Annemarie Schimmel´den `İslâm´da kadın´ üzerine notlar…

27 Ocak 2003’de 80 yaşında vefat eden Schimmel, İslâm üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan bir mütefekkirdi… Vefat yıldönümü vesilesiyle o­nu ve fikirlerini hatırlayalım istedim…

Türkiye’de de bulunan Schimmel 1954-1959 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde Dinler Tarihi dersini Türkçe olarak vermiş, “Cemile Kıratlı” takma adıyla çeşitli dergilerde yazıları çıkarken yakınları tarafından “Cemile Bacı” olarak anılmaya başlamıştı.

Schimmel, “Ruhum Bir Kadındır” isimli kitabının ön sözünde ülkemiz kadınlarına dair gözlemlerini şöyle aktarıyor:

“Dinî hayata dair birçok hakikate Türkiye’deki kadınlar sayesinde müdrik oldum. İstanbul ile Ankara’daki kadın dostlarım, ama bilhassa Anadolu köylerinin o sade kadınları, ıztırab ile yoğrulmuş olup daha bir müttakî olan Anadolu’nun o anaları ve üniversitedeki hanım meslektaşlarım olduğu kadar talebelerim de, Türkiye’deki hayatın daha derin boyutlarına müttali olmamda bana yardımcı olmuşlardır…”

İslam’da kadın hakları üzerine düşünceleri ise dikkatle okunmaya değer…

Renate Beyer’in Annemarie Schimmel’le yaptığı röportajdan bir bölüm sunalım:

Beyer’in “Başörtüsü bir anlamda kadının İslâm’da baskı altında tutulduğunun işareti değil midir?” sorusunu Schimmel şöyle cevaplıyor:

Image “Eyvah bunu nasıl söylersiniz? Müslüman aile içinde yaşayan kadın ve anne bizden daha fazla söz hakkına sahiptir. Kur’ân’da poligami mümkündür. Ancak bu bir erkeğin dört kadınla evlenmesini zorunlu kılmaz. Olsa olsa burada bir izinden söz edilebilir. Öyle zamanlar oldu ki İslâm tarihinde erkekler şehit düştü ve kadınlar dul kaldı. Eğer poligami olsaydı—ben bu tür insanlarla tanıştım—her kadın pek çok çocuğun sığınacak mekânı olacaktı. Bunu bizzat kendim yaşadım. Müslümanlar ev işlerinde kendi aralarında iş bölümü yaparlar. Bazı aileler tanırım ki kimin çocuğu olursa olsun o­na toplum olarak yardımda bulunur. Pek tabiî toplumun katmanları arasında kadının statüsünün iyi olmadığı bir vakıadır. Bizde bile çok kısa zaman öncesine kadar böyle idi. XIX. yüzyıl ortalarına kadar Prusya Krallığı’nda erkeğin hanımını dövme hakkı vardı. Üstelik bu dövme kanunla da güvence altına alınmıştı. Bu gibi olumsuz durumlar başkası için önemsiz görülürken nedense İslâm için büyütülür. Müslüman ailelerdeki kadının durumu söz konusu olunca daha da abartılır. Hâlbuki İslâma göre evde en önemli şahıs kadındır. Peygamberimiz (asm) bu hususta çok güzel bir söz söylemiştir. Gencin biri o­na gelerek, ‘Ya Resulallah! Kime iyilik edeyim?’ diye sorar. Peygamberimiz: ‘Annene’ der. Genç ‘Daha sonra kime?’ diye sorar. Peygamberimiz tekrar ‘Annene’ der. Genç üçüncü kez ‘Ondan sonra kime?’ der. Peygamberimiz üçüncü defa da ‘Annene’ cevabını verir. İşte bu örnek İslâm’da kadına verilen değerin en büyük göstergesidir. İslâm’da aile içinde mal ortaklığı diye bir şey yoktur. Kadın gerek kendi getirdiği, gerekse evliliği esnasında kazandığı malı serbestçe harcama yetkisine sahiptir. İsterse bu malın tek kuruşunu bile kocasına vermez. İslâm söz konusu olunca bunlar hep görmezlikten gelinir. İslâm Kültür tarihinin en yüksek mevkilerinde bulunmuş çok sayıda kadın bulabilirsiniz. İslâm ortaçağına bir göz atınız orada oldukça fazla âlim ve şair kadınlar göreceksiniz. Belki bunlar elit tabakadır deyip geçebilirsiniz. Bizde elit tabaka yok mu? XIX. Yüzyılda Almanya’da bir köylü kızının kariyer yapabilme şansı var mı idi?”

Evet, Schimmel’in İslâm ve kadın üzerine olan düşüncelerinden alınacak çok ders var öyle değil mi?

Schimmel, hakkında ölüm fetvası verilen “Şeytan Ayetleri”nin yazarı Salman Rüştü’yü de “Müslümanların duygularını çok kaba şekilde rencide ettiği” gerekçesiyle sert bir şekilde eleştirmiş, Avrupa’daki bazı gruplar tarafından tepki almasına rağmen 1995 yılında Alman Kitapçılar Birliği’nin Barış Ödülü’nü kazanmıştı.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*