Ortak değerlerimiz mi, farklı fay hatları mı?

Aynı aile, sülâle, grup, cemaat, zaman ve mekânda da olsa insanoğlu fıtratının gereği başka ve farklı bir hayat tarzı yaşayabiliyor. Çok farklı fikir ve görüşlere sahip olabiliyor. Aslında bu bir hazinedir.
İnançlı olan bir şahıs, yaşantısını iman, inanç ekseninde düzenleme gayret ve çabasındayken, dünyaya tutkun birisi de kendi görüşüne uygun başka ve farklı bir yaşantıyı tercih edebiliyor.

Manevî değerlerden uzak, farklı terbiye tercihleri, dış tesirlerin etkisi farklı bir “fay hattına” dönüştüğünü yaşayarak görüyoruz. Her türlü yanlış insanlığa ve topluma zarar veriyor.

Farklılıklar zenginlik kaynağı olmalı iken, kutuplaşma ve ayrışmanın sebebi oluveriyor. Bu topraklarda rahmet ve berekete nail olanların, kalitesinin ve sayısının artmasına duâ ediyoruz. Mesafeli olanlara da, Allah’tan hidayet temennisinde bulunuyoruz.

İnsanlık olarak yaşanan; başta, terör, savaşlar, deprem, çığ, yangın, soygun, cinayet, şiddet, zulüm, göçmen krizi ve ocaklara kor ateş düşürten şehid haberleri! Bunlara bakış açısı ve yorumlarda bile ciddî bir mihver sapması var! Her olayı istismar, tek taraflı değerlendirme ve yorumlar vicdanları yaralıyor. Şehitlik gibi yüce bir kavramın bile, siyasette, parti ve tarafgirlik menfaatine alet edilmesi içimizi acıtıyor.

Manevî, insanî, medeni değerlere saygı duymak, sakin ve makul olmak herkes için zaruridir. Olayların yorumlanması farklı olabilir. Mecrasından sapıtıp aşırılık ve kutuplaşmaya götürülmemelidir.

Menfaate dayalı, istismarcı, karamsar tabloyla değerlendirilmemelidir. Her olayın mânevi boyutu da, tefekkürle, kaderle, ders, ibret almaya yönelik bir tarzda değerlendirilmelidir. Zihinlerde olan farklı fikirler, tahripçi, yıkıcı menfi “fay hattına” gitmemelidir.

Maddeci zihniyet, olayı tahrik aleti olarak kullanmadan medenî ve insanî boyutuyla kullanmalı. Menfaat devşirme ve hücum şeklinde tatbikata geçmemeli.

Manevî düşünce ve zihniyette olanlar da bu değerleri inhisarcı ve alet edecek şekilde kullanmamalıdırlar. İşin aslı, olayların kaderî boyutuyla, yapılan gaflet, işlenen şahsî günah ve kusurlar hatırlanmalı. Tevekkül ve teslimiyet kalp huzurunu netice verir. Dünya-ahiret her türlü hadiseyi doğru tahlil, yorum, gerçek manada sebep ve hikmetlere inerek değerlendirmek. Devamlı zinde, uyanık, arayış içinde olan insan aklı, ancak gerçek mantıklı izah ve delillerle ikna olur. Huzur bulur. Tatmin olur.

Allah’a şükürler olsun ki insanlığın her türlü derdine derman olacak İlâhî emirler manzumesi olan Kur’ân’ımız var. Bu emirlerin yorum ve şerhi olan milyonlarca hadisi şerifler var. Bütün insanlığa müjde ki her türlü soru-metafizik ötesi dahil- dertleri, Kur’ân’dan aldığı dersle açıklığa kavuşturup yorumlayan Risale-i Nur Külliyatı gibi Kur’ân’ın manevî ve mu’cizevî bir tefsir var!

Dünyanın her köşesine ulaşan, Risale-i Nurlar, insanlığa manevî bir fikir elçisi ve rehber konumundadır. Her türlü görüş, inanış, grup, sınıftaki insanlara gerçek manada bir el kitabıdır. Çünkü Risale-i Nurlar’da, her konu, soru ve problemin, tesbitini, teşhisini, çözümünü ve neticesini, ikna edici, akıl ve mantık çerçevesiyle izah ve ispat etmektedir. Dili, tatlı, nazik, icazlı, öz, fıtrata uygun ve samimidir.

Toplumumuzda olan, mevcut bu iki ayrı “fay hattı” ayrışmanın barışması lâzım. Başta din adamları ve dindarlar tarafgirliğe girmemeli. Siyasetçiler dillerine dikkat edip aşırıya kaçmamalı. Medya haddini aşmamalı. Toplumun her kesimi kendi konumu ve sınırları içerisinde kalmalı. Her şey yerli yerine oturmalı. Huzura ve kardeşliğe giden yola taş döşenmeli. Manevî sorumluluk ve vebali kavrayan bir irade kalp, gönül ve his dünyalarında hâkim olmalı.

“Farklı fay hattı,” kırılma, kırma, öteleme, ayrışmaya su taşıtır. Karşılıklı saygı, tolerans, sabır, hazım ve olgunluk hayatın tadı ve mayasıdır. Değerlerin yerine oturması ve tatbiki en büyük dileğimizdir.

Toplumun her kesiminin ortak değeri ve paydası olan din, maneviyat, ahlâkî, tarihî ve kültürel değerler hiçbir grup ve kesim tarafından istismar ve alet edilmemelidir.

Kim, nerede, hangi makam ve konumda olursa olsun, ağzını bozmamalı, haddini aşmamalı, muhataplarına saygılı davranmalıdır. Her değer, herkesçe, eşit olarak kendi konumunda hakkı olduğu şekilde anlaşılıp idrak edilmeli ve kullanılmalıdır. Din ve maneviyatın istismar edilmesi de, görmezden gelinip dikkate alınmaması da büyük bir eksiklik ve hatadır.

Topluma ve insanlığa zarar verici farklı “fay hatlarından” uzak kalıp, barış ve huzur içinde bir kardeşliğe geçebilmek, ancak böyle mümkün olur. Hepimizin ortak kazancı ve huzuru, “farklı fay hattı” meydana gelmemesine, getirilmemesine bağlıdır!.

Huzuru amaçlayan, “farklı fay hatlarından” uzak, belâ ve musîbetlerden arınmış günler ve anlarda birlikte olmak dilek ve temennilerimizle.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*