Risale-i Nur′u tanımış olmaktan çok memnunum

Hopa’da ikamet eden Rafet Lokumcu Amca ile Tiflis’te karşılaştık ve Risale-i Nur’la tanışmasının hikâyesini dinledik. Bediüzzaman’ın hediye almamasının çok dikkatini çektiğini ifade eden Rafet Amca “Rus esaretindeki cesareti, Ankara’ya gittiğinde M. Kemal karşısındaki tavrı, hepsi çok dikkat çekici. Hiç taviz vermedi… Bundan daha cesur bir âlim tasavvur edilebilir mi? Aslında Risale-i Nur’da anlatılan her konu ilgimi çeker” diyor.

Rafet Amca, Risale-i Nurları nasıl tanıdınız? Anlatır mısınız?

1938 Hopa doğumluyum. Belediye Fen İşleri Müdürlüğü’nden emekliyim. Toplam 43 yıl devlet hizmetinde çalıştım. Samsun’da Karayollarında çalıştım, sonra Hopa’da 25 yıl belediyede çalıştım… 2003 yılında Hopa Belediyesinden emekli oldum.

Risale-i Nur’la tanışmamıza sebep olanlardan Allah razı olsun. Akrabamızdan bir profesör vardı, o vesile ile duymuştuk, ama işin içine girmemiz 6 sene önce oldu. Hopa’da Sefer Hoca var, ondan ve arkadaşlarından Allah razı olsun. Bize bu eserleri tanıttılar.

Risale-i Nur’la tanışmak sizi nasıl etkiledi?

Çok memnunum. Nasıl tarif edeyim… Risale-i Nur’u tanımakta çok geç kalmış sayıyorum kendimi. 1954’te Rize’de liseyi okudum. Ahmet Kanoğlu diye Cebir öğretmenimiz vardı. Bu öğretmenimiz Risale-i Nurları okuyan biriydi. O bize aslında bahsetmişti, ama demek ki o zamanlar nasip o kadarmış. Ondan sonra Hopa’da Ali Dudak vardı, onunla tanıştım. O tarihlerde bazen evini basar, Risalelere el koyarlardı. Sonra bir memur arkadaşım vardı. Baskın öncesi haberimiz olurdu. O da Risale-i Nur eserleri saklardı, baskında kitaplar götürülmesin diye. Anlattığım, 1976 yılı civarındaydı. Ali Dudak, çok muhterem bir insandı. O yıllardan beri tanışıklığımız vardı, ama çok da meselenin farkında değildik. Son yıllarda Risale-i Nur’la bir bakıma ikinci defa tanışmış olduk.

Risale-i Nur’u tanımış olmaktan çok memnunum. Nasip olursa ömrümün sonuna kadar hizmet etmek istiyorum. Maddiyatım o kadar fazla yok, ama elinden gelen hizmeti yapma niyetindeyim. Keşke malım mülküm çok olsa da bu hizmet için sarfetsem. Hopa’da bir arsam var. Orada bir inşaat yapabilirsem, bir dairesini Risale-i Nur hizmetleri için vakfetmeyi kalben istiyor ve arzu ediyorum. Kalbimdeki kararım budur. Arsamı belediye istedi, onlara vermedim. Bina yapabilirsem bir daireyi inşaallah Risale-i Nur hizmetleri için vakfedeceğim.

Risale-i Nur eserlerinin sizi etkileyen yönü nedir?

Ben, Bediüzzaman’ı anlatan “Hür Adam” filmini de izledim. Orada da anlatıldığı gibi, hizmet için hiç kimseye boyun eğmemiş. Bediüzzaman, hediye bile almamış. Bu çok dikkatimi çekti ve çekiyor. Bir de bazı camialar, Risale-i Nur eserlerini tanıyan kişileri kendi yanlarına almak için çok uğraşıyorlar. Çünkü Risale-i Nur’u tanıyan kişiler, onlar için aranıp da bulunamayacak özelliklere sahip, hazır kişi… Çok uğraşıyorlar, ben bunu görünce onların çekememezlik yaptığını düşünüyorum. Onların bu tavrı hoş değil aslında.

Risale-i Nur’da anlatılan her konu ilgimi çekiyor. Tabiî, Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin parasını vermeden çorba bile içmediğini biliyoruz. Ama bu işleri menfaat bekleyerek yapanlar da var. Rus esaretindeki cesareti, Ankara’ya gittiğinde M. Kemal karşısındaki tavrı, hepsi çok dikkat çekici. Meselâ, ta o zaman Van’da üniversite yapılmasını teklif etmesi… Bunların benzerini düşünen, teklif eden bir İslâm âlimi var mı, ben duymadım. Bakın, Tiflis’e geldik ve burada verdiği müjdenin tahakkuk ettiğine şahit olduk. Bunlar önemsiz görülebilir mi? Her yerde eserleri okunuyor, istifade ediliyor. Cenâb-ı Allah ona yardım etti, her türlü güç ve kuvvet verdi. Kaç defa zehirlediler, ama o zehirler tesir etmedi. Bunlar insanlara bir şey anlatıyor her halde. Allah’ın yardımı olmasa bunlar başarılabilir mi? Bu kadar baskıya kim direnebilir? Hiç taviz vermedi… Bundan daha cesur bir âlim tasavvur edilebilir mi?

Teşekkür ederiz Rafet Amca. Allah şevkinizi arttırsın inşaallah.

Asıl ben teşekkür ederim. Beni heyecanlandırdınız…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*