İnsan, aile ve toplum hayatının gerekleri

Her insanın hayat yolculuğunda öne çıkan üç önemli vazifesi var olsa gerektir diye düşünüyorum.

1-Kendi akraba çevresiyle olan dar dairedeki münasebetleri.

2-Dost veya mesai arkadaşlarıyla olan ilişki ve sorumlulukları.

3-Sosyal bir varlık olarak “tüm insanlık ailesi ile olan ilişkiler.

Dar dairede; kendi nefsi ve aile fertleriyle irtibat, ilişki, sorumluluk, vazifeler daha ciddi ve önemlidir.

Bu dairede, yaratanın verdiği nimetlere karşı kulluk borcunu yerine getirmek için, gelişim ve eğitim büyük öneme haizdir.

Çekirdek ailedeki yetişme, eğitim devamlılığı toplumun temel yapı taşı olan kişilik ve mizac açısından olmazsa olmaz şartlardandır. Bununla beraber, ülkemizde yetişme alanının darlığı ve kifayetsizliği toplumda meydana gelen birçok problemin ana kaynağıdır. Çocuklarımız ve gençliğimizin yetişmesi ve eğitimi: sevgi-saygı, iletişim, ilgi ve alakayla yakın alakalıdır.

Altı çizilecek konu: şahsiyet ve eğitimin büyük ölçüde ferdin kendisini ve yakın çevresini ilgilendirmesine rağmen medeni münasebet ve ilişkilerin çevreyi ve ilişki kurduğu veya kuracağı insanlarla da ilgisinin olmasıdır. Toplum bütün değerlendirmelerini bu medeni ilişkiler açısından ele alınmakta ve yorumlamaktadır. İnsan sosyal bir varlık olarak her yaptığı ve yapacağı hareketi buna göre ayarlamalıdır.

İkinci olarak; toplum hayatında; gurup, cemaat, topluluk, ideoloji, şirket, siyasi tercih gibi değişik konumlar vardır. Buradaki ana değer ve ölçü; mensup olunan gurup veya topluluğu en iyi şekilde temsil fazileti, meşruluk ve örnek olabilmektir.

Çünkü muhataplar, grup temsilcilerine içinde bulunulan topluluk ve guruba mensubiyet duygularıyla bakıp değerlendirmektedir. Böylece bu durum cemaat, gurup veya topluluğun hassas denge sorumluluğu daha da artırmaktadır.

Dünyada İslâm, Türkiye’de dindar kimlik bu açıdan değerlendirilmektedir. “Risale-i Nur” kimliği taşıyanların da aynı bakış açısıyla değerlendirildiği için çok daha hassas olmaları yılların tecrübesiyle sabittir. Zındıka komitesi ve baskı guruplarının bir Müslümanın ufak bir hatasıyla nasıl meseleyi ayyuka çıkardıkları ve suiistimal ettikleri malumumuzdur.

Üçüncü olarak; insanlık ailesinin bir ferdi olmanın getirdiği sorumluluklardır. Cihanşumul ölçü; medeni ve hukukî münasebetlerde, fert diğer insanlara karşı, hak, adalet, saygı ve medeniyet değerlerini dikkate almak zorundadır. İnsanî ve İslâmî kemâlâtın ölçüsü: medeni, nazik ve adil profildir. Bütün bunların tersi hayatın gerçeklerine en büyük rakip ve handikaptır.

Hizmet odaklı koştururken şahsî dairenin gereklerinin sağlanamaması ve noksanlığı can sıkan noktadır.

Her türlü noksanlığın çözümü, tarihin tespitiyle her dönemde geçerli olan, fıtrat dini İslamdır.

Tatbikini Resulü Ekrem’in (ASM) yaptığı: Kur’an ve Sünnettedir.

Müslüman kimliği hayata ve olaylara biganeliği kaldırmıyor! Çözüm asli ve ilâhî kaynaklardır. Çünkü bu kaynaklar tüm insanlığın bütün dertlerinin sebeb ve çarelerini çok net içinde barındırmaktadır. Bunun için de bu kaidelere aynen uyarak selamete ulaşılır. O zaman, önce fertlere, sonra da topluma “şuurlu bireylerin” yetişmesi gerektiğini bilmemiz lazım.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*