İttihad bozarak hizmet edilir mi?

Sevgili kardeşimle aşkla, şevkle iman Kur’an hizmetlerinde koşturuyorduk.

Gençlik heyecanımızın hizmetler içinde harcanması bizi mutlu ediyordu. Bir gün kıymetli kardeşim, büyük bir üzüntü içerisinde; “Aynı satırları oku, yıllarca birlikte hizmet et, sonra cemaati terk et, bu nasıl olabilir? diyordu. Aynı kardeşim, bazı arkadaşlarıyla birlikte yıllar sonra aynı kaderi yaşıyor ve birlikteliğimizden ayrılıyordu. ‘İnsanın korktuğu başına gelir.’ derler. Kişinin korktuğu, hakikatte ‘zayıf noktası’dır. İmtihan da o cihetten gelir.

Tabii ki kimsenin hizmet tercihine kimsenin bir diyeceği yok. Ama ettiği hizmetin, attığı adımın, ‘Neye hizmet ettiğini’ akl-ı selim herkes muhasebe eder.

Risale-i Nurlar bize, zamanın cemaat zamanı olduğunu, istişareli bir şahs-ı manevinin insanı hatalardan alıkoyacağını öğretti. Yine Nurlar, insanın, ihtilaf-ı meşrebinden, zayıf damarlarından ve derd-i maişet zaruretinden ehl-i dalaletin hücum edeceğine dair ikazlarda bulundu. Ne acı ki, bugün cemaat birlikteliklerinin bozulma dinamikleri bu üç noktada birleşmektedir.

İnsan istişareli bir şahs-ı manevi içinde olmazsa hadiselere karşı körleşir. Bir zamanlar başkasında gördüğü yanlışların içine kendisi de düşer. Bu durum sadece şahıslarda değil, sağlıklı istişare etmeyen cemaatlerde de geçerlidir. Topluluklar, cemaatler meşvereti, ortak aklı değil, statülü kişilerin görüşlerini, tercihlerini dikkate alırsa, istişareyi kurallarına uygun yapmazlarsa yanılmalar kaçınılmaz olur. İstişareli cemaatler kendilerini, hizmetlerini sürekli Risale-i Nurlara uygunluk noktasında muhasebe eder. Böyle hizmetler, hizmetin uzun ömürlü olmasını temin eder. Cemaatten ayrılanların pek çok ‘haklılık hikayesi’ vardır. Ama hangi haklılık cemaatten ayrılmayı, ittihadı zayıflatmayı, tesanüdü bozmayı, kardeşlerin hukukunu çiğnemeyi; gıybeti haklı kılabilir ki?

Bir de birlikteliğin gücünü zayıflatarak hangi hizmet ifa edilebilir ki?

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*