Hayat amacı nasıl bir şeydir?

Amfiden dışarıya gönderdiğim öğrencime, “Dört kişiye, hayat amacını ve bu uğurda neler yaptıklarını sor ve notlarını al gel.” dedim.

Öğrencimiz, biraz sonra elindeki kağıda bir şeyler yazmış olarak geldi. Onu hemen kürsüye aldım: “Sevgili hocam ve değerli arkadaşlar, hocamın verdiği görev üzere, ilk kişiye, ‘Size bir soru sorabilir miyim?’ dedim. İlk öğrenci bana ters bir bakış attı ve dönüp gitti. Kendimi biraz kötü hissettim ama teklifimi kabul eden bir diğer öğrenciyle uygulamaya devam ettim. O da, ‘Bir hayat amacım yok, yaşayıp gidiyorum. Böylece ikinci sorunuzdan da kurtulmuş oldum.’ dedi ve bir garip gülücük atarak o da uzaklaştı. Bir diğer öğrenci arkadaşım, sorularıma, ‘Sadece bu dünya ile sınırlı bir hayat bana çok mantıklı gelmiyor. Burada yaşananlar başka bir dünyayı gerekli kılıyor. Ben de bu gereklilik içinde güzel bir kul olmaya çalışıyorum.’ dedi.”

Sonra sınıfta konuyla ilgili soru-cevap faslı başladı. Konuşan öğrenciye sınıftan birisi, “Peki senin hayat amacın nedir ve bunun için neler yapıyorsun?” diye sordu. O da biraz da gergin halde, “Biraz özel olacak ama olsun, evde baba ağabeyin her istediğini yapar ve seni de insan yerine koymazsa, bu hayatta, hangi amaçtan ve uğrunda bir şeyler yapmaktan bahsedilebilir ki!” dedi.

Bu amaçsız, gergin ruh haline öğrencilerden çoğu destek veriyordu. Sebepleri çeşitliydi ama pek çok öğrencide hayata karşı ciddi bir amaçsızlık kendini gösteriyordu. Güzel olan bir şey ise, ‘Hayattan hiç bir beklentim yok.’ diyen gergin öğrenci bile, kendisine verilen bir görevi tamamlamanın mutluluğu içerisindeydi. Farkında olmadan bir amaç mı gerçekleşmişti yoksa? Dersi tamamlarken sorumlu öğrencimiz çoktan salondan büyük alkışı almıştı bile. Bu bile ondaki değersizlik duygusunu biraz olsun hafifletmeye yetmişti.

Belli ki, hayat amacı, kocaman bir şey değildi. Küçük küçük parçacıklar büyük amacı mı gerçekleştiriyordu yoksa. Ne dersiniz?

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*