Nur’a düşman Türkçü Nihal Atsız

TARİHİN YORUMU 11/12 ARALIK 1975

Türkçülük fikrinin reislerinden biri olan Nihal Atsız (1905-11 Aralık 1975), ne hikmetse, bu seneki ölüm yıldönümünde hayli farklı ve abartılı şekilde anıldı. Bilhassa TRT programlarında…

Bazı akademisyenlerinde çıkarıldığı o programlarda, Atsız’ın fikriyatı anlatıldı ve ona türlü methiyeler düzüldü… Bunda, siyasî konjonktürün de etkisi (Cumhur İttifak) inkâr edilemez derecede zuhûr etti.

Son yıllarda, sağcı-solcu Türkçüler ve Atatürkçüler, devletin hemen bütün kurumlarına girdiler, hatta çöreklendiler. Dindar görünümlü iktidar ise, onlara adeta “eli mahkûm” durumda görünüyor.

Nihal Atsız, kendi dâvâsına tam inanmış ve bu uğurda çile çekmiş bir Türkçü-Turancı fikrinin öncü kişilerinden biridir. Bu yönüyle de, ciddî takdir görmüştür.

Çok sayıda Türkçü yetiştiren Atsız, daha fazla sayıda Kürtçü ve sair Türk düşmanı kimselerin türemesine de sebep olmuştur.

Atsız, aynı zamanda bir Said Nursî ve Nurcu düşmanıdır. Öyle ki, bu meyanda yalan, düzmece, kurmaca ve iftira yüklü yazılar yazmaktan bile çekinmemiştir.

İşte, gerçek bir Nihal Atsız portresi…

1905 doğumlu ve Türkçü-Turancı cereyanın öncülerinden biri olan H. Nihal Atsız, 11 Aralık 1975’te İstanbul’da öldü.

Ancak, onun hemen hiç değişmeyen bir ideolojik mesleği vardı: Irkçılık mânâsındaki Türkçülük. Öyle ki, Türkçülerin bir kanadına göre, o “Türk milliyetçiliğinin Ziya Gökalp‘ten sonraki en büyük ismi”dir.

Muhtemelen öyledir: Yani, Atsız da Gökalp gibi “büyük isim”dir. Ne var ki, bu dominant büyüklüğün içinde gayr–ı insanî bir küçüklük alâmeti var: İnsanlığın ayıbı olan ve daha ziyade hayvan türleri için geçerli sayılan ırkçılık, yahut kafatascılık.

Çermikli Ziya Gökalp, mâlûm; “Kürt Ziya” şöhretiyle önce Kürtçülük yaptı, 1908’den sonra ise tam yüz seksen derece dönüş yaparak, bu necip milletin başına “Türkçü Ziya” kesildi. Dolayısıyla, Türkiye’deki ırkçıların ilk teorisyenlerinden biridir “karanlık” Ziya. Bir anlamda, onların reisi, öncüsü ve fikir babasıdır.

Gökalp’ten sonra, ırkçılık sahnesini bir başka şöhret olan Nihal Atsız aldı. O da yazıp söylediği hemen herşeyi Türkçülük esasına getirip dayandırırdı. Hatta, bununla da yetinmeyerek, birtakım âlet-edevatı da kullanmak sûretiyle, insanların kafataslarını ölçüp biçmeye, kaş, göz ve saçlarına bakarak gûyâ kimin Türk olup olmadığını belirlemeye çalıştı.

Araştırmacı-yazar Niyazi Berkes, Unutulan Yıllar (İletişim) isimli eserinde, kafatasçı Atsız hakkında şu tesbit ve nitelemede bulunur: “Büyük iddiaları için gerekli olan antropoloji, tarih, felsefe alanlarında bir şey bilmeden, insanları kaşlarına, gözlerine, saçlarına ve yüzlerinin rengine göre ırklara ayıracak kadar bilgisiz bir zavallı.” (Age, s. 174)

Nihal Atsız

Türkten başka herkese düşman kesilen, dolayısıyla herkesi Türk’e düşman etme becerisi(!) gösteren (Bkz. Türk´e düşman kazandırma stratejisi) Atsız, ekseriyeti Türklerin arasında bulunan ve “Nurcular” olarak bilinen vatandaşlara karşı da amansız bir düşmanlığın âdeta katalizörü olur.

Nurculuğu ırkçılık emellerine büyük bir engel olarak gören Atsız’ın “Nurculuk denen sayıklama” başlıklı uzunca bir makalesi var. Sonraları defalarca dolaşıma giren bu makale, ilk olarak 1964’te yayınlandı. Tam bir “iftiranâme” hüviyetindeki bu makale, Türkçülerin adeta ilham kaynağıdır.

Atsız, 1940’ta yazmış olduğu İçimizdeki Şeytanlar isimli kitapçıkta, açıktan açığa “Irkçı, Türkçü ve Turancı olduğunu” bizzat kendisi ifade ediyordu. Çatışmacı ve geçimsiz bir Türkçü olan Atsız, eş, baba ve aile reisi olarak da “şiddetli geçimsiz” bir kişilikti. Şubat 1936’da ikinci eşi Bedriye Hanım ile evlenen Atsız’ın bu evlilikten Yağmur (1939) ve Buğra (1946) isimli iki oğlu dünyaya geldi. Bedriye Hanımdan da, 1959 yılında “şiddetli geçimsizlik” sebebiyle ayrıldı. Bedriye Hanım ise, iki çocuğunu da yanına alarak yurt dışına gitti.

İşte, Müslüman Türk’e yaraşır bir fikir adamı olamadığı gibi, örnek bir aile reisi de olamayan Atsız, ne yazık ki belli bir ırkçı kesimin fikir babası olmuş. Ve, işte bu şahıs, Said Nursî hakkında “Evlilik konusunda Türklere ayrı, Kürtlere ayrı şeyler söylemiş” diye iftira edecek kadar ileri gittiği halde, bazıları hâlâ onu “fikir babası” görüp arkasından gitmeye çalışıyor.

Benzer konuda makaleler:

1 Yorum

  1. Değerli yorumcumuz, her görüşe eşit mesafede durmakla birlikte; hakaret, küfür, aşağılama vb. içeren, toplumsal hassasiyetleri zedeleyici nitelikteki ve büyük harfler ile yazılan yorumları yayınlayamıyoruz. Kriterlere uygun olarak yeniden yorum yazmanızı diler, ilginize teşekkür ederiz. Saygılarımızla. (Editör)

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*