Allah’a iman

Yirmi İkinci Söz iki makamdır. Birinci Makam Vahdet, Ehadiyet ve Tevhit hakkındadır. İkinci Makam Erkân-ı imaniyenin kutb-u â’zamı olan iman-ı billâh hakkındadır.

Kur’ân’ın ifadesiyle: Allah, her şeyin yaratıcısıdır ve o her şey üzerine vekildir. Göklerin ve yerin anahtarları onundur. Allah’ın ayetlerini inkâr edenler var ya, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. 1

İmanın altı rüknünün birincisi Allah’a imandır. Diğer iman rükünleri de bu iman rüknüne bağlıdır. Meleklere iman denilince; “Allah’ın meleklerine iman” Kitaplara iman denilince; “Allah’ın inzal ettiği kitaplara iman” anlaşılır. Diğer iman rükünleri de aynı manada düşünüldüğünde erkân-ı imaniyenin kutb-u a’zamının “Allah’a iman” olduğu açıkça görülür. On Dokuzuncu Söz’de, “Rabbimizi bize tarif eden üç büyük, küllî muarrif var.” diye ifade edilmiştir. Ayrıca bu üç küllî muarrife Dördüncü Bürhan olarak da Nokta Risalesinde “vicdan” eklenmiştir.

Birinci Bürhan: Muhammed aleyhisselâtü vesselâmdır. İkinci Bürhan: Kitab-ı Kebir ve insan-ı ekber olan kâinattır. Üçüncü Bürhan: Kitab-ı Mu’cizü’l- Beyan, Kelâm-ı Akdes’tir. Dördüncü Bürhan: …Vicdân-ı beşer denilen fıtrat-ı zîşuurdur… 2 “Demek her vicdanda şu nokta-i istinad ve nokta-i istimdat cihetinde iki küçük pencere, Kadîr-i Rahîmin bârigâh-ı Rahmetine açılır, her vakit onunla bakabilir.”3

İnsanlar tarih boyunca yaratılışlarındaki sonsuz aczin ve fakrın şuurunda olmuşlar ve bütün vicdanlar bir yaratıcıya inanma ihtiyacı duymuşlardır. Hak dine kavuşamayanlar o yaratıcıyı, yanlış olarak, batıl inançlarda aramış ve putlara tapmışlardır.

Kelâm âlimleri Cenab-ı Hakk’ın varlığını ispat konusunda imkân ve hudûs (sonradan) delilleri üzerinde ehemmiyetle durmuşlar, Said Nursi Hazretleri de Otuzuncu Pencere için, “Şu pencere imkân ve hudûsa müesses umum mütekellimînin penceresidir ve ispat-ı Vacibü’l- Vücut’a karşı caddeleridir. (…) Sinek kanadından tut tâ semavat kandillerine kadar öyle bir nizam var ki; akıl onun karşısında hayretinden ve istihsanından “Süphanallah, mâşâallah,bârekellah” der, secde eder.4, şeklinde önemli izahlarda bulunmuştur. Mümkinat âleminden böyle sonsuz misaller verilebilir ve bunların her biri bir Vâcibü’l-Vücûd’un varlığını ispat ederler.

Dipnotlar:

1-Zümer, 39/62-63

2- Mesnevî-ı- Nuriye (Nokta) s.272

3-Sözler. Otuz üçüncü Söz, 31.Pencere. s.687

4- Sözler, 33.Söz.s.792

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*