Temaşa

Dikkatle, hayretle ve ibretle bakmak; durup, hoşlanarak seyretmek, manasına gelen temaşanın, bir cihette, duu gibi kuşatıcı yönü var.

Her göze, her gönle girer çıkar; varlığından, bir zerresi eksilmez. Bilâkis hayranının nazarında, müştakına her lâhzada tükenmeyen bir âlem!

Renkler, şekiller, kokular tefekküre, tezekküre; Yaradan’ın kudretini idrak için hudutsuz bir vesile.

Zira “Hiçbir şey yoktur ki O’nu övüp tesbih etmesin.” 1

Cıvıldayan kuşların, ışıldayan taşların; görebilen bakışların arkasında, Allah (cc) var.

“Her bir masnu öyle bir mektub-u Rabbânîdir ki, umum zîşuur onu mütalâa eder.” 2

Mevsim, güzelliğin arz-ı endam eylediği bir mevsim.

Yemyeşil yapraklar, sinesinde hayatları barındıran rahm-ı mader topraklar…

Çiçeklerin rengârengi bu günlerde, en nâdide halı gibi, yerlerde!

Hâl diliyle Mevlâ’sını zikreyleyen çiçekler, böcekler…

Onu gören, gördüğüne; görülen de, gönderene şükreder.

Gökyüzünün rengi bile bir başka.

Bembeyazın beyazından, masmavinin tonlarından hâsıl olan bir derya…

Bir de, güneş, bulutların arkasından göz kırparsa dünyaya…

Nasıl ki duâ, edene, edilene; gönüllerden geçene uzanan, onların herbirini kuşatan kenz-i mahfî bir değer. Aynen onun gibi; temâşâ da, yeryüzüne nesc edilen; ilmek ilmek dokunan güzellikler, özellikler; seslerden, rayihadan hâsıl olan cihan değer bir mana.

Risale-i Nur’da ifade edilen, “Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi” 3 sözünün açılımı işte, bu:

Cenab-ı Hak, güzellikleri temâşâ için göz, güzel sözleri, sesleri ve nağamâtı işitmek için kulak; tutmak için, el; tatmak için, dil; bütün bunların hazzına erebilmek için de gönül vermiş, insana.

İdrak ise, mevcudata vurulan solmaz tevhid mührünü, görebilme hassesi.

Ve dahi temâşâ, varlığını hissetmeye, aczimizi derk etmeye vasıta.

Pınarların şırıltısı, yaprakların hışırtısı, hayvanatın hırıltısı, bazısının mırıltısı, tayerânın cıvıltısı musika-i İlahî.

Yâ Rab!

Va’z ettiğin bunca hikmet, lütfettiğin bunca nimet Cennetlere numune.

Madem istemek duygusunu îtâ ettin, bahşettin; biz kulların, cümlemiz, Cennetini isteriz.

Allah’ım!

Aczimizi idrak edip fakirâne, mahzunâne istemek bizden; vermek ise fazlındandır, Sendendir.

Ver, yâ Rabbi, ver…

 Dipnotlar:

1- İsrâ Sûresi, 44.
2- Said Nursî, Mektubat, 278.
3- Age. 292.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*