Orucun hikmetleri – 1

Ramazan orucu, İslamiyet’in beş şartından birisidir. “Şeair-i İslamiye”dendir. Yani İslam’ın alamet ve işaretlerindendir. Bu alametlerden biri bir memlekette veya beldede görüldüğü zaman oranın Müslüman olduğuna kanaat verecek işaretlerdendir. Şeair, bütün Müslümanları ilgilendiren bir konu olduğu için yaşatılmasından bütün Müslümanlar sorumludur. Bu tür meseleleri bir kişi yaşasa bütün Müslümanlar bundan istifade ederler. Terk edilmesinden de hepsi sorumlu olur.

Ramazan orucunun Allah’ın Rablığına bakan bir yönü vardır.

Allah kainatı büyük bir sofra haline getirmiştir. Bütün nimetlerini bu sofraya dizmiştir. Bin bir çeşit lezzeti bu sofraya koymuştur. Her çeşit mahlukat bu sofradan istifade etmektedir. Bu sofranın etrafındaki misafirler sadece insanlardan ibaret değildir. Bütün varlıklar bu sofranın etrafında dizilmişler ve istifade etmektedirler.

Kurulan sofra umuma açık olunca istifade edenler şükür noktasında bazen gaflete düşmektedirler. Herkese açık ve hiç kesilmiyor. Bu hep böyle devam edecek gibi algılanmaktadır. Şükretmekte gaflete düşmek, nimeti ve nimet vereni unutmak sıkça meydana gelmektedir.

Her nimetin bir bedelinin olduğu, devam etmesinin o bedeli ödemekten geçtiği, bedelin ödenmemesi durumunda nimetin kesilme riskinin bulunduğu gayet açıktır. İnsani ilişkilerimizde de böyle değil midir? Şükredildiği takdirde Allah nimetini artıracaktır. Şükredilmediği zaman da ceza gelecektir. Özellikleri farklı da olsa bir bedel ödenecektir.

Allah kullarına karşı çok merhametli olduğu için rızkını kesmiyor fakat cezayı başka türlü ödetiyor. Ahirete ertelediği de oluyor.

İnsanlar şunu hep akıllarında tutmak durumundadır: Mühlet vermek- zaman tanımak ihmal etmek anlamına gelmez. Şükürsüzlüğün de bir bedeli var, er yada geç ödemek zorundadır. Burada olmazsa ahrette ödeyecektir. Ama mutlaka ödeyecektir.

Dünya bir kışla gibidir. Kışlanın disiplini çok önemlidir. Bu disiplini bozan mutlaka bunun bedelini ödeyecektir.

Kışlanın sahibi, şu hareketleri şu zaman içinde şöyle yapacaksınız, veya şunları yapmayacaksınız, şu davranışlardan uzak duracaksınız diyor. Bu bir disiplindir.

Oruç tutan insanlar bu disipline riayet etmektedirler. Önünde her imkan olduğu halde yemekten içmekten uzak durup Allah’ın Rububiyetine itaatini göstermektedir. Onu Rab kabul edip emirlerine saygı göstermektedir. Onun için önünde sofra kurulu olduğu halde yememektedir. Onun izin verdiği sınır olan akşam ezanının beklemektedir.

Bu itaatin bedelini ancak Allah verir. Yapılan itaat ve ibadet sadece onun hatırı için yapılmakta, bedelini de ancak o verebilir. Zaten ondan başkasının hatırına da bu açlık çekilmez.

İnsan diğer nimetlerden belli oranlarda kendini uzak tutabilir. Susuzluk ve açlık hiçbir şeye benzemez. Onlara katlanmak çok zordur. Bunu ancak yaşayan bilir. Öyle küçük hatırlar için bunlara katlanmak olmaz.

Onun için oruç büyük bir ibadettir. Onun için İslam’ın alametlerinden sayılmıştır. Allah’tan başkası için böyle bir sıkıntıyı çekmek çok zordur. Sevabını da anacak Allah verir. Oruç ancak Allah için yapılacak bir ibadettir.

Not: Herkesin ramazanını tebrik ediyorum. Her türlü hayırlı işlere vesile olmasını diliyorum. Günahlar için yaprak dökümü, sevaplar için bahar olmasını niyaz ediyorum.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*