Emirdağ Lahikasında bazı rakamlar

Nahide Hanım: “Emirdağ Lahikası 152. Mektup’ta, ‘şeair-i islamiyeye ve siyaset-i islamiyeye darbe vuranlar on iki, on üç, on dört, on altı sene zarfinda büyük darbeler yiyecekler diye bana ihtar edildi’ deniyor. Bu kısmı açar mısınız? On iki, on üç.. vs gibi rakamları nasıl anlamalı?”

Tarihlerin Kaydettikleri

Bediüzzaman Hazretleri asrımızın resmini çekmiştir. Bu cümleler, söz konusu resim karelerinden sadece bir kaçıdır. Bu cümlede geçen anahtar kelimelere bakalım. Üstad Hazretleri Ankara’ya geldiği günden itibaren uyardığı ve fakat önünü alamadığı bir mesele vardır: Şeair-i İslamiyenin tahribi! Bir seri halinde şeair-i İslamiyeye karşı yapıla gelen tahribatları tarih kaydetmiştir.

Bediüzzaman 1922’de meşhur namaz beyannamesinde diyordu ki: “Bilirsiniz ki ebedi düşmanlarınız ve zıtlarınız ve hasımlarınız İslam’ın şearini tahrip ediyorlar. Öyle ise zaruri vazifeniz şeairi ihya ve muhafaza etmektir. Şe‘âirde tehâvün milliyetin za‘fını gösterir. Zaaf ise düşmanı tevkîf etmez, teşcî‘ eder.”1

1923’te Lozan’da alınan “Din öldürülecektir” kararını2 ve daha sonra yeni hükümetin bu yönde yaptığı tatbikatları resmi tarih öğretmese bile, doğru tarih unutabilir mi?

Mesela 1924’te hilafetin ilgası ve aynı tarihte şeairin öğretildiği önemli merkezlerden olan medreselerin ve tekkelerin tevhid-i tedrisat kanunu ile kapatılması… Keza 1932’den 1950’ye kadar ezanın deforme edilerek Türkçe okutulması… Bunları tarihimiz kaydetmiştir.

Rakamlar Yalan Söylemez

Bu tarihlerden hareket edersek, maddi manevi büyük darbelerin ne zaman ve nasıl geldiği zannederim anlaşılır. Mesela 1922’den 16 sene sonra en müthişinin dünyayı terk etmesi…

1932’den 12 sene sonra Mareşalin, Genel Kurmay Başkanlığından alınması ve aynı tarihlerde ülke genelinin yaşadığı kaht, gala, kuraklık ve kıtlıklar…

Keza 1932’den 14 sene sonra yapılan seçimlerde Milli Şefin koltuğunun sarsılması, bunu anladıkları için seçimlerin “açık oy gizli tasnif” usulü ile yapılması…  Keza Milli Şefin devr-i saltanatının toplam 12 sene sürmesi ve 12 sene sonra millet egemenliğine mağlup düşmesi…

Keza, Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “O ikinci Harb-i Umumi ve o dehşetli şahsın dünyadan gitmesiyle ve şimdi de onun mesleği geri çekilmesi ve bir kısmı o mesleğin aksine din lehinde resmen çalışması ve ehl-i imanın istibdad-ı mutlakadan bir derece kurtulması ve az bir tevil ile o risaleciğin verdikleri haber aynı tarihlerde vuku bulması…”3 tarihi, demokrasinin istibdadı yendiği 1950 yılıdır.

“Yeter!” Tokadı

Nitekim istibdad-ı keyfî-i küfrî, 13’ün –alkışlayıcıları fazla olduğu için- iki katı olan 26 sene sonra milletin “yeter!” tokadına maruz kalmıştır.

Cümlenin sonunda gelen resimde, “büyük dairede de onun gibi dehşetli cemaatler”den bahsediliyor. Burada bahsedilen “dehşetli cemaatler”, deccalizmin ve süfyanizmin şahs-ı manevisi olsa gerektir. Malum, deccalin “şahs-ı manevisi olan dinsizlik cereyan-ı azimi pek cesimdir.”4 Ve bu şahs-ı manevi “bu zamanda cemaat şekline girmiş”tir.5

Bu dehşetli şahs-ı manevinin “on iki, on üç, on dört, on altı tarihlerinde aynı tokatları” yiyecekleri bildiriliyor.

Dipnotlar:

1- Tarihçe-i Hayat, s. 155
2- Emirdağ Lahikası, S. 360
3- Bediüzzaman, Emirdağ Lahikası, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2006, s. 359
4- Bediüzzaman, Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2007, s. 96
5- Bediüzzaman, Kastamonu Lahikası, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2011, s. 28

Benzer konuda makaleler:

1 Trackback / Pingback

  1. 12, 13, 14, 16 yıllarındaki tokatlar nedir? | EuroNur · SaidNursi.de

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*