şudur ki: Bu dünya bir meydan-ı tecrübe ve imtihandır ve dâr-ı teklif ve mücahededir (güç ve gayret sarfetmek). İmtihan ve teklif, iktiza ederler ki, hakikatler perdeli kalıp, tâ müsabaka ve mücahede ile Ebu Bekirler a’lâ-yı illiyyîne (yücelerin en yücesi) çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i sâfilîne (aşağıların en aşağısı) girsinler. Eğer masumlar böyle musibetlerde sağlam kalsaydılar, Ebu Cehiller, aynen Ebu Bekirler gibi teslim olup, mücahede ile manevî terakkî kapısı kapanacaktı ve sırr-ı teklif bozulacaktı.”

“Madem mazlum zalim ile beraber musibete düşmek, hikmet-i İlâhiyece lâzım geliyor; acaba o bîçare mazlumların rahmet ve adaletten hisseleri nedir?”

“O musibetteki gazab ve hiddet içinde, onlara bir rahmet cilvesi var. Çünkü o masumların fâni malları, onların hakkında sadaka olup, bâkî bir mal hükmüne geçtiği gibi, fâni hayatları dahi bir bâkî hayatı kazandıracak derecede, bir nevi şehadet hükmünde olarak, nisbeten az ve muvakkat bir meşakkat ve azaptan büyük ve daimî bir kazancı kazandıran bu zelzele, onlar hakkında, ayn-ı gazab içinde bir rahmettir.” (Sözler, s. 198-99).

Ne mutlu depremin maddi – manevi sebep ve sonuçlarını idrak edip gerekli tedbirleri alabilenlere… Yazıklar olsun sebep ve sorumlu olanlara… Allah rahmet eylesin şehadet mertebesine ulaşan masumlara… Geçmiş olsun yaralı ve sağ olarak bu musibeti göğüsleyenlere… Allah yardım etsin maddi ve manevi yaralarımızı saranlara…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*