Siyasi savrulmalar

Bu içinde yaşadığımız ahirzamanın özelliklerinden birisi de bir şahs-ı manevi çatısında olabilmektir. Beraber hareket edebilmek için beraber bir anlamanın, anlayışın emrinde olabilmek.

Çünkü şu yaşadığımız asır biri, teki, şahsı, ferdi ve bunların yapacağı işleri kabul etmiyor, reddediyor. Hatta dahi-i azam gibi bir adam olarak fikirler ve düşünceler sahibi olursa da. Yine mağlubiyet, yenilgi ve mağduriyetlerin muhatabı ve medarı kişiler, şahıslar oluyor.

O öyleyse ne ne yapmalı? Tek bir yol var o da Bediüzzaman’ın söylediği ve uyguladığı, uygulattığı yol. Şahs-ı manevinin emrinde ve dairesinde olmak.

İmanî, Kur’anî, İslamî bir şahs-ı manevi ise dışardan kendisi adam aramaz ve takip etmez. Ancak imanı, Kur’anî, İslamî hizmetlerin içerisinde olanlar; ihlasla, o kuvvetle, ittifakla, ittihatla, şevkle, aşkla, ümitle ve hizmet gayret ve çalışmalarıyla şahs-ı manevi perdelerini aralayarak kendilerini, kendilerini izn-i ilahi dairesi içinde büyük bir şemsiye ve çadır hükmünde olan şahs-ı manevi dairesine dahil edebilirler.

Şahs-ı manevi çadırının altında bulunabilenler birbirlerini dinlerler ve birlikte hareket ederler. Şu günlerde moda olan siyasi ve içtimai meseleleri de aynı şekilde birlikte düşünerek, birlikte fikirler ortaya koyarak, birlikte karar vererek, birlikte hareket edebilmeyi muhakkak yapabilmeli, gerçekleştirebilmelidirler.

Unutmamalıdır ki; şahıslar karar verilmesi lazım gelen konularda yanılabilirler, yanlış kararlar verebilirler ama şahs-ı manevi teşkil eden cemaatin fikir ve düşünceleri, alacağı kararları asla yanlış olmaz ve yanılmazlar. Siyasi savrulmaların elinde oyuncak olmamak ve yanlış yapmamak için şahs-ı maneviye müracaat şarttır.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*