Sinsi tehlike

İfsat şebekeleri boş durmuyor, maddî ve manevî zehirleriyle genç nesilleri zehirliyorlar.

Çocuk denecek yaştan itibaren insanları alkol, uyuşturucu ve bağımlılık yapan maddelere alıştırarak aklını, zihnini, vücut sağlığını, bütün melekelerini tahrip edip hayatlarının kararmasına, geleceklerinin yok olmasına neden oluyorlar. Çağın vebası diyebileceğimiz bu sinsi tehlike, gün geçtikçe artarak yaygınlaşıyor.

Küçük yaştaki çocuklara musallat olan madde satıcıların on yaşındaki ilkokul çocuklarına kadar ulaştıkları haberlerde yer alıyor. Uyuşturucu illeti, toplumun her kesiminde bir maraz, musibet, kâbus gibi girdiği yeri yakıp yıkıyor, huzursuz ediyor.

İzmir’de bir mahallenin sakinleri, uyuşturucu satıcılarının bulundukları mahallede yuvalanmaları ve uyuşturucudan kaynaklanan ölümlerin artması üzerine duydukları rahatsızlığı gündeme taşımak amacıyla protesto yürüyüşü yaptıklarını, pankart açtıklarını, çocuğu uyuşturucu müptelası olan bir annenin çığlıklarını haberlerde üzülerek izledik.

Gün geçmiyor ki yurdun her köşesinden ailelerin feryadı, annelerin isyanı, çocuğunun durumu için yardım isteyen babaların gazete köşelerinde uyuşturucu belasından çektikleri sıkıntıları, çaresizlikleri anlatılıyor.

Küçük paralarla, okul harçlıklarıyla bile temin edilebilen bonzai benzeri haplar, ilaçlar, uyuşturucu maddeler, merak saikasıyla bir iki denemeyle çocukları kendine alıştırıp bağımlı hale getirdiği biliniyor.

Geleceği kararan ve madde bağımlısı olan çocuklar, aileden, toplumdan, okuldan koparak sokakların karanlık dehlizlerinde içi boş, hedefsiz, kof, iradesiz, amaçsız uyuşuk ve problemlerle boğuşan, çaresiz, tehlikeli bir genç halini alıyor.

Bu hastalık, uyuşturucu müptelalarının yakasını ölünceye kadar bırakmıyor ve zehir tacirlerinin pazarı, ifsat komitelerinin oyuncağı, toplumun psikolojisi bozuk, zararlı bir ferdi haline gelebiliyor.

Gelecekte hasta, mecalsiz, şuursuz insanların içinde yaşadığı topluma vereceği zararları, tehlikeleri şimdiden görüp herkesin tedbirleri alması gerekir. Yoksa vücudun içini sarmış salgın hastalıkların tedavisinin zorluğu gibi cemiyeti kuşatmış, çürümüş, kokmuş, manevi tahribatın, gayri ahlaki yaşantının, alkol ve uyuşturucu illetinin çareleri için herkesin duyarlı olması, kafa yorması, tedbir alması gerekiyor.

Bu konuda yapılan eğitim ve bilgilendirme çalışmalarına öğrenci velilerinin ilgi duymadığı, önemsemediği ve gerekli katılımın sağlanmadığı bilinen bir gerçek. Bunun yanı sıra çocuğu ne yapar, ne yer, ne içer, nerede gezer, kimle arkadaşlık kurar, zararlı alışkanlıklarını bilmez, takip etmez.

Ne zaman ki çocuğu uyuşturucu müptelası olur! Kendine ve ailesine zarar verecek derecede kronik madde bağımlısı olur; O zaman hastanelerde, psikiyatri servislerinde, alkol -madde bağımlılığı araştırma, tedavi ve eğitim merkezlerinde(AMATEM) çare peşinde koşarlar!

Gençliği çağın her türlü tehlikelerinden, bunalımlardan, madde ve manevi musibetlerinden kurtarıp inançlı, imanlı, ihlaslı, şuurlu, faziletli insanlar olarak yetiştirip vatana, millete, ailesine faydalı insanlar olarak yetişmeleri için ne yapmamız gerekir? Hangi çarelere başvurmamız, nasıl tedbirler almalıyız?

“Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş batıl formülleriyle mi? Yoksa İslam Cemiyetinin ter ü taze inan esaslarıyla mı?”

Bütün sorunlara karşı çareler, çözüm yolları ararken, kendimize bu soruyu sürekli sormalıyız.

Muzaffer Karahisar

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*