Derin yaralar

Din eğitimiyle ilgili tartışmalar Türkiye’nin gündemini her zaman meşgul etmiştir. Maalesef bilen de bilmeyen de bu konuda konuşmuş, ortaya kabul edilebilir bir netice çıkmamıştır. “Bilen de, bilmeyen de konuşmuştur” dedik, ama doğrusu “bilmeyenlerin bilenlerden daha fazla konuştuğu”dur!

Din konusunda uzman olan ehil kişiler, makul bir dil ile ve cesaretle konuşmuş olsalar, belki de bu günkü duruma gelinmezdi. Yaygın bir yanlış olarak İsmet İnönü’ye atfedilen, ama 1922’de Canik Mebusu Emin Gevelioğlu’nun söylemiş olduğu “namuskâr insanların dahi namussuzlar kadar cüretkâr olması” gerektiği sözüne (Kaynak: Yeni Aktüel dergisi, 27 Ekim-2 Kasım 2004) benzer şekilde; haklı ve bilgili olanlar, haksız ve üstelik bilgisiz olanlar kadar cesaret ortaya koymadıkları için sıkıntıları aşamadık. Ne yazık ki bugüne kadar ‘haklı olan’ın değil de, ‘sesi çok çıkanın’ dediği oldu.

Neticede “Müslüman Türkiye”de din eğitimi almak zaman zaman engellendi. Sözkonusu olan sadece “Tek Parti” devrindeki engellemeler değil. Onlara ilave olarak sonraki yıllarda da yapılan kısmî engellemeler de var. Nasıl engellendi? Bugün bile çocuklarımızın Kur’ân öğrenmesinin önünde ‘yaş’ sınırı var. Uygulanıp uygulanmadığı çok önemli değil. Önemli olan bir şekilde Türkiye’yi idare edenlerin, Kur’ân’ın okunup öğrenilmesine engel koymayı düşünmesi ve bunu hayata geçirmesidir!

Pazar günü İstanbul’da toplanan İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği’nin (ÖNDER) 6. İmam Hatipliler Kurultayı sonuç bildirgesinde dile getirilen talepler bu noktada önemli. Bildiride, hiçbir öğrencinin kılık kıyafet nedeniyle öğrenim hakkından mahrum edilmemesi ve başörtüsü önündeki engellerin kaldırılması gerektiği görüşüne yer verilmiş.

Kurultayın sonuç bildirgesinde, “pedagojik gerçeklerden ve dünyadaki uygulamalardan oldukça uzak, tamamen ideolojik bir zeminde hazırlanan” kesintisiz eğitime son verilmesi ve zorunlu eğitimin kademeli hâle getirilmesi gerektiği de hatırlatılmış.

Türkiye’deki din eğitimini sadece imam hatip liselerinde verilen eğitimle ya da onların yaşadığı sıkıntılarla izah edemeyiz. Yani, imam hatip liselerinin önündeki bütün hukukî engeller kalkmış olsa, ‘din eğitimin önündeki engeller kalktı’ diyebilir miyiz? Diyemeyiz, çünkü mesele sadece imam hatip liseleri meselesi değil. Temelde, ilkokul öncesinden başlayıp ‘son okul’a kadar devam eden bir eğitim süreci ve bu arada ortaya çıkan ihtiyaçlar var.

İşte ÖNDER’in düzenlediği kurultayda bu ihtiyaçlar dile getirilip talepler de şöyle sıralanmış:

“Milletimize rağmen 11 yıldan beri sürmekte olan katsayı zulmü kısmen kaldırılmıştır. Emeği geçenlere teşekkür etmekle birlikte eğitimde eşitliği bozan katsayının sıfırlanmasını talep ediyoruz. İmam hatip liselerinde eğitim kalitesi arttırılmalı, Türkçe ve Arapça gerektiği şekilde öğretilmeli, Farsça ve diğer yabancı dil eğitimleri özendirilmeli, müfredatta iyileştirmeler yapılmalıdır. Hiç bir öğrenci kılık kıyafet sebebiyle öğrenim hakkından mahrum edilmemeli, başörtüsü önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bütün ilköğretim ve liselerde öğrencilere dinini öğrenme fırsatı verilmeli, isteğe bağlı olarak Temel Dini Bilgiler ile Kur’ân-ı Kerim dersi seçmeli ders olarak konulmalıdır. Kur’ân-ı Kerim öğrenimi ve Kur’ân kurslarının önündeki engeller kaldırılmalı, yaz Kur’ân kurslarının kalitesi arttırılmalıdır. Artık gelişmiş ülke uzmanları tarafından da sakıncaları zikredilmeye başlanan karma eğitimde ısrar edilmemeli, kız ve erkek okullarının açılmasına izin verilmelidir.”

Önümüzdeki günler, bilhassa ‘karma eğitim’in daha fazla tartışılacağı günlerdir. Bu haklı taleplerin dikkate alınmasını ve ‘derin yara’ların tedavi edilmesini Türkiye’yi idare edenlerden bekliyoruz.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*