Manevi ve ulvi makamlar

“Zaman ihtiyarlandıkça, Kur’ân gençleşiyor” diyor Bediüzzaman. Evet, insanlık bu helâket, felâket asrında bir savrulma yaşıyor. Çareyi de maddî ve materyalist felsefeyle arıyor. Kur’ân ve İlâhî emirlere mesafeli duruyor. İlâhî hakikatler insanlığa mal edilmelidir. Vicdan ve akl-ı selimin yolu tercih edilmelidir.

Bu konuda Bediüzzaman çare olarak; “Eğer biz doğru İslâmiyeti ve İslâmiyete lâyık doğruluğu ve istikameti göstersek” şeklinde tesbitte bulunmuştur. İslâm, Kur’ân ve manevî değerler toplumun ortak malıdır. Hiçbir kurum tarafından istismar edilmemelidir. Aksi; hem büyük bir vebal hem de dehşetli bir cinayettir. İslâm coğrafyasında yaşanan yanlışlıklar bunu açıkça göstermektedir. Başımıza gelen büyük felâketlerin sebeplerinden birisi de budur.

Manevî inanç ve değerlerin, kavramların aslına uygun ve fıtratında kullanılması zaruridir. Müslüman kimliği adı altında, İslâm adına yapılan yanlışlar affedilemeyecek birer cinayettir. Dine mesafeli ve din konusunda bilgi noksanlığı olan birçok kişinin dinden, imandan, Kur’ân’dan soğumasına sebeptir. Bu çok ağır bir vebal ve yüktür.

İman ve inanç konularının istismarından kesinlikle uzak durmalıdırlar. Çünkü: Manevî makamlar Allah’ın vergisi, lütfu, ihsan ve nimetidir. Dünyevî herhangi bir maksat, makam, menfaat ve istismar için değildir. Çünkü;

·  Manevî makamlar bir ışık ve nurdur. insanlık için Rehber ve pusuladır.

·  Ulvî ve Manevâ makamlar değişmez, eskimez, solmaz, perdelenmez, hakikatler zinciridir!

·  Manevî makamlar insanlık için, bir ihtiyaç, gıda ve enerjidir.

· Hz. Muhammed’i (asm), ümmiliğine rağmen Muhammed’ül emin (asm) yapan bu ilâhî makamdır.

· Hz. İsa’nın masumluğu ve şifa veren haleti bu manevî, İlâhî makam ve ikramdandır.

·  Hazreti Eyüp’ü Sabırla imtihan ve tarihe mal eden bu manevî makamın teslimiyetidir.

· Hazreti Nuh’u tevekkülde tutan İlâhî ve manevî makamın ağırlığıdır.

· Hazreti Yakub’un evlâtlarıyla yürek dağlayan imtihanı bu manevî makamın gereğidir.

·  Hazreti Yusuf’u nefis mücadelesinde sarsmayan hal bu manevî makamın mesuliyetidir.

· Hazreti Musa’nın kavmi ile olan imtihan ve tecrübesindeki sabır ve dayanma gücü bu manevî makamın ağır sorumluluğu ve mükâfatıdır.

Peygamberlerin mu’cizeleri, İnsanlığın âcizliğinin belgesi, gelişmenin rehberidir.

·  Hazreti Ebu Bekir’in bütün insanlığa mal olan “Sıddık” payesi bu manevî makamın ruhudur.

· Hazreti Ömer’in Farukiyet makamı bir manevî ihsandır.

· Hz. Osman’ı hilm ve haya nişanesiyle şereflendiren bu manevî makam derinliğidir.

· Hz. Ali’nin ilim ve cesareti, bu manevî makamın en büyük ikramı ve nimetidir.

·  Gavs-ı Âzam’ın imanı, bu manevî makamın asırları kucaklayan ihatasıdır.

· Fatih’e çağ açıp, çağ kapatan ufku nakşeden bu manevî makamın saltanat yüküdür.

·  Risale-i Nurlar’ın bütün şer ve zındıka kuvvetlerine karşı yenilmezliği, hâkimiyet ve saltanatını sürdürmesi bu manevî makamla, “sırrı ihlâsı” kazanıp yaşamasıdır.

· Bediüzzaman’ın helâket, felâket asrında, dâvâsını başa çıkarması bu ma-nevî makamın ilâhî gücü, ihsanı ve ikramıdır.

·  Hakikatin Gür Sesi, Risale-i Nurlar’ın Naşiri efkârı olan YENİ ASYA’ya her yönden gelen bunca hücum, itham, hakarete karşı sarsmayan, Bediüzzaman’ın medyadaki sesi ve müdafii olmanın verdiği bu manevî ciddiyet ve sorumluluk, inayet-i Rabbaniye ve hıfz-ı İlâhîdir.

Maneviyatın usûlü; dâvet ve tebliğdir. Dünyeviliğin usûlü: tanıtım ve reklâmdır.

Manevî değerleri aslına uygun tanımak, yerinde icra edip kullanmak, ilmin gereği, fıtratın lüzumudur. Aynı zamanda da fazilet ve medeniyet ölçüsüdür.

Her türlü istismardan uzak kalmak ümit ve temennisiyle.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*