Bediüzzaman’ın muhatapları

Peygamber varisi olan Üstad Bediüzzaman Said Nursî, bu asrın bütün problemlerine çare olan Risale-i Nur Külliyatını bizlere bırakmıştır.

İyi bir tahlille Bediüzzaman’a ve Nurculuk hareketine bakılırsa, ümmet ve insanlık çok şey kazanacaktır ümidindeyiz.

Evvelâ Bediüzzaman, din, dil, ırk, mezhep, meslek vs. ayrımı yapmadan toplumun her kesimine “insanlık” ortak paydasında “en şerefli bir varlık” nazarıyla bakmış ve onlara Kur’ân’ın emir ve yasaklarını tebliğ etmiştir.

Risale-i Nur’u okuyanlarda ve Bediüzzaman’a tâbi olanlarda “ötekileştirme düşüncesi” yoktur. Kardeşlik, sulh ve barış vardır. Toplumda huzur ve emniyetin sigortası bu anlayıştır.

Toplum tabakalarının birbirlerine karşı bakış açısında temel düşünce “dostlara karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına karşı sulhkârâne muamele”dir.

Bediüzzaman’ın hayatında ve eserlerinde, her seviyeden içtimaî münasebetlerde topluma rehber olacak esaslar çıkarmak mümkündür.

Bir kısmını maddeler halinde sıralayalım:

* Halka karşı bakış ve tatbikatı. Barla’da istisnasız herkesle münasebet kurması, vs.

* Din ve ilim adamlarına karşı bakışı ve muamele tarzı.

* Medrese talebeliği sırasında hoca ve şeyhlerin yanlış ve hatalarına karşı takındığı tavır.

* Ağabeyi Molla Abdullah’a karşı Şeyh Ziyaeddin konusunda takındığı tavır.

* Rusya’daki esir kampında haksızlara karşı sergilediği tavır.

* İdarecilere karşı muamelesi.

* Siyasetçilere bakış tarzı.

* Zengine, fakire bakış açısı.

* Azınlıklara, zalimlere, mazlumlara karşı davranışları.

* Dış dünyaya karşı makul, mantıklı bir dik duruş, davet ve tebliğ.

* İç âleminde ve yakın çevresinde harika bir irtibat, adalet, nezaket, samimiyet, ihlâs, enerji ve faaliyet.

* Hizmet noktasında asla ve kat’a “tarafgirlikle” hareket etmemiş olması.

* İman hizmetinde herkese eşit uzaklıkta, sadece “hak” taraftarı olup hakkı savunması. Hakkın hatırını âlî tutması.

* Hayatın sade ve fıtrîliğini kabullenip yorumlaması.

* Müsbet hareketi tavsiyesi. Hiçbir talebe ve dostunun burnu bile kanamadan bu davayı bugünlere muvaffakıyetle getirmesi.

* Bütün meslek ve meşrep sahiplerine -eğitimcisine, diyanet ehline, siyasetçisine, esnafına, memuruna- müsbet hareket, makul yol ve çözüm göstermesi.

* Mahkemelerde, adalet, hak, hukuk ve kanun hâkimiyetine vurgu yapması.

* Davasında asla geri çekilmek, küsmek, darılmak, yılmak olmaması. Daima sebat, sadakat ve takipte kalması.

* Başına gelenlerde “kaderin adalet ve hikmet cihetine” teslim olup tevekkül etmesi. Kendi kusurlarını gören, nefis muhasebesi manasındaki duruşu.

* Muhataplara göre; hak ve hukuk esasları, hakka tarafgirlik, davet ve tebliğ. Şahsî kin, garaz, hınç ve tahribatçı düşünce olmaması. Tahribat ve menfîliğe asla tevessül etmemesi.

* Tarihe, insanlığa, asırlara uygun tarzda yazılmış bir Kur’ân tefsiri olan Risale-i Nur’la çocuklara, hastalara, hanımlara, çobanlara, idarecilere, siyasilere, hülâsa toplumun bütün sınıflarına, hayatın bütün karelerini içine alan bir “Asr-ı Saadet Tarzıyla” bir miras bırakması.

* Verilen mesajların hep cihanşümul olması.

Evet, Risale-i Nur eserlerinin her biri ayrı bir tefsirdir. Bütün dertlere deva ve rehberdir. Bir bakıma, “üretkenlik” gerçeğinin adıdır. Bediüzzaman’ın bütün fikir ve tespitleri Kur’an ve Sünnet patentlidir. Manevî mücadelesi ve hayatı boyunca tatbikatı budur. İnsanlığa bıraktığı mirası da budur.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*