Süleyman Köse (Barlalı Mübarek Süleyman)

alt

Üstad’ın Barlalı Mübarek Süleymanla alâkadarlığı Nur’un satıraralarına da yansır. Üstad Hazretleri, Mektubat mecmuasının On Altıncı Mektub’unda Mübarek Süleyman’dan ve onuno sâfiyane haline mukabil, bir ikram-ı İlâhî tezahüründen şöyle bahseder:

Sâfi kalbli, tertemiz bir insandı Barlalı Mübarek Süleyman… Bu hususiyetinden, Üstad Hazretleri ona “mübarek” ünvanını vermişti.

Mübarek kelimesinin karşılığını lügatlerimiz “bereketli, uğurlu, hayırlı” anlamlarıyla belirtir.

Barla’da fakir bir aileye mensup olup, mânen zengin bir şahsiyetti Barlalı Süleyman.

Hazret-i Üstad’ın Barla’da bulunduğu yıllarda onun etrafında pervaneleşenlerdendir. Nur-u Kur’ân hizmetinin ulviyetinden mânen pay alma gayretiyle Üstâd’a râm olur. Ve bundan da çok memnundur.

Çam Dağı zirvesine tırmanır zaman zaman, zirve şahsiyeti görmek ve ondan  mânen istifade etme adına…

Yine bir Cuma gecesi “duâ ve niyaz” için  Çam Dağı’nda, Üstadının yanındadır.

Hazret-i Üstad’ın “mübarek” senasına mazhar olan Barlalı Süleymanla alâkadardır Hazret-i Üstad.

Üstad’ın Barlalı Mübarek Süleymanla alâkadarlığı  Nur’un satıraralarına da yansır. Üstad Hazretleri, Mektubat mecmuasının On Altıncı Mektub’unda Mübarek Süleyman’dan ve onun o sâfiyane haline mukabil, bir ikram-ı İlâhî tezahüründen şöyle bahseder:

“Dağda, üç ay, bana ve misafirlerime bir kıyye tereyağı, hergün ekmekle beraber yemek şartıyla, kâfi geldi. Hattâ, Süleyman isminde mübarek bir misafirim vardı. Benim ekmeğim de ve onun ekmeği de bitiyordu. Çarşamba günüydü, dedim ona: ‘Git, ekmek getir.’ İki saat, her tarafımızda kimse yok ki oradan ekmek alınsın. ‘Cuma gecesi senin yanında bu dağda beraber duâ etmek arzu ediyorum’ dedi. Ben de dedim: ‘tevekkelnâ âlallah; kal.’

Sonra, hiç münasebeti olmadığı halde ve bir bahane yokken, ikimiz yürüye yürüye bir dağın tepesine çıktık. İbrikte bir parça su vardı. Bir parça şekerle çayımız vardı. Dedim:

‘Kardeşim, bir parça çay yap.’

O, ona başladı. Ben de derin bir dereye bakar bir Katran ağacı altında oturdum. Müteessifâne şöyle düşündüm ki: Küflenmiş bir parça ekmeğimiz var; bu akşam ancak ikimize yeter. İki gün nasıl yapacağız ve bu sâfi-kalb adama ne diyeceğim, diye düşünmedeyken, birdenbire başım çevrilir gibi başımı çevirdim. Gördüm ki, koca bir ekmek, katran ağacının üstünde, dalları içinde bize bakıyor.

Dedim:

‘Süleyman, müjde! Cenâb-ı Hak bize rızık verdi.’

O ekmeği aldık; bakıyoruz ki, kuşlar ve hayvânât-ı vahşiye, hiçbiri ilişmemiş. Yirmi otuz gündür hiçbir insan o tepeye çıkmamıştı. O ekmek ikimize iki gün kâfi geldi. Biz yerken, bitmek üzereyken, dört sene sadık bir sıddîkım olan müstakim Süleyman, ekmekle aşağıdan çıkageldi.” (Mektubat, YAN, s.111)

Barlalı Süleyman Köse, nâm-ı diğer Mübarek Süleyman 1898 yılında Barla’da dünyaya geldi. 20 Ekim 1963 senesinde de  ahirete göç eyledi.

Mezarı Isparta Doğancı  kabristanında bilinmeyen bir yerdedir.

Cenâb-ı Hak Aziz Üstadımızın ve talebesi  Mübarek Süleyman’ın şefaatlerine bizleri de mazhar buyursun inşallah…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*