Dindarların yaşadığı değişim, dönüşüm!

Bugün dindarlar, maddî cihetten göz kamaştırıcı bir “gelişim” ve bu “gelişim”den daha büyük bir “dönüşüm ve değişim” yaşıyor! İbadetleri, duâları bile değişti, dönüştü! Ne var ki, bu değişim ve dönüşüm dünyevî, nefsî, maddî bir dönüşüm ve değişim!

1980 darbe-i münafıkanesinin ardından başlayan dünyevîleşme, maalesef mütedeyyinlerin dindarlıklarını törpülemeye başladı ve kimilerini yuttu! İşte kimisinin lisan-ı kal, kimisinin lisan-ı hâl ile değişen ve dönüşen ‘düşündürücü’ duâları:

* “Rabbim Sana sonsuz şükür, günde ‘beş öğün’ karnımızı doyurabiliyoruz!”

* “Çok şükür koşuşturup durduğum ihaleyi kazandım!”

* “Geçen sene çoluk-çocuk Bodrum ve Çeşme’de idik. Rabbim nasip ederse, bu Ramazan Bayramında Karaip Adalarına, ardından Miami’ye uçuyoruz; rezervasyonu yaptırdık, haza min fadli Rabbi!”

* “‘Bu zamanda hizmet maddeten terakkiye mutevakkıftır!’ Hele bir köşe döneyim, bak nasıl hizmet edeceğim! Hele bir araba alayım, bakın nasıl Kur’ân hizmetlerine koşturacağım!”

* “Allah’a şükür, şanım, şöhretim, makamım, mevkiim, itibarım yerinde!”

* “Üretemezsek de, bankadan ‘tüketici kredisi’ alıp tüketebiliyoruz çok şükür!”

* “Rabbimin nimetlerini nasıl anmayayım! Bu sene tatilde havuzlu-saunalı, haşamalı bir otele yerleştik ailece. Mescide çıktık; namazı kıldık, dostlarla yemekhaneye indik. Aman Allah’ım, biz şükretmeyelim de kimler etsin! Tabaklarımızı nasıl doldurduk! Eskiden yemek mi vardı, bu denli çeşit mi vardı? Ninelerimiz, dedelerimiz anlatıyor: Kuru bir soğan, kuru bir ekmek, soğanın tepesine bir yumruk indirir, ekmekle yer tarlaya giderdik. Ya bugün! Sana şükür ey Rabb-i Rahimimiz ve ey Rezzak-ı Kerimimiz! 100 çeşit yemek, 100 çeşit salata, yüz çeşit tatlı, onlarca çeşit meyve…” (Self servis, istediğin kadar yemek-içmek var. Tabiî bunun menfî yönü de, israfa kapı açması. “Dindar oteller zinciri” sahibine sordum: Neden böyle yapıyorsun? Dedi ki: “Aksi halde çok adam gelmez, bugün günde 4000 kişiye hizmet verebiliyorsam, bu sayededir!” Anlayacağınız, kazanç israf üzerine kurulmuş, kâr başkasının zararı üzerine bina edilmiş!)

***
Hani Resûlullah (asm), “Sen Allah için hizmetlere ne getirdin ya Ebâbekir!” diye sorduğunda:
“Malımın tamamını ey Allah’ın Resûlü!”
“Geride ne bıraktın?”
“Allah ve Resûlü’nün sevgisini” demişti.
“Ya sen ne getirdin Bekir Bey!” diye sorulursa ne cevap vereceğim?
“Ben de malımın-mülkümün, yatlarımın, katlarımın, atlarımın tamamını dünyada bıraktım Sana geldim!” mi diyeceğim?

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*