Yeni Asya olmak

Doğruluğun can sıktığı, eğrinin doğru diye satıldığı, haktan haz ve hukuktan söz edilmediği, iyi ve güzelin kem göz ve sözlere kurban edildiği zamanlar vardır. Devlet denen han-ı iştihayı etrafı- erbaasıyla işgal ve iğfal edenlerin, zulme adalet tacını giydirenlerin, adalete kendi diktikleri elbiseyi giydirenlerin; aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyicilerin, içicilerin, tıkınıcıların baş tacı edildiği zamanlar… İkbal meyhanesinin gururlu sarhoşları, yetim hakkına musallat olanlar, yetim ekmeğiyle işkembesini dolduranlar… vicdanın sesine nasıl tahammül etsinler ki…

Yeni Asya tek bir cümledir; vicdanın sesidir. Bu ses; zamanı değişti zannedenlerin, zaman başkalaştı diyenlerin iğreti gözüyle baktıkları, aşağıladıkları, kimsesizleştirdikleri, hakaretlerle terk ettikleri zamanlarda dahi şefkat saikasıyla mü’mince kalabilmek, dost acısını yüreğine gömebilmek, dostuna duâsını eksik etmemektir.

Doğruluk, zor zanaat. Doğruluğun yokluğa itildiği anlarda “Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek” diyenlerden olabilmek, kıyamete kadar hakkı savunacak küçücük topluluğun içinde kalabilmektir Yeni Asya. Derin krizlerin, bunalımların eşiğinde, hatır bilmez hak tanımaz kavgaların ortasında, savrulmaların ve kaypaklıkların adamlık sanıldığı zamanlarda hak kalabilmek, sıddık olabilmek… Bu günlerde bu, Yeni Asya olmak anlamına geliyor.

Yeni Asya olmak insanî, vicdanî ve ahlâkî değerlerin ayaklar altına alındığı kirli ve puslu havalarda Risale-i Nur’un hak, hukuk, adalet, hürriyet, şefkat ve vicdana dayanan prensiplerini pusula yapmaktır. “Ben kazanayım da ne olursa olsun” naralarıyla savaşanlar karşısında Üstadımızın “Şefkat, vicdan, hakikat bizi siyasetten men ediyor” yaklaşımıyla ortaya koyduğu, gayretullaha dokunacak tarzdaki böylesi azgınlıkların neticesi olarak gelecek olan belâ ve musîbetlerden en çok masumların zarar göreceği endişesini taşıyarak itidali tavsiye etmek ve masumların hakkı ve ülkemizin selâmeti için tarafları arınmaya ve durulmaya dâvet etmektir.

“Asya’nın bahtının miftahı meşveret ve şûrâdır” prensibiyle çıkılan yolda meşveretsizliklere, hukuksuzluklara, dayatmalara, zorbalıklara, tek adamlılığa, tek sözlülüğe karşı hak ses olabilmek; adalet, meşveret ve hukukun üstünlüğünü her halükârda savunabilmek; faziletin timsali kalarak “illaki taraf olacaksın” diyenlere haktan taraf olduğunu haykırabilmektir Yeni Asya olmak. Kazanmak için her yolun mübah sayıldığı, masumların hukukunun zayi edildiği zamanlarda Yeni Asya kalabilmek Ayneyn okçularının mukaddes vazifesini üstlenmek gibidir.

Yeni Asya olmak; menfaat üzerine kurulmuş bir düzende, mukaddesatın hiçlere feda edildiği bir dönemde, dinin, dinsizliğin, vicdan ve adaletin siyasetin oyuncağı haline dönüştürüldüğü anlarda umumun mukaddes malına sahip çıkmak, dini ve dindar algısını kirletenlerle aynı kareye girmemektir. Büyük menfaatlerin zamparalığına soyunmak, hakikati dünya menfaatlerine satmak, köşe kapmaca oyunlarının aktörü olmak, zalimlerin satranç oyunlarının zavallı bir piyonu olmak, güce ve kudrete eklemlenmek Yeni Asya’nın asla üzerine yapıştırmayacağı ilkesizlik ve ahlâksızlık etiketidir.

Yeni Asya hakkın yanında haklı bir duruşun resmidir. Pusulası Risale-i Nur’un adalet-i mahzayı ifade eden “hak haktır, büyüğüne küçüğüne bakılmaz” prensibidir. Hakkın yanında olmak, hakkı teslim etmek, hakka taraftar olmak, vicdana yaslanarak hakkı aramak, hiçbir güce tabi olmadan, hiçbir ideolojiye eklemlemeden, hakkı öteleyecek hiçbir sese kulak vermeden hakkın yanında yer almak, Yeni Asya kalabilmektir.

Yeni Asya; alevleri göklere yükselen yangınlar evlâdımızı içine almışken, hazcılığın esir aldığı insanımızın ebedî hayatı tehlikeye girmişken, kokuşmuş bir eğitim anlayışının cenderesinde yavrularımız boğulurken ve İslâm âlemi kan ağlarken girişilen bu kavgaların gayretullaha dokunacağını hatırlatmaktır. Yeni Asya, böylesine pis bir savaşın içinde kendine taraf bulma ve günahlarına ortak etme  yarışında “durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak” diye seslenebilmek, iktidar çatışmalarının, hukuk, akıl ve vicdan dışı hareketlerin dışında kalarak milletin selametinin ümidi ve duâsı olarak kalabilmektir. Nihayetinde Yeni Asya olabilmek, beşerin kemalatını karıştıran, sıdk ve kizbi aynı noktada buluşturan gaddar siyaset ve zâlim propagandalar karşısından Risale-i Nur’un tavrına ve duruşuna sahip çıkabilmektir.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*