Risâle-i Nur gözüyle Kur’ân(2)

Risâle-i Nur, “Kur’ân-ı Kerim’de takip edilen maksad-ı aslî; ispat-ı Sani, nübüvvet, haşir, adalet ile ibadet esaslarına cumhur-i nası irşad ve isal etmektir.”28 diyerek, Kur’an’ın kâinata bakış açısını şu şekilde izah etmiştir: “Kur’an-ı Kerim Cenâb-ı Hakkın vücut, vahdet ve azametine istidlal (delil getirmek) suretiyle kâinattan bahsetmiştir, yoksa kâinatın bizzat keyfiyetini izah etmek için değildir. Çünkü Kur’ân-ı Kerim, coğrafya, kozmoğrafya, gibi kasten kâinatın keyfiyetinden mana-i ismi ile bahseden bir fen, bir kitap değildir; ancak kâinat sahifesinde yazılan sanat-ı İlâhiyenin nakışları ve yaratılan kudretin mu’cizeleri ve kozmoğrafyacıları hayrette bırakan nizam ve intizamla, mana-i harfî ile Sani ve nizam-ı hakikiye istidlâl keyfiyetini öğretmek için nazil olan bir kitaptır.”29

“Kur’ân’ın i’cazını beyan eden, Kur’ân’ın malı olan ve Kur’ân’dan tereşşuh eden Risâle-i Nur’u”30 Kur’ân çok methederek ona işaretler etmektedir. Risâle-i Nur’un Birinci Şuâsı bunu ispat etmiştir. “Risâle-i Nur’a işaretleri Birinci Şuâda beyan olunan otuz üç âyetten hangisi gelse bakıyorum ki, o âyetin sahifesi ve yaprağı ve kıssası dahi Risâle-i Nur’a ve şakirtlerine, kıssadan hisse almak noktasında, bir derece bakıyor”31 “Hem Risâle-i Nur’u efradına dâhil eder, hem yine Risâle-i Nur’un şecere-i mübareki Furkan-ı Hâkim olduğunu gösterir.”32 diyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, “Kur’ân-ı Hâkim mürşidimizdir, üstadımızdır, imamımızdır, her bir adabta rehberimizdir. Yazılan Sözler onun bir nevî tefsiridir. Ve o risâleler ki, hakaik-ı Kur’âniyenin malıdır ve hakikatleridir.”33 gerçeğine daima dikkat çekmektedir.

“Rabbimizi bize tarif eden en büyük bir külli muarrif”34 ve “Peygamberimizin (asm) en büyük mu’cizesi olan Kur’an,”35 Risâle-i Nur gözüyle, “Bu dünyada öyle nuranî ve saadetli ve hakikatli bir surette bir tebdil-i hayat-ı içtimaiye ile beraber, insanların hem nefislerinde, hem kalplerinde, hem ruhlarında, hem akıllarında, hem hayat-ı şahsiyelerinde, hem hayat-ı içtimaiyelerinde, hem hayat-ı siyasiyelerinde öyle bir inkılâp yapmış ve idame etmiş ve idare etmiş ki, on dört asır müddetinde, her dakikada altı bin altı yüz altmış altı âyetleri kemal-i ihtiramla, hiç olmazsa yüz milyondan ziyade insanların dilleriyle okunuyor ve insanları terbiye ve nefislerini tezkiye ve kalplerini tasfiye ediyor. Ruhlara inkişaf ve terakki ve akıllara istikamet ve nur ve hayata hayat ve saadet veriyor. Elbette böyle bir kitabın misli yoktur, harikadır, fevkalâdedir, mu’cizedir.”36 “Hatta Risâle-i Nur, Mu’cizat-ı Kur’âniye Risâlesinde, fennin iliştiği bütün âyetlerin her birisinin altında Kur’ân’ın bir lem’a-i i’cazını gösterip, ehl-i fennin medar-ı tenkit zannettikleri Kur’ân-ı Kerim’in cümle ve kelimelerinde fennin eli yetişmediği yüksek hakikatleri ihzar edip, en muannit feylesofu da teslime mecbur ediyor.”37 Hem “Her şeyin Kitab-ı Mübin’de mevcut olduğunu tasrih eden ‘Yaş ve kuru ne varsa apaçık bir kitapta yazılmıştır.’ (En’am S.59) âyet-i kerimesinin hükmüne göre, Kur’ân-ı Kerim, zahiren ve batınen, nassen ve delâleten, remzen ve işareten her zamanda vücuda gelmiş veya gelecek her şeyi ifade ediyor.”38

Bu sebeple, “Madem bu elimizdeki Kur’ân, semavat ve arzın, Hâlık-ı Zülcelâlinin rububiyet-i mutlakası noktasından ve azamet-i Ulûhiyeti cihetinden ve ihata-i rahmeti canibinden gelen kelâmıdır, fermanıdır, bir maden-i rahmetidir. Ona yapış; her derde bir deva, her zulmete bir ziya, her ye’se bir rica içinde vardır. İşte bu ebedî hazinenin anahtarı imandır ve teslimdir ve onu dinleyip kabul etmektir ve okumaktır.”39 Öyleyse, Kur’ân’ı anlamak için bu manada, “Kur’ân’dan yazılan sözler”40 ünvanına sahip Kur’ân’ın mânevî mu’cizesi olan ve “yüze yakın din tılsımlarını ve hakaik-ı Kur’âniyenin muammalarını hâl ve keşfeden Risâle-i Nur’un”41 muallimliğine başvurup ondan ders almak gerekmektedir. “Çünkü anlaşılmaz bir kitap, muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır”42 kaidesi gereğince, “bütün eczaları Kur’ân’ın cadde-i nuranisinde birer elektrik lambası hizmetini gören”43 Risâle-i Nur’a muhatap olmak, onun nuruyla Kur’ân’ın hakikatlerine bakmak en doğru ve isabetli yoldur.

Evet, “Bu kâinatta ve her asırda en büyük makam Kur’ân’ındır. Ve her harfinde ondan ta binler sevap bulunan Kur’ân’ın hıfzı ve kıraati, her hizmete mukaddem ve müreccahtır. Fakat Risâle-i Nur dahi o Kur’ân-ı Azimüşşan’ın hakaik-ı imaniyesinin bürhanları, hüccetleri olduğundan ve Kur’ân’ın hıfz ve kıraatine vasıta ve vesile ve hakaikını tefsir ve izah olduğu cihetle, Kur’ân hıfzıyla beraber ona çalışmak da elzemdir.”44 Yoksa Kur’ân’ı anlamak kolay olmayacaktır. Evet, “Kur’ân-ı Hâkimin hakaik-i imaniyesini tefsir eden ve bütün meselelerini, fünun-u akliye ile ve delâil-i mantıkıye ve müsbete ile tesbit ettiren ve makulatla ders veren Risâle-i Nur’dur ki, yeni asrın üniversitelerinde ve mekteplerinde okutulmaya şayandır.”45 Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Afyon Mahkemesi savunmasında söylediği şu ifadeleri hiçbir zaman unutulmamalıdır: “Kur’ân-ı Hakîm, bu zemin kafasının aklı ve kuvve-i mütefekkiresidir. El’iyazü billâh, Kur’ân küre-i arzın başından çıksa arz divane olacak; akıldan boş kalan kafasını bir seyyareye çarpmak, bir kıyamet kopmasına sebep olmak akıldan uzak değildir. Evet, Kur’ân ferşi arşla ve arşı ferşle bağlamış bir zincirdir, bir hablullahtır. Cazibe-i umumiyeden ziyade zemini muhafaza ediyor. İşte bu Kur’an-ı Azîmüşşan’ın hakikî ve kuvvetli bir tefsiri olan Risâle-i Nur bu asırda, bu vatanda, bu millete yirmi sekiz seneden beri tesirini göstermiş büyük bir nimet-i İlahiye ve sönmez bir mu’cize-i Kur’âniyedir. “46

Bu manalar ışığında, “Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez manevî bir güneş hükmünde olduğunu, dünyaya ispat edip gösteren”47 “gayet güzel ve nafi bir tefsir ve gayet hakimane, mürşidane bir telif olan”48 Risâle-i Nur’u rehber yapmak, akl-ı selimliğin gereği ve resmî olarak neşredip, milletin istifadesine sunmak da devletin vazifesidir.

DİPNOTLAR:
28- Mektubat, 324.
29-age. 513,
30- age. 625.
31- Sözler 723.
32- Sikke-i Tasdik-i Gaybi 113.
33- age. 334.
34- Sözler 370.
35- Mektubat 307.
36- Sözler 722.
37-  Hutbe-i Şamiye 85.
38- İşaratü’l İ’caz 419.
39- Lem’alar 507.
40- Mektubat 639.
41- Kastamonu Lâhikası 209.
42- Sözler 201.
43- Mektubat 552.
44- Kastamonu Lâhikası 88.
45- Emirdağ Lâhikası 791.
46- Nur Çeşmesi 139, Müdafaalar 272 (Zehra Yayıncılık), 
47- Tarihçe-i Hayat 82.
48- Sözler 216.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*