12, 13, 14, 16 yıllarındaki tokatlar nedir?

Emirdağ Lahikasında geçen, “Şeâir-i İslâmiyeye ve siyaset-i İslâmiyeye darbe vuranlar on iki, on üç, on dört, on altı sene zarfında büyük darbeler yiyecekler” şeklinde gelecekten haber veren bir ifade var. Bu konuyu değerli yazarımız Süleyman Kösmene bir makalede etraflı bir şekilde izah etmiş. Bu güzel izaha bir tetimme olması noktasında bazı ilave bilgiler vermek için bu kısa yazıyı kaleme aldık. Umarız bir çokların kafasındaki suallere bir cevap olur.

Öncelikle Emirdağ Lahikasında geçen o ifade:

“İkincisi: Şeâir-i İslâmiyeye ve siyaset-i İslâmiyeye darbe vuranlar on iki, on üç, on dört, on altı sene zarfında büyük darbeler yiyecekler diye bana ihtar edildi. Evvelki meselenin aksine olarak, geniş dairede vuku bulan o hâdisâtı ve büyük cemaatlere gelen o tokatları, küçük bir dairede şahıslara gelecek tokatlar suretinde mânâ vermiştim ki, tam aynen iki dairede, hem küçük, hem büyük, on iki sene sonra en müthişi dünyayı terk ettiği gibi, büyük dairede de onun gibi dehşetli cemaatler on iki, on üç, on dört, on altı tarihlerinde aynı tokatları yediler ve yiyecekler diye ihtar edildi. (Emirdğ Lahikası, s.239)

Mezkur ifadede “Şeâir-i İslâmiyeye ve siyaset-i İslâmiyeye darbe vuranlar” 12, 13, 14, 16 yıllarında büyük toktalar, ciddi darbeler yiyecekler diye bir tanım var. Belki de bu konunun en can alacı noktası “Şeâir-i İslâmiyeye ve siyaset-i İslâmiyeye darbe vuranlar” tabiridir. Çünkü diğer bütün izahlar ve ikazlar bu iki tanım üzerine kurulmuş.

Öncelikle bu iki tabir üzerinde durmak gerekiyor:

Şeair-i İslamiye nedir?

Ezan, Kuran okumak, tesbihler, ibadetler, başörtüsü, sarık, camiler, hatta mezar taşları da Şeair-i İslamiye olarak tanımlanmış. Yani İslam’ı hatırlatan ve bildiren ne var ise bunlar Şeair-i İslamiye tanımı içine girer.

İşte Şeair-i İslamiyeye darbe vuranlar, bu şeairleri ortadan kaldırmaya çalışan ehl-i dalalet olacaktır. Şu güzide vatanımız açısından baktığımız zaman da Halkçıların ekseriyeti teşkil ettiği Tek Parti İdaresi bu kesimin toplandığı yer olmuş. Demek ki 12, 13, 14, 16 yıllarındaki tokatlar doğrudan bu kesim ile alakalı.

Zaten hürriyet, adalet, hak, hukuk temelinde gerçek bir meşrutiyet veya demokratik cumhuriyet idaresi manasına gelen “siyaset-i İslâmiyeye” manasına darbe vuranlar da yine 27 yıl iktidarda kalan ve büyük bir istibdat ve zulüm ile milleti canından bezdiren Halkçılardır. Demek ki 12, 13, 14, 16 yıllarındaki tokatlar bir ölçüde Halkçıların siyasi süreci ile de ilgili.

Şimdi bu iki tanımdan yola çıkarak 12, 13, 14, 16 sene denilen dört önemli tarihi nasıl anlamamız gerektiği konusunu izah etmeye çalışalım.

Bu rakamların bir seneye, yıllara tekabül ettiği açık. Fakat hesap şekilleri farklı olabilir. Yani bu konuda farklı izahlar yapılabilir. Biz de burada anladığımız şekli ile bir izah yapmaya çalışacağız.

Şöyle ki:

Öncelikle bu sözün söylendiği tarihi tespit etmemiz gerekiyor. Bu tarihi de yine mezkur ifadede geçen, “on iki sene sonra en müthişi dünyayı terk ettiği gibi” tabirini istinat noktası olarak kabul ederek bulabiliriz. Zira buradaki tabir Halkçıları lideri olan kişiyi işaret ediyor. Onun da dünyayı terk ettiği tarih 1938.

Demek ki mezkur ifade 1938 yılından 12 yıl önce söylenmiş. Bu da 1926 yılına tekabül eder. İşte bu ifade muhtemelen 1925-26 yıllarında söylenmiş bir ifadedir. Elbette ki o yıllarda Miladi takvim geçerli değildi. Zira miladi takvim 1 Ocak 1926 tarihinden itibaren geçerli oldu. Bu nedenle 12, 13, 14, 16 yılları denilen yıllar büyük bir ihtimalle Hicri takvim üzerinden verilmiş yıllardır. Zaten Nurlarda geçen bir çok tarih Hicri tarih üzerinden verilmiş.

Bu noktadan hareketler 1938 yılı Hicri takvime göre 1356/1357 hicri yıllarına tekabül ediyor. 1938 Miladi yıla göre Hicri yıl iki farklı yıl olarak alınmalı. Çünkü miladi takvim içindeki bir yıl iki hicri yıl geçişine sahne olmaktadır.

Buna göre yukarıdaki yılların tahlili şu şekilde olmaktadır:

1344-1345 Hicri yıl- 1925 Miladi yıla tekabül etmekte. (On iki, on üç, on dört, on altı sene zarfında büyük darbeler yiyecekler sözünün söylendiği yıl)

1356-1357 Hicri yıl- 1938 Miladi yıla tekabül etmekte. (12 yıl sonra)

1369-1370 Hicri yıl- 1950 Miladi yıla tekabül etmekte. (13 yıl sonra)

1383-1384 Hicri yıl- 1965 Miladi yıla tekabül etmekte. (14 yıl sonra)

1399-1400 Hicri yıl- 1979 Miladi yıla tekabül etmekte. (16 yıl sonra)

Bu hesaplama 1925 yılı taban kabul edilerek yılları üst üste toplama yöntemi ile yapılmıştır. Elbette ki farklı toplama şekilleri de mümkün. Bizim bu yaptığımız hesap da makul ve mümkün sınıfı içinde kabul edilebilir.

Şimdi de yukarıda verdiğimiz yıllarda meydana gelen ve Hz. Üstad’ın “ Şeâir-i İslâmiyeye ve siyaset-i İslâmiyeye darbe vuranlar” diye tanımlayıp teşhis ettiği Halkçıların nasıl bir tokat yediklerine kısaca bakalım.

Üstad bu sözü Hicri 1344-45 yılında söylemiş. İşte ondan 12 yıl sonra bu Halkçıların reisi dünyadan göçmüş. Ardından 13 yıl sonra, yani miladi 1950 de Halkçılar çok büyük bir darbe yediler ve iktidarı Demokratlara bırakmak zorunda kaldılar. Aynı zamanda Halkçılar destek veren ırkçıları başı ve üç Mustafa’dan bir olan Mustafa Fevzi de dünyadan göçtü gitti.

27 Mayıs ile Halkçılar yine kısmen iktidara gelmiş olsalar da, 14 yıl sonra, yani 1965 yılında yine büyük bir hezimete uğradılar ve Demokratların temsilcisi olan Adalet Partisi büyük bir ekseriyetle iktidara geldi.

12 Mart 1971 sonrası yine demokratları ordu eli ile parçalamaya çalışan Halkçılar yeni liderleri Karaoğlan ile 1974 ve 1977 yıllarında yine entrika ve koalisyonlarla iktidar olmaya çalıştı. Ama 16 yıl sonra yani, 1979 yılında çok ağır bir darbe daha aldılar ve Adalet Partisi ara seçimleri büyük bir çoğunlukla alarak Halkçıları sandığa gömdü. Ve bundan sonra Halkçılar asla iktidar yüzü göremedi. Yani 1979 seçimleri Halkçılara indirilen en son darbedir. Bundan sonra halkçılar hem fikren, hem de parti olarak dağıldılar. 12 Eylül sonrası ise bu parti kapatıldı. Sonrasında ise o eski fikirlerinden vazgeçerek bir ölçüde demokrasiye yaklaşamaya çalıştılar.

İşte kısaca 12, 13, 14, 16 yıllarında meydana gelen tokatlar bunlar. Bu izahı teyit eden Birinci Şua’da geçen bir tabir de şöyle:

“Öyle de, اَمَّا الَّذِينَ شَقُوا فَفِى النَّارِ لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَشَهِيقٌ 4 âyeti dahi, Risale-i Nur’un muarızlarına ve düşmanlarına ve onların cereyanlarının mebde’ine ve faaliyet devresine ve müntehâsına cifirle, tevafukla işaret eder. Şöyle ki: يُرِيدُونَ اَنْ يُطْفِؤُا نُورَ اللهِ بِاَفْوَاهِهِمْ 5 gibi âyetlerin bahsinde Birinci Şuâ’da yedi, sekiz âyâtın ehemmiyetle gösterdikleri bin üç yüz on altı (1316) ve yedi (7) tarihi—ki Kur’ân’a karşı olan su-i kasdın mebde’idir— فَاَمَّا الَّذِينَ شَقُوا cifirce aynı tarihi gösteriyor. Eğer şeddeli م , iki م sayılsa bin üç yüz elli yedi (1357), eğer şeddeli ل ,iki ل sayılsa bin üç yüz kırk yedi (1347) ki, bu asrın tâğiyâne faaliyet tarihidir. Her iki şeddeli ikişer sayılsa bin üç yüz seksen yedi (1387) ki, لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللهُ 1 dehşetli bir cereyanın müntehâsı tarihi olmak ihtimali var. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s.106)

İfadede geçen 1357 (Miladi,1938) tarihi, iki (mim) diye işaret edilen iki Mustafa’dan birisinin dünyadan göçme tarihidir. İfadede geçen 1387 tarihi ise ikinci Mustafa olan İnönü’nün siyaset sahnesinden çekilmesi tarihine tekabül ediyor.

İşte Nurlarda geçen “Şeâir-i İslâmiyeye ve siyaset-i İslâmiyeye darbe vuranlar on iki, on üç, on dört, on altı sene zarfında büyük darbeler yiyecekler diye bana ihtar edildi” ila ahir sözlerinden anladıklarımız bunlar ve bunları sizlerle paylaştık. Bu konuda eminiz ki farklı izahlar ve anlayışlar da olacaktır. Bu konuda siz değerli okuyucularımızın görüşleri de son derce önemlidir. Bu konudaki her türlü görüş, tenkit ve tavsiye konunun daha da anlaşılmasına vesile olacaktır.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*