Kuran’ın gölgesinde fereci ararken

Rabbimizin Kur’an’a hasrettiği Ramazan-ı Şerif ayının çekim alanına, senenin tüm embriyolarını bağrında taşıyan Beraat gecesiyle girdiğimiz bu sabahlarda, elbette fereci arayacağız. Fereci arayanlar, yalnızca bizim gibi helaket ve felâket asrının girdaplarında çırpınanlar mıdır ki… Kabillere karşı Habiller de ferecin peşinde koşmuyorlar mıydı? Denile bilinir ki; nefis ve şeytanın hissiyatın yardımıyla kalplerdeki imana hücuma başladığı zamanlardan bu yana, benî Âdem (a.s.) ferecin peşinde koşup duruyor.

Efendimizin (a.s.v) haber verdiği kıyamet yaklaştıkça, dünyamızın buhranları da farklı boyutlarla yeni merhaleler kazanıyor. Tevhidin düşmanları, Süfyaniyet ve deccaliyet komutasında dünyamızın sermaye, imkân ve yeni teknolojisini ele geçirdikçe, hakikaten imtihanlarımız zorlaşıyor ve diğer zamanlardan daha çokça acz ve zaafımızla ferecin peşine düşüyoruz. Allah’ın Peygamberimize hediye ettiği Şaban-ı Muazzama ’nın Kadir misal gecelerinin koynunda fereci arayan milyonların niyaz ve hıçkırıklarına inşaallah bizimkiler de dahil olur ve ferecin sabahında hakiki bayramlara kavuşuruz. Zira sebepler, beklentiler, bildiklerimiz ve plânlarımız gördüğünüz üzere netice vermiyor. Sebepleri de yaratan Kurtarıcımız, acz ve fakrımızla elli senelik ömürlere çekirdek olan gecelerde kendisine yalvarmamızı istiyor ve her gün ve gecede bizi dergâhına çağırıyor.

Cenab-ı Hakk’a binlerle şükürler olsun ki, bu çileli ve kudsi yolda, Risale-i Nur bize yalnızca ümit vermiyor; ufuk, strateji, usul, plânlama ve koordinasyon dersleri de veriyor. Her an ye’sin pençesine düşme tehlikesindeki emellerimizi Nevbaharlarıyla koruyarak, bütün bir ümmete yetecek kadar şevk, gayret ve muhabbet de veriyor. Dünyanın en ücra ve musibetzede köşesindeki bir ehl-i İslâm, Nur talebelerindeki şu mücahede halini gördüğünde, dert-tasalarından sıyrılarak serapa ümit ve hayat kesiliyorlar. Yeter ki, din ve diyaneti dünya siyasetlerine alet etmeye yeltenen gafiller, bu güzel manzaraya perde olmasınlar… Perde olmasınlar ki musibetzede ümmet, mücahede, ferec ve zaferin ses ve istikametini bulabilsinler…

Rabbimize hamdolsun ki corona illetinin parçaladığı saflar yeniden bir araya geliyor. Ekseriyetin hatasından kapattırdığı simalarımızdan, yavaş yavaş perdeleri çekerek kendi cemalinin merkezini tekrar göstermeye başladı. Cami içinde iken ayrışmaya başlayan gönüllerdeki iki senelik hasretin hararetiyle, inşaallah nifakçıların attıkları soğuklar gidecek ve beklediğimiz hararetli muhabbetler tekrar ümmetin yüzlerine dönecek. Bizi terbiye edenin kudrete neye kadir değil ki…

Üç ayların yavaştan başlayarak hızlanan temposuyla Kur’an ayına doğru adeta akıyoruz. İki hafta sonra Semavatın tüm Rahmet kapıları sonuna kadar açılacak ve Rahmetin katına çıkmak isteyenler için sicim sicim merdivenler uzatılacak… Ve Kur’an yeniden nazil olacak… Biz de yeniden Mekke’ye dönüp, Kâbe’ye müteveccihen Cebel-i Nur’dan İlâhi sedayı bekleyeceğiz.

Kur’an yalnızca lafzıyla değil, mana ve yaşantısıyla okunduğu bu günlerde fereci aramayacağız da, ne zaman arayacağız. Melbourne, Sydney ve Kuala Lumpur’dan başlayan Kur’an’î sada ve tarraka; dalga dalga Myanmar, Bangladeş, Delhi, Pakistan, Meşhed, Necef ve Diyarbekir üzerinden Avrupa ve Amerika’ya aksediyor. Nursultan, Taşkent ve Tebriz ve Ruha üzerinden Emevi Camiine yankılanan Kur’an’î seslerin doldurduğu şu mevsimde, bilâtereddüt fereci yakalayacağımıza inanarak dört el ile Kur’an’a, Sünnete ve onların zamanımızdaki tefsirlerine sarılanların hem Beraatlarını, hem üç aylarını ve hem de gelmekte olan Ramazanlarını tebrik etmemek mümkün mü?

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*