Cumhuriyetperver bir millet: Arılar

“…O zaman, şimdiki gibi, hâlî bir türbe kubbesinde inzivada idim. Bana çorba geliyordu; ben de tanelerini karıncalara verirdim, ekmeğimi onun suyu ile yerdim. İşitenler benden soruyordular; bende derdim: “Bu karınca ve arı milletleri, cumhuriyetçidirler. O cumhuriyetperverliklerine hürmeten, tanelerini karıncalara verirdim.” (Tarihçe-i Hayat, s.422)

Karıncayla birlikte arıların da cumhuriyetçi olarak tanımlanmaları cay-i dikkattir. Bu yazımızda arıların cumhuriyetçi olmalarını, kovan hayatının başlaması üzerinden anlamaya çalışacağız.

Arı kovanları; kraliçe arı, birkaç yüz erkek arı ve 20.000-80.000 arasında işçi arıdan oluşur. Kovan nüfusu olması gereken seviyeden çok arttığı durumlarda eski kraliçe ile birlikte arıların bir bölümü yeni bir yerleşim yerinin arayışına girerler. Bu yöntem “oğul verme” olarak adlandırılır. Bu sayede hem eski kovan makul bir sayıda hayatına devam eder hem de yeni bir koloni kurulmuş olur.

Kraliçeyle birlikte ayrılan arılar ilk olarak geçici bir meskende ikamet eder. Çoğunlukla bir ağaç dalı ya da kayalar arasındaki boşluklar tercih edilir. Kraliçe arı, birkaç yüz arıya yeni kovan yeri bakması için vazife(!) verir. Bu vazife doğrultusunda vakit geçirmeden hareket eden kaşif arılar uygun yerleri sistemli bir şekilde incelerler. Çevrenin dışarıdan görünüşü, iç kısım genişliği (50 metre kadar yürüyerek aday kovanın hacmini hesapladıkları tespit edilmiştir.) dışarı açılan deliklerin yamanabilir olması, kovanın yerden yüksekliği, kovana giriş deliğinin büyüklüğü (Sincap ve kuşların girişini engelleyecek kadar küçük, bal uçuşundan nektarla dönen arıların rahatça girebileceği kadar büyük olmalıdır. Ayrıca, savunma ve ısı kaybının en az seviyede olması için mümkün olan en küçük delik tercih edilir.), güneşe bakış açısı gibi parametrelere göre değerlendirme yaparlar. Son olarak aynı çiçekleri işaretledikleri gibi kokularıyla aday yuvayı da işaretlerler.

Kovana dönen kaşif arılar 8 şeklinde yürürken karınlarını titretmeye dayalı özel bir dans(!) yaparlar. Bir anlamda, sunum toplantısına benzetilen bu dansın uzunluğu, kovandaki arılar tarafından, aday kovanın fiziksel özelliklerinin iyi olduğu şeklinde yorumlanır. Diğer kaşif arılar da aynı şekilde sunum danslarını yapar ve bazen 16 saati bulan bir karar verme süreci yaşanır.

Peki yüzlerce sunum yapan arıdan hangisinin bulduğu aday kovan yuva olarak tercih ediliyor? Tercih edilirken nasıl bir süreç yaşanıyor? Koloniyi oluşturan her ferdin söz hakkı var mı? Bu sorulara Cornell Üniversitesi Profesörü Thomas Seeley şu şekilde yanıtlıyor:

“Arıların kararı, kavgadan ziyade, uzlaşma ve karşılıklı taviz ilişkilerinin kollektif bir sonucudur. Arıların kovan seçimi, herkese açık bir forum, hiyerarşi ve merkeziyetçiliğin olmadığı, serbest fikirlerin çarpıştığı bir müzakere ortamı. Bal arılarının, kendi aralarında aşırı fikirleri dengelediği ve bu sayede bir orta yol oluşturduğunu vurguluyor. Bu teze göre, bal arıları arasında ‘temsili demokrasi’ ve ‘fikir özgürlüğü’ gibi kavramlardan söz edilebilir.” diyor.

Arıların bu tavrını bilim adamları son derece demokratik olarak tanımlar. Fikir özgürlüğünün olması, istişare edilmesi ve en sonunda da oylama yapılarak en fazla oyu alan yuvaya yerleşilmesi son derece ibretlidir.

Hemen belirtmek gerekir ki istişare ile çoğunluğa göre alınan kararlar, sadece yeni kovanın belirlenmesi esnasında değil, tüm yaşamları boyunca devam ettiriliyor. Seeley, bu hakikati: “Kurumlaşmış şirketlerin yönetimlerinden, çok daha karmaşık bir müzakereye dayanıyor.” şeklinde özetliyor.

Arıların yeni bir kovanda hayata başlarken uyguladıkları meşveret, istişare, kavga etmeden uzlaşmaya dayalı tartışma ortamı, seçim, oy çokluğuna göre karar alma, fikir özgürlüğü, müzakere kültürleri, kendileri için değil; milleti için en iyisini isteme ve bu gaye doğrultusunda vazifesini yapma gibi onlarca hasiyet Cumhuriyetperver olduklarını ispatlıyor. Ülkemize, İslâm coğrafyasına ve bütün insanlığa da bu değerlerin yaşanması için hüsnü misal oldukları aşikârdır. Rabbim bu hakikatleri tefekkür ederek ibret almayı cümlemize ihsan eylesin…

Benzer konuda makaleler:

1 Trackback / Pingback

  1. “Küçük!” bir kahramanla tanışmak ister misiniz? | EuroNur · SaidNursi.de

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*