Kötü alışkanlık ve bağımlılıklardan kurtulmanın yolları

Şeytanî tuzaklara düşmemek için negatif duyguları kanalize etmelidir. Yâni yerinde ve ölçüsünde kullanmak; kötü hasletleri törpüleyip ulvî hasletleri, nezih duyguları yerleştirmek, güzel ahlâkî değerleri kazanmaktır. Önce ruh ve duygularımız hakkında şu temel tesbiti nakledelim:

Ruhumuz; “şiddetli merak, ateşli sevgi, dehşetli hırs, inatlı istek, müthiş öfke” gibi onlarca pozitif ve negatif duygularla örülmüş. Bunların her iki cephesini geliştirme, yönlendirme, derecelerini yükseltme veya düşürme iradesine sahibiz. Kişilikli, karakterli, ahlâklı ruhî bir yapı kazanmanın yolu pozitif, ulvî cephemizi geliştirip; olumsuz duyguları kanalize etmek, süflîlerini törpülemekten geçer.

Negatif duyguların varlığı son derece lüzumlu ve hayatî önem taşır. Tekâmül/gelişme, kemâl/mükemmelleşme, hareket, bereket, ilerleme, mücâhede, mücâdele zıtların bir arada bulunması ve müdahâlesiyle mümkün. Mahiyetlerini öğrenip neyi, ne zaman, nerede, kime karşı, ne derecede kullanacağımızı ayarlamak şartıyla hırs gösterebilir, inat edebilir, öfkelenebiliriz. İnsanî vasıflarımız o zaman ortaya çıkar.

Şâyet inat, hırs, merak, öfke gibi duygular yerinde ve ölçüsünde kullanılırsa istifâde edilebilir. Aksi halde muzır birer haslet durumuna inerler. Meselâ, hırsımızı, iyilik ve hayır yapma; güzel işleri başarma; âhireti kazanmak için kullanabiliriz. İnadı, “Ey nefsim ve şeytan! Siz mi diyorsunuz ‘Okuma, ibâdet etme, zikir etme, tefekkür etme!’ Öyleyse, inadına okuyup, inadına onlara devam edeceğim’ Bu duyguların hafiflerini dünya işlerine, şiddetlilerini öbür âleme ve mâneviyata sarf etmemiz gerekir.1

Mevzuun ahlâk boyutuna gelince; ahlâk; huy güzelliğidir. Ahlâklı insan; medeni, nâzik, anlayışlı, saygılı olan demektir. İncitmez; kendisine karşı işlenen kabahatlerden dolayı da incinmemeye çalışır! Ahlâklı olmak, insanlığın yaratılışının gereğidir. İslâmiyet; ferdler, âileler, cemiyetler, milletler, dinlerarası diyalog kurma ve bir arada huzûr içinde yaşama ahlâkını, sanatını geliştirir. Zîrâ o, çatışmayı değil barışı, nefreti değil sevgiyi; zorluğu değil kolaylığı, hoşgörüsüzlüğü değil, müsamahayı getirmektedir. Hayatımızı cihanşumûl/evrensel İslâm ahlâkıyla süsleyebilmemiz için ahlâka mü’mince bakışımız şöyle olmalı:

Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanmak zorundayız. Bu da, Esmâ-i Hüsnâ’ya (Allah’ın en güzel isimlerine) bakıyor. Onların tecellilerini tezahür ettirmeliyiz. Ahlâkı güzelleştirmenin iksiri dindir. Şeriat güzel ahlâk ve hissiyatları ders verir. İmân güzel seciye, iyi haslet ve güzel ahlâkın kaynağıdır. Edep ve ahlâkın her meselesinde rehberimiz Hz. Kur’ân’dır. Kur’ân’ın en güzel yaşanmış örneği de Peygamber Efendimiz’dir (asm).

Dipnot:

1-Mektûbât, s. 37-38

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*