“İstiğna” düsturu!

Üstad Bediüzzaman Hazretleri Risalelerde müteaddit defa “Zamanın cemaat zamanı olduğunu belirtir.” Günümüzde bu ihtiyaç daha şedid hale geldiğini müşahede ediyoruz. Zira yanlızlaşan ve içine kapanan “modern insan” bu ihtiyacını evcil hayvanlarla, telefon, televizyon, bilgisayar gibi makinalarla doldurmaya çalışsa da başarılı olamıyor. Bu makinalardan sonraki adımlar da gayrimeşru eğlenceler ve topluluklarda bulunma, içki, uyuşturucu, sigara gibi alışkanlıklar olarak sıralanabilir. Bunlar da yeterli gelmeyince çeşitli depresyon ilaçları ve belki de intihara yol açabilecek düzeyde ağır neticelere sebep olabilmektedir…

Peki, insanlık bu denli iman ve kuran hizmetine ihtiyacı olmasına rağmen neden fıtratlarına uygun bir cemaate dahil olmuyorlar? İki büyük sebebinin olduğunu düşünüyoruz. İlki özellikle 15 Temmuz ile başlatılan “korku imparatorluğu.” İnsanlarımız herhangi bir cemaate katılırlarsa işini, aşını, ailesini, çevresini kaybetmekten ve hapse girmekten korkuyor. Nelerden ve ne kadar korkmamız gerektiğini desiseyi şeytaniyenin korku bölümüne havale ederek bu yazımızın asıl konusu olan ikinci sebebine geçelim:

Bir şekilde korku duvarını geçebilen “cesur”ları yeni bir handikap bekliyor. O da acaba bir cemaate dahil olursam benden sürekli aidat, abonelikler, çeşitli maddi yardım talep ederler mi? sorusu ister istemez akla geliyor. Haksız da değiller açıkçası. Zira geçmişte bazı cemaatlerin sicili bu manada hiçte iç açıcı değil. Peki bu soru işaretlerinin çözümü nedir? Üstad hazretleri İkinci Mektupta tam altı madde halinde izah ediyor. İman ve kuran hizmeti yapanlar kendini ikinci mektupta belirtilen kaidelere riayet ederek “istiğna” düsturunu yaşamalıdırlar!

Üstad Hazretleri bizzat “yaşayarak!” örnek olmuştur. Daha ilk sebep de “İlmi ve dini kendilerine medar-ı maişet yapıyorlar.” (Mektubat, s. 25) deyip insafsızcasına onlara hücum ediyorlar. Bunları fiilen tekzip lâzımdır.” diyerek sözle değil yaşantıyla cevap vermek gerektiğini belirtmiştir. “Fiilen tekzip” tüm iddialara verilecek en tesirli ve kısa yanıttır.

İkinci sebep, bizlere ayetlerden atıflar yapılarak hiçbir çabanın karşılıksız kalmayacağı, Sonsuz ikram sahibi Rabbimizden ücret beklemenin çok daha “kârlı ve ihlâslı” olduğu ifade edilir.

Üçüncü sebepte, alan veya verende ya da her ikisinde de birinci söz hatırlatılarak “gafil, minnet ve sebep” hususlar nazara verilerek hatalara fırsat verilmemesi gerektiği konusunda ikaz edilir.

Dördüncü sebepte, “tükenmez hazine ve defineler” olarak tanımlanan “tevekkül, kanaat ve iktisat” kavramlarının asıl zenginlik ve servet olduğu belirtilir.

Beşinci sebepte, Üstad Hazretleri istese de halkların malını (hususan zengin ve memurların) almaya yetkili olmadığını, ne zaman alsa “Bazıları bana dokunuyor belki dokunduruluyor, yedirilmiyor. Bazen bana zararlı bir surete çevriliyor.” şeklinde ifade ediyor. Bu durumunda çıkarılması gereken neticenin de “Demek, gayrın malını almamaya manen bir emirdir ve almaktan bir nehiydir.” cümlesiyle özetliyor.

“İnsan, ihsanın kölesidir” meşhur bir sözdür. Halklarını malını almak normal hayat düsturlarından da taviz vermeyi gerektiriyor. Her vakit misafir kabul edememesi, tasannu ve temellüğün hayatında yeri olmaması mevzunun anlaşılması için yeterli olmaktadır.

Altıncı sebepte, İbn-i Hacer’in fetvası nazara veriliyor: “Salahat niyetiyle sana verilen bir şeyi, salih olmazsan kabul etmek haramdır.” ( Mektubat, s. 26) Üstad, bu fetvayı öyle bir izah ediyor ki kişi salih olsa da olmasa da “haram!” olduğunu net bir şekilde fehmetmemizi sağlıyor.

İman ve kuran hizmetinde bulunanlar bu sebeplere çok dikkat etmesi elzemdir. Gerçekten bu dünyayı bir tarla olarak görmek ve ona göre hareket etmek gerekir. Bu mektubun son cümlesi hepimiz için ehemmiyetli bir ikaz niteliğini taşımaktadır vesselam: “Hem âhirete müteveccih a’male mukabil sadaka ve hediyeyi almak, âhiretin bâki meyvelerini dünyada fâni bir surette yemek demektir.”( Mektubat, s. 26)

Not: Konunun detayını, Euronur.tv ve Yeni Asya sitelerinde yayınlanan “İlmi ve dini kendilerine medar-ı maişet yapıyor diye hücum ediyorlar” adlı video dersimizi izleyebilirsiniz.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*