Bursa’da nurlu bir program

Üstadın Nur mekânı olan Kastamonu’dan çıktık yollara. Hedef, Osman Gazi’nin almayı çok istediği ama fethi, oğlu Orhan Gazi’ye nasip olan Bursa’ydı. Fatih Sultan Mehmed’in annesinin memleketinden Bursa’da okuma programı yapmak için. Dönemin yorgunluğunu atacak, bir haftalığına sosyal hayatın sıkıntılarından kendimizi uzaklaştıracak, moral değerlerimizi yükseltecek Nurları bol bol okumak için okuma programı yapacaktık, Osmanlı’nın kahraman padişahlarının göz bebeği olan Bursa’da.

Tosya’lı kardeşlerle birlikte on iki kişi, daha Bursa’ya varır varmaz hissetmiştik bu bir haftanın dolu dolu, zengin, Nurlu ve faydalı geçeceğini. Cumartesi akşamı yetiştik Bursa Yeni Asya Vakfı’ndaki sohbete. Pazar sabahı, sabah namazında Ulu Cami’yi ziyaret ettik hep birlikte. Namaz için gelen binlerce mü’minin bu Ulu mabedi tıklım tıklım doldurması, huşu ve ihlâsla kılınan namazlar daha artırdı manevî duygularımızı. Ulu Cami’nin ihtişamı, güzelliği, san’atı, maneviyatı karşısında etkilenmemek, hayrette kalmamak mümkün değildi. Zira büyük sultan Yıldırım Beyazid’in bırakmış olduğu bir şaheserdi. Ortada şadırvanıyla ve duvarlarında muhteşem hat san’atlarıyla bir sergi misaliydi adeta.

Program başlamadan Ulu Cami’nin bize katmış olduğu uhrevî duygular eşliğinde geçecekti bu program. Burada kılınan bu huzur dolu sabah namazının ardından, vakıf binasında Risale-i Nur dersine iştirak ettik. Saatlerce gönüllere işlenerek, hazmedilerek okunan Kur’ân, Cevşen, Risaleler’in yanında, ağabeyler bizi ziyarete gelerek Risale-i Nur’un eşsiz deryasından katreler sundular bizlere. Ayrıca kalabalık bir grupla Sakarya’dan Bursa’ya gelen üniversiteli kardeşlerle tanışma fırsatı yakaladık. Sakaryalı kardeşlerle birlikte yapılan programlar daha da arttırdı şevkimizi.

Şevkle, ihlâsla geçen bu süre içerisinde tarih kokan Bursa’yı da gezdik zaman zaman. Devlet-i Al-i Osman’ın kurucusu Osman Gâzi’yi ziyaret ettik. Ona sevgimiz daha da arttı gönlümüzde. Hemen yanı başındaki oğlu Orhan Gâzi’ye verdik ardından selâmımızı. Kosova şehidi, Balkan Fatihi, Sultan I. Murad’a uğradık. Koca Sultan’a duâlar okurken kısıtlı tarih bilgimizle hatırladık zaferlerini, yiğitliklerini. Çelebi Mehmed’in yaptırdığı, uzaktan kendini hissettirip merak uyandıran, yakınlaşınca göz kamaştıran, ihtişamlı, Bursa’nın simgesi Yeşil Türbe’ ye uğradık. Baş döndüren çinilerle süslenmiş türbenin duvarları ve sandukası, orada yatan Osmanlı’nın ikinci kurucusu olan Çelebi Mehmed’i simgeliyordu adeta. Keza Yeşil Cami de aynı haşmetiyle duruyordu Çelebi’nin yanı başında.

Osmanlı’nın manevî sultanları, Bursa’nın gönül padişahları olan Emir Sultan, Molla Fenâri, Üftâde Hazretleri ve Somuncu Baba’ya uğradık. Mevlid-i Şerif’in yazarı Süleyman Çelebi’nin yanından geçerken selâm verip duâlar okuduk ruhuna. Bursa’yı kuşatan bu mübareklerin manevî havası hissettiriyordu kendisini. Bursa’ya daha da anlam katıyordu bu sultanlar.

Dolu dolu geçen bir programın ardından, bu imkânı bize lütfeden Cenâb-ı Hakk’a şükredip, “Üstadımızdan Allah razı olsun” demeyi eksik etmedik. Ayrıca program boyunca bize her türlü imkânı sağlayan ağabeylere teşekkürlerimizi sunuyoruz. Allah onlardan ve bu programa katılan herkesten ebeden razı olsun… Âmin.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*