Verdiğiniz örnek çok farklı!

Telefon ile görüşmemizdeki talebimizle samimi alâkası, çözümü konusunda gayreti ve sonrasındaki gelişmeleri takip ederek yardımcı olması, takdirimizi hak etmiş ve nihayet vicahen görüşerek teşekkürümüzü bizzat takdim etmek istedik.

Sekreteri, ismimizi sorduğunda bizi ismen hatırlayamayacağını, “Sizinle tanışmak için gelen birisi”, diye takdim edebileceğini, söyledik.

Müdür Bey, boş gözlerle bize bakarak, buyur etti ve gösterdiği koltuğa oturduk. Unuttuğu yardımını, kısaca anlattık, mahcubiyet dolu ifadesiyle görevini yaptığını ifade etti.

İnternetin, araştırmalarımızda çok lüzumlu olduğundan konumuza giriş yaptık. Kartvizitimizi takdim ederek hem mesleğimizi hem de çalışmamızın bir meyvesi olan “Kader Risalesi’nin Mütalâası” olan kitabımızı kendisine hediye etmek istediğimizi ifade edip, takdim ettik. Teşekkür ederek alıp, “Çok ağır ve önemli bir konuyu çalışmışınız.”, dedi ve ardından kader meselesinin çok anlaşılmazları var, bir de kuyumcuların, altın fiyatının düşmelerinde nasıl zarar etmeyip kazandıklarını merak ettiğini söyledi.

Her iki konuya sırayla girelim ki bu görüşmemize hatıra kalsın, dedik.

Çay tablasını, masanın üzerinden beş santim yukarıda tutarak;

Değerli Müdürüm, ayna farz ettiğimiz şu elimizdeki tablayı, bu mesafede tutarsak karşılığındaki alanı yansıtır. Bunu biraz daha yukarıya kaldırırsak sizin masanızın iki ucu arasını gösterir. Eğer, diye devam edecektik ki sözümüzü keserek, akademik kariyerimizi sordu. Şaşırdığımızı anlamanın ötesinde verdiği cevap daha da şaşırmamıza vesile oldu: “Verdiğiniz örnek çok farklı ve akademik bir muhtevası var”, deyince içimizden şükrederek rahatladık. Evet, bu misal hadis kaynaklı bir misal olup Bediüzzaman Hazretleri, Kader Risalesi eserinde bahseder. Biz de biraz önce takdim ettiğimiz kitabımızda bu örneği, kaderi anlama ve anlatmada kucaklayıcı bir misal olarak naklederiz. İşte bu misaldeki aynayı semanın öyle bir noktasına kadar yükseltelim ki, âlemde ne var ne yok, hepsini göstersin. Hem geçmiş zamanı hem şimdi zamanı hem de gelecek zamandaki olayları yansıtsın. Bu konumdaki ayna için, zaman söz konusu olmadığı gibi geçmiş, şimdiki ve gelecek diye bir şey de söz konusu olmaz, esasen zamanın üzerinde bir şey olur. Aynen bu misal gibi Allah, ilmi ile zaman ve mekânın dışında, eşya ve hâdisenin bütün hareketlerini bilir ve ifade eder. Onun diğer sıfatları ezeli olduğu gibi ilmi de ezelidir. Ezeliyet bizim kullandığımız zaman ve mekânın dışında ama onu da içine alan bambaşka bir şeydir ki doğrusu insanın kavramasının pek üzerindedir. Ancak bu misaller o yüksek konunun anlaşılmasına basamak olur, uzakları gösteren bir dürbün olur, biz de anlamaya biraz daha yaklaşırız.

Koltuğunda geriye doğru yaslandı, gözleri enginlere daldı, bir müddet öyle kaldı ve yüzümüze bakarak takdirlerini ifade etti.

Mesleğimize yönelik sualini de kısaca cevaplayıp, izin alarak ayrıldığımızda iç âlemimizde sorgulanma sürecimiz şöyle başladı: En zor bilinen kader meselesini, bir misal ile anlamaya yaklaştıran bir eser, elimizde kıymeti hâlâ hakkıyla bilinemeyen bir mücevher olarak durur. Her nereye tutulursa orasını gündüze çeviren bir projektör misali, en zulmetli sanılan konulara yönlendirildiğinde hemen aydınlanıyor, hayat ile bütünleştiriyor ve rehber oluyor. Kıymeti bilinmeyen şey, muhtaç olanın eline geçtiğinde kıymetinin anlaşılması, böyle olsa gerek diye, muhasebemizi yol boyunca yaptık.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*