Kainatın idaresinde suhulet var

Yirmi İkinci Söz Birinci Makam Dokuzuncu Bürhan’da iki mesele iş’ar edilmiş.

Biri Allah’ı tanımamanın dehşetinden bir diğer mesele ise; bu muhteşem kâinat nasıl olur da bir tek Zat tarafından kolayca yaratılır ve idare edilir sorusundan.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, eşyanın kolay idare edildiğini çok harika bir üslup ile ispat etmiştir. Bürhan’ın hemen girişinde: “Asıl istib’ad, asıl müşkülat, hakiki suûbetler ve dehşetli külfetler O’nu tanımamaktadır.”1 diye ifade edilir.

Maalesef, günümüzde bir kısım insanlar iman, ibadet ve ahlâktan uzak durmayı esas kabul etmiş ve hiçbir kayıt tanımayacak kadar yoldan çıkmıştır. Bunlara kâinatın yaratılışından söz etseniz ve bu âlemde hiçbir şeyin hikmetsiz, gayesiz olmadığını anlatsanız, onların nefisleri hemen rahatsız olur, çok basit bir sebeple sizi dinlemekten uzak dururlar.

Akıl muhakemesinden aciz, fakir ve zavallılar bilmiyorlar ki ömür sermayesi kısadır, kısa bir ömür sürecinde kendilerini aldatıyorlar. Herhalde bu münkirler şu muhteşem âlemin bir yaratıcısı olduğunu vicdanlarında duyuyorlar, fakat hakikati ihata edemiyorlar. “Bir harf kâtipsiz olmaz.” hakikatini bir çocuk dahi kabul ettiği halde, bu kâinat kitabını kâtipsiz, sahipsiz kabul etmek nasıl düşünülebilir?

Bediüzzaman Hazretleri: “Bütün bu şeylerin icadı bir tek zata verildiği vakit, o kadar kolay olur, o kadar hiffet peyda eder ki, gördüğümüz nihayetsiz ucuzluğa ve mebzuliyete ve sehavete sebebiyet verir.”2 ifade buyurmuş ve  “vahdette nihayet derecede kolaylık olduğu” hakikatinin ispatı yapmıştır.

Bu kâinat bir fabrika, bir saray, bir hane gibidir. Bir şeyi yapabilmek için her şeye yetecek bir kuvvetin bulunması gerekir. Mesela, bir meyve öncelikle dala ve ağaca tutunduğu gibi; ağaç da bahçeye, bahçe yeryüzüne, yeryüzü de Güneş’e bağlanmıştır. Dolayısıyla kâinat bir fabrika gibi muntazam çalışmakta, muhtelif mahsulleri ve mamulleri sonsuz bir kolaylıkla varlık sahasına çıkarmaktadır.

“… Nasıl bir ağaca, bir kökte, bir kanunla, bir merkezde hayat veriliyor; binler meyvelerin teşekkülü, bir meyve gibi suhûlet peydâ eder.”3 Öyle de ağaçtaki büyüme kanunu onun ruhu hükmündedir. İnsan bedeninde bütün hücrelere bir ruhtan hayat verildiği gibi; bir ağacın da bütün çiçekleri, yaprakları, meyveleri aynı kanuna bağlıdırlar.

Said Nursi Hazretleri “şecere-i kâinat” ifadesini çokça kullanır. Ve insanları bu ağacın en son ve en cemiyetli meyveleri olarak değerlendirir.

Bir ağacın bir merkezden idare edilmesinde binler meyve ile bir meyvenin farkı olmadığı, hepsi aynı kolaylıkla vücut buldukları gibi; bu kâinat ağacı da aynı kudretle, aynı iradeyle, kısacası aynı ilâhî sıfatlarla yaratılmıştır ve idare edilmektedir. Bundandır ki, kâinatın idaresinde suhûlet [kolaylık] var; suûbet [zorluk] yoktur…

Dipnotlar:

1- Sözler, 22.Söz, 1.Makam, 9.Bürhan, s.455.
2- Sözler, 22.Söz, 1.Makam, 9.Bürhan, s.455.
3- Sözler, 22.Söz, 1.Makam, 9.Bürhan, s.456.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*