Musibetler karşısında Üstad’ın tavrı

Hiçbir mazeret, hiçbir mani, hiçbir engel Üstad Bediüzzaman’ı iman, Kur’ân hizmetlerinden alıkoymadı.

Tek parti müstebitlerinin uyguladıkları keyfi yasaklara, reva gördükleri tazyiklere, şantajlara ilâve olarak; ilerlemiş yaşından kaynaklanan sıkıntılara aldırmadan son nefesine kadar hep Nur hizmetlerini dert edindi ve bu uğurda hayatını feda ederek destanlar yazdı.

Altı bin sayfalık şaheserin hemen hepsini keyfi yasakların hükümferma olduğu, belâların eksik olmadığı ve sıkıntılara düçar olduğu zamanlarda Allah’ın inayetiyle vücuda getirdi.

Bir çok insan kendilerine yönelik musîbet ve belâlara karşı feveranla feryad-ü figan ederek, müşteki olurken; dine gelen musîbet ve belâların haricindeki en ağır musîbetlerin dahi gerçek manada müşteki olmamızı gerektiren olaylar olmayıp birer ikaz-ı İlâhî olduğunu beyan ediyor Bediüzzaman.

O kendisine verilen öldürücü zehirler sebebiyle hasta yatağında tam bir teslimiyetle vefatını beklerken dahi şafi-i Hakikînin inayetiyle gözlerini açar açmaz, baş ucunda bekleyen talebelerine; “kardeşlerim; merak edilecek bir şey yok… Ben iyiyim.. siz hizmetlerinize bakın..” buyurarak ulvî dâvâsı uğruna hayatını hiçe saymıştır. Böyle bir din kahramanından bütün insanlığın alacağı dersler olmalı her halde.

Yine başta Nur camiası olarak, bütün ehli dinin, daha doğrusu bu insanlığın Üstad’ın; “Musîbetlerin tenevvüü, musıkînin nağmelerinin tenevvüü gibi bana geliyordu” demesi çok dikkat çekicidir. Dinî olmayan musîbetlere ve felâketlere meydan okuyan bu beyanlarından insanların alacağı dersler olmalı.

Üstad Bediüzzaman’ı tanımayan; onun musîbet ve belâlara karşı takındığı merdane ve cesurane tavırlarından ve konu ile alâkalı yaptığı ikaz ve tavsiyelerinden bihaber oldukları için gerek medyanın, gerekse yetkili mercilerinin korona ile ilgili iyi niyetler ile de olsa sürekli olarak yaptıkları korku ve endişe yaymalarını belki yadırgamak doğru olmayabilir.

Velâkin Bediüzzaman’ı ve onun eserlerini tanıyanların tahkik ehli olmayanlar gibi davranmaları ve estirilen rüzgârlara kapılıp, gereksiz korku ve endişelerle, her şart altında yapmakla mükellef oldukları iman hizmetlerine ara vermelerini anlamak mümkün değil.

Ve Nur hizmetlerinin tatile girmesiyle Allah korusun daha büyük musîbetlerin, felâketlerin geleceğinden gerçek endişe ediyoruz.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*