Korsan maddeye geçit vermeyin

Meclis gündemindeki torba kanuna sokuşturulmak istenen korsan maddenin öncelikli hedefi, açıkça belli ki Risale-i Nur Külliyatı, ama kapsamı onunla sınırlı değil.

Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri Kenan Kocatürk’ün “Bu düzenleme başta Nâzım Hikmet, Aziz Nesin, Sabahattin Ali ve Musa Anter olmak üzere çok sayıda yazar ve şairi aynı kategoriye sokabilir” değerlendirmesi (Cumhuriyet, 21.6.14) işte bu vâkıaya işaret ediyor.

Onun için, tasarıyı görüşen Plan ve Bütçe Komisyonunun sol görüşteki üyeleri de konuya duyarlılık göstermeli ve “Risale-i Nur bizi ilgilendirmez” demeyip, o maddeye karşı çıkmalı.

(Dahası, sadece Risale-i Nur bile söz konusu olsa, bu hassasiyeti ortaya koymalılar. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun ağzından “Artık 30’lu-40’lı yılların partisi değiliz” diyen CHP’nin geldiği çizgi de, Bediüzzaman’ı müsbet anlamda referans gösteren BDP’nin tavrı da bunu gerektiriyor.)

Çünkü madde kanunlaşırsa hükümet aklına estiğinde başka yazarların kitaplarını da “memleket kültürü için önemi haiz görülen eser” kategorisine alıp, “kamuya mal etme”ye kalkabilir.

O eserler üzerindeki hakları kullanacak bir makam veya müessese oluşturabilir; hak sahiplerinin “münasip bir bedel” talep etme haklarını mahfuz tutarak eserleri devletleştirebilir.

İfadeye bakar mısınız: “Münasip bir bedel.”

Nedir bunun ölçüsü; neye göre münasip; bunu kim hangi esas ve kritere göre tayin edecek?

İlgili ilgisiz herşey rastgele içine tıkılarak hazırlanan “torba kanun” mantığı, hukuk dilini de bu hale getirdi. Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü bu mantık ve dille mi tesis edilecek?

Hak sahiplerine “münasip bir bedel” ödenmesini “talep etmeleri” şartına bağlayan korsan madde, bu bedelin nasıl belirlenip hangi kurum tarafından ödeneceği ve eserden elde edilecek gelirin hangi amaçla kullanılacağı gibi detayların tanzimini de hükümete bırakıyor.

Bunun, bilhassa Risale-i Nur’la ilgili neşriyat hizmetlerini tamamen siyasî iktidarın kontrolüne vermekten başka bir anlamı olabilir mi?

Bediüzzaman’ın ısrarla ve defaatle vurguladığı prensipler gereği, en önemli özelliklerinden biri siyasetten bağımsız bir zeminde yürütülmesi olan bir hizmetin mensupları böyle birşeye rıza gösterebilirler mi? Bu, olacak şey mi?

Velhasıl, neresinden bakılırsa bakılsın, son derece problemli bir madde ile karşı karşıyayız.

Dileriz, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri evrensel hukuk kriterleriyle de, temel hak ve hürriyetlerle de, toplum gerçekleriyle de, kanun yapma tekniği ile de çelişen böyle tuhaf bir maddenin metinde yer almasına ve bu ayıbın Genel Kurula taşınmasına geçit vermezler.

Onlardan bu duyarlılığı bekliyoruz.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*