Merak hissiyatı arılarda nasıl kullanılır?

Merak hissiyatını tefekkür ibadetinde kullanmamız gerekir. Aksi takdirde gereksiz birçok malumat kafamızı meşgul eder. Sayamayacağımız kadar nimetler ihsan eden Rabbimize en güzel teşekkür metotlarının başında; merakı doğru yönde, O’nun rızası doğrultusunda kullanmaktan geçer.

Bu ibadeti hakkıyla yapanların peşin bir ücret olarak alacakları zevk diğer dünya hâdiselerinin fevkindedir. Bediüzzaman bu hakikati şu şekilde özetler: “…her baharda yalnız bir tek arı milletine ve üzüm tâifesine baksan, bu nev-i beşerdeki hâdisâtın yüz defa daha mûcib-i merak ve ruhânî, mânevî zevklere medar hâdiseler var.”1

Bu hadiselerin merakı celbeden başka bir özelliği daha vardır: Tevafuk! Arıların hayatı incelendiğinde her şeyin olması gerektiği yer ve zamanda gerçekleştiği görülecektir. Elbette bu tevafuk hakikati, kör tesadüfleri tart eder. Bediüzzaman: “İnsan nev’inde şu tehalüf ile beraber buğday, üzüm, arı, karınca nevilerindeki tevafuk, kör tesadüfün işi olmadığı güneş gibi âşikârdır.”2 ifadesi veciz bir özettir.

Mezkûr hakikatleri bu yazımızda arıların sadece kovan sıcaklığı ve su kullanma özelliğini nazara vererek daha yakından anlamaya çalışacağız.

Arıların kovan sıcaklığı 34.5°C-35.5°C arasında korunur. Bu sıcaklık tesadüf eseri seçilmemiştir. Bal mumu üretimi, balın oluşumu gibi işlemler ancak bu sıcaklık aralığında mümkün olur. Ayrıca, yavru arılar sıcaklık değişimlerine son derece hassastır. Bu sebeple kuluçka odalarının sıcaklığına azami dikkat edilir.

Peki, arılar kovanın sıcaklığını nasıl sabit bir aralıkta tutarlar? Isıtma ve soğutma yöntemleri nelerdir? gibi soruların cevapları merakımızı celbedecek türdendir.

Malumunuz sabahın erken saatlerinde hava serin olur. İşçi arılar petek çevresinde kümelenir ve vücut sıcaklıkları ile yumurtaları ısıtırlar. Gün ilerledikçe hava ısınır ve örülen küme de dağılır. Eğer sıcaklık artmaya devam ederse işçilerin bir bölümü sıcaklığı düşürmek için kanatlarını yelpaze gibi sallamaya başlar. Hava akımını kovanın girişine ve peteklerin üzerine doğru yönlendirerek kovan sıcaklığını düşürmeye çalışırlar. Havanın çok sıcak olduğu günlerde ise işçi arılar kovana, yakındaki su kaynaklarından aldıkları su damlalarını getirir ve kuluçka hücrelerinin üzerine serperler. Daha sonra kanatlarıyla hava akımı oluşturarak bu damlaların içerisindeki suyu buharlaştırır ve kısa sürede sıcaklık düşürülür.

Peki, uzun kış aylarında arılar kovanı nasıl ısıtır? Arılar önce sıkıca birbirlerine kümelenirler. Kalınlığı soğuğun şiddetine göre 2.5 cm ile 7.5 cm arasında olan bu arı kümesi, bir kabuk gibi peteği kaplar. Sürekli hareket ederek kümenin dışındaki arılar için ısı açığa çıkarırlar. Arılar bu yöntemi kullanarak hava sıcaklığı -30 °C’ye düştüğünde bile kovan sıcaklığını yaklaşık olarak 35 °C’de tutabilmektedirler.

Görüldüğü üzere arıların kovanda termometre gibi bir ölçüm sistemine sahip olmamalarına rağmen ısıtma ve soğutmayı hassas bir şekilde yapmaları ve binlerce arının aynı amaç doğrultusundaki organize hareketleri kör tesadüfleri tart eder, Rabbimizin ilhamına mazhar olduklarını ispat eder.

Arılar için sıcaklığın sabitliği kadar su ihtiyaçların karşılanması da hayatidir. Yavru büyütme, serinletme ve nemlendirme gibi birçok amaç için suyu kullanırlar. Su kaynağının yeri, su taşıyan işçi arılarca nasanof feromonu ile işaretlenip diğer arılar tarafından daha kolay bulunması sağlanır. Su, sıcak ve kurak havalarda polen ve nektar gibi depolanmaktadır. Su depolama işi peteğin üst kısmına, bal mumu ile yapılan küçük bölmelerde olur.

Suyu kovana taşımak için görevlendirilen arılar, kovan içine geldiklerinde 18 arıya kadar suyun dağıtımını yaptıkları görülmüştür. Su taşıyan arılar 1 günde ortalama olarak 50 sefer yaparlar. Kovana taşınan su miktarı ortalama 25 mg olup 50 mg’a kadar çıkabilir. Böylece kovana 1 litre suyun taşınabilmesi için 800 arının gün boyunca su taşıması gerekir.

Arının günde 50 sefer yapması hiç şüphesiz ciddi bir mesai ve fedakarlık gerektirir. Biz şuuru ile yaşayan bu mübarek topluluktan enesine ilk fırsatta prim veren beşerin alacağı çok ders vardır vesselâm…

Dipnotlar:

1- Emirdağ Lâhikası,s.85.;

2- Mesnevî-i Nuriye, s.199.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*