Ramazan eğlence ayı değildir

Kimsesizlik bir bakıma yetimliktir. Savaş ve iç karışıklıklar sebebiyle kimsesizlerin sayısı her geçen gün biraz daha artıyor. Ramazan ayı, kimsesizlere el uzatıp onların kimsesizliklerine son vermek için çok uygun bir zaman dilimi.

Kavuştuğumuz Ramazan ayı, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından güzel bir kampanya ile karşılandı. Bu senenin Ramazan ayı sloganı, “Hiç kimse kimsesiz kalmasın” şeklinde tesbit edilmiş. İnşallah, bu hedefe ulaşılması nasip olur.

Konu ile ilgili basın toplantısında açıklamalar yapan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, 2014 yılı Ramazan ayında bu başlık altında ‘Modern yalnızlık’, ‘Mülteciler’, ‘Yetimler’, ‘Sokak çocukları’ ve ‘Yaşlılar’ konularının ele alınacağını ifade etmiş. (AA, 25 Haziran 2014)

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Görmez’in Ramazan ayı tesbitlerini hatırlatmakta fayda var:

 Ramazan aslında her sene bizi kendimizle buluşturmaya, yalnızlığımızı ortadan kaldırmaya, yeniden değerlerimizi hatırlatmaya gelir. Ancak Ramazan’ın karşı karşıya olduğu bir tehlike vardır. Ramazan bizi değiştirmeye geldiği halde biz Ramazan’ı değiştirmeye kalkışabiliyoruz. Kendimizi Ramazan’ın şefkatli ellerine teslim etmeli, Ramazan’ı değiştirmemeli, Ramazan’ın bizi değiştirmesine izin vermeliyiz.

 Her şeyden önce Ramazanımızın (…) kaybetmek üzere olduğumuz kardeşlik rüzgârını bize yeniden getirmesini Allah’tan niyaz ediyorum. Suya hasret kalmış çorak toprakların yağmura ihtiyacı ne kadar varsa bugün bütün insanlığın çorak kalmış yüreklerimizin Ramazan ayının rahmet iklimine o kadar ihtiyacı var.

 İbadetler bizi Rabbimizle buluşturmak için, kaybettiğimiz değerleri yeniden kazandırmak için vardır. Ramazan bütün imtihan süreçleriyle bize bu imkânı sunar.

 Ramazan’ın kendisi bir coşkudur. Ama Ramazan’ı bir eğlence sektörüne, şatafata, gösteriye dönüştürmemeliyiz. Ramazan’ın en önemli hususlarından biri iftar sofralarıdır. Aynı şekilde iftar sofralarını israf sofralarına dönüştürmemeliyiz.

 Ramazan paylaşma ayıdır. Sadece oruç tutanlara değil tutmayanlara da gönlümüzü iftarlarımızı açmalıyız. Olaki bu sevinç onların yüreklerine de başka güzel duyguları getirir.

 Son yıllarda ülkemizde gördüğümüz iftar çadırları. Bu çok güzel bir gelenektir aslında. Nice hayırseverler iftar çadırları açıyor, insanların kardeşlik bilinciyle bu iftarlara katılımını sağlıyor ancak bu asla bir istismara, bir gösteriye dönüşmemelidir.

 Geliniz bu Ramazan’da gerek kamu kuruluşları gerekse ticarî kuruluşlar olarak toplu iftarlarımızı çalışanlarımızla birlikte yapalım. Bu iftarla oluşan manevî atmosferi bütün bir yıla yayarak bu kardeşliğin kalıcı olmasını sağlayalım.

Prof. Dr. Görmez’in de dikkat çektiği gibi Ramazan ayı eğlence ayı değildir. Bunu günde 5 defa değil, mümkün olsa 15 defa hatırlatmak lazım. Aynı şekilde ‘iftar sofraları’ da hiç bir şekilde ‘israf sofraları’na dönüşmemeli. Ayrıca, ‘patron’lar için yapılan “İftarlarınızı çalışanlarınızla birlikte yapın” hatırlatması çok isabetli.

Ramazan ayını ‘eğlence ayı’na çeviren her kim olursa olsun ona itiraz ederiz ve ediyoruz. İstanbul örneğinde olduğu gibi insanları ‘konser’lere, ‘eğlence’lere çağıran belediye itirazımız var ve bu itiraz hep devam edecek.

Ramazan eğlence ayı değil, ibadet ve dua ayıdır çünkü…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*