Yaprak kesen karıncalar

Atta olarak da bilinir. Koloni; tek bir kum tanesi boyutundaki işçiler, bu işçilerden kat kat büyük askerler ve orta boylu “maraton koşucular”dan oluşur.

Maraton koşucular, yuvaya yaprak parçaları getirmek için etrafında koştururlar.

Büyük yaprak parçalarını başlarının üstünde taşırken aynı zamanda gizlenirler. Böyle bir görüntüyle karşılaşan kişi; ormanın zemini sanki canlanmış, yürüyormuş hissine kapılır. Bir atta yuvasında, 6 metre derinliğe kadar inebilen yumruk genişliğinde galeriler bulunur. Kum tanesi kadar olan işçiler bu labirentleri inşa ederken, 40 ton kadar toprak çıkarırlar.

Bitkilerde bulunan selülozu sindirebilecek enzimleri olmadığından yaprakları yiyemezler. İşçi karıncalar bu yaprak parçalarını çiğneyerek bir yığın haline getirir ve yuvanın yeraltındaki odalarında mantar yetiştirir. Bu yolla, büyüyen mantarların tomurcuklarından kendileri için gerekli proteini elde eder.

Attalara düşman olan sinek türü her karıncanın baş kısmına bir tane yumurta bırakır. Karıncanın vücudunda zamanla gelişip yumurtadan çıkan yavru sinek, hayvanın beynine kadar ilerleyerek ölümüne sebep olur. Bu sebeple işçi karıncalar, yanlarına küçük boy yardımcıları alarak onları yaprağın üzerine yerleştirirler. Sineğin saldırısı sırasında da bu küçük koruyucular yaprağın üzerinden düşmana karşı mücadele verirler.

Attalar, yaprakları yuvalarına taşırken kullandıkları yoldaki bütün dal parçacıklarını, küçük çakıl taşlarını, çimenleri ve yabani otları temizleyerek pürüzsüz bir anayol elde ederler.

Karıncanın, çene kemikleriyle yaprağı parçalarken bütün vücudunun titrediği görülür. Bilim adamları bu titremenin, yaprağı sabit tuttuğunu ve böylece kesilmesini kolaylaştırdığını fark etmişlerdir. Kesme işlemi sırasında her iki çene kemiğinin de saniyede 1000 defa aşağı ve yukarı titreştiğini saptayan araştırmacılar, ölü karıncalardan çene kemikleri alıp aynı hareketi taklit etmeye çalışmışlardır. Sonuçta, karıncaları taklit ederek çene kemiklerini saniyede 1000 defa titreştirdiklerinde, yaprağın sabit kalarak düzgün ve kolay kesildiğini görmüşlerdir.

Aynı zamanda bu titreşim sayesinde karınca, arkadaşlarına iyi bir iş üzerinde olduğu mesajını vererek diğerlerini de buraya çekmektedir. Çünkü, özellikle attaların yaşadığı iklim bölgelerindeki birçok bitki zehirlidir. Karıncaların, her yaprağı kendilerinin test etmesi ve bu şekilde riske girmesi onlar için büyük bir tehlikedir. Bu yüzden daima, diğerlerinin işlerini başarıyla tamamladıkları yerlere gitmektedirler.

Attaların; yaprak kesimini ustaca yapmaları, düşman sineklerden koruyan karıncaları da taşımaları, pürüzsüz otoyol inşa etmeleri, mantar yetiştirmeleri, vücut titremelerinin yaprağın kesimine arkadaşlarına mesaj vermeye yaraması ibretli birer yaratılış numunesi olduğunu ispat eder. İbret almak duasıyla…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*