Tesettüre çağrı

Son yıllarda ve aylarda Rusya’dan gelen haberler hepimizi şaşırtıyor. Ama bu şaşkınlık, sevinç ve şükür gerektiren bir şakınlık ve hayret olarak görülmeli.

Neredeyse bir asır boyunca “Din öldürülecektir” şeklinde politika uygulayan, aynı şekilde “Din afyondur” diyen bir ülkeden; cami, namaz, bayram, tesettür konulu haberler gelince elbette şükrediyoruz, ama aynı zamanda da şaşıyoruz.

Rusya’dan gelen son haber tesettürle ilgili. Habere göre Rusya’da Ortodoks Kilisesi, kadınlardan daha “edepli” giyinmelerini ve sokaklarda “palyaço gibi boyanmış vaziyette” dolaşmamalarını istemiş.
Haberin devamı şöyle: Kilise yetkilisi başrahip Vsevolod Chaplin, İnterfaks tarafından yayınlanan bir mektubunda, “Bir Rus kıyafet yönetmeliği çıkarmak gerektiğini” belirterek, “Yeterince örtünmemiş ya da bir palyaço gibi boyanmış bir kadının” caddelerde, metroda veya barlarda sarhoş erkeklere çatma riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Kilisenin toplumla ilişkiler bölümünün başkanlığını yapan Chaplin, geçen ay da mini etekli kadınların, tecavüze uğramaları hâlinde, “erkekleri kışkırtmış” sayılacakları için “suçun kendilerinde olacağını” öne sürmüştü. Komünizmin çökmesinden sonra giderek güçlenen Rus Ortodoks Kilisesi’nin halka yaptığı bu uyarılar, bazı grupların eleştirisine sebep oluyor. (AA, 19 Ocak 2011)

Her ne kadar bu çağrıya tepki gösteren Rus gruplar olmuş olsa da, ortada bir gerçek var: Tesettür, fıtratın gereğidir!
Nerede olursa olsun insanları tesettüre dâvet etmek alkışlanacak bir durum. Ancak bunu ‘kıyafet yönetmeliği’ ile yapmak mümkün değil. Kalıcı olan, insanların ikna edilmesidir. Bu da ancak eğitimle mümkün.

Açık saçık giyinmeyi ‘özgürlük’ olarak yorumlamak hem insan fıtratına, hem de dünya gerçeklerine ters. Çünkü pek çok aile felâketinin temelinde tesettür emrine uymamak var. Bütün dünyanın şikâyetçi olduğu ‘sadakatsizlik’ başka ne ile izah edilebilir? Tesettürsüzlüğün, boşanma hadiselerinde de etkisi inkâr edilemez. O halde mümkün olan her fırsatta hanımlar tesettüre dâvet edilmelidir.

Rusya’da yapılan bu çağrı, Türkiye’ye de örnek olmalı. İnsanları din noktasında bilgilendirmekle görevli olan Diyanet, imkânlarını kullanarak hanımları tesettüre dâvet etmelidir. Tabiî ki uygun lisanla ve tesettürsüzleri dahi kırmadan, gücendirmeden!
Rusya’daki tesettür çağrısının gazetelerde yer aldığı aynı gün, İstanbul’da yaşanan bir tesettürsüzlük ‘facia’sının da haberi vardı. Temiz zihinleri bulandırmamak için ayrıntılarını ifade etmeden şu kadarını söyleyelim ki; bir lise öğrencisi, gayr-ı meşrû bir şekilde hamile kalmış ve ‘gizli’ce doğurduğu bebeğini ‘çöp’e atmış. (Milliyet, 20 Ocak 2011) ‘Bebek’ bir netice. Sebebini düşünen var mı? Temelinde tesettür emrine riâyetsizlik, müstehcenlik ve harama bulaşmak yok mu? Gazeteler bu haberi duyururken sanki bir ‘trafik kazası’ haberi veriyormuş gibi davranmış! Bu felâket haber karşısında yıkılmamak, çare arayışına girmemek, üzülmemek mümkün mü? İfsat komitelerine buğz etmek gerekmez mi? Bu gençleri bu çıkmaz yola, sokağa ve bataklığa kim sevk ediyor?
Tesettür emrine karşı çıkanların kulakları çınlasın! Ya bu ‘felâket’lere bir çare bulsunlar, ya da sussunlar, insanların tesettüre dâvet edilmesine itiraz etmesinler.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*