Mehmet Kutlular’dan mektup var

Takdim

Bu mektup 12 Eylül hadiseleri esnasında yazarımız Ali Sarıkaya hocamıza yazılmıştır. Mektupta Ali Hocamızın Mehmet Kutlular Ağabeye sorduğu on adet suale cevap verilmiştir. Mektubun orjinali teksir kağıdına el yazması ile yazarımızın arşivinde mevcuttur. Ali Bey bize fotoğraf nüshasını gönderdi, biz de bu mektubun editörlüğünü yaptık. Bazı kelimeleri okumakta baya zorlanmamıza rağmen doğru bir aktarım yaptığımız kanaatindeyiz. Yine de okuma hatalarımız olmuş olabilir. Bu nedenle mektubun görüntülü nüshasını yazının sonunda sizlere sunuyoruz.  Mektup bir dava adamının davasına nasıl sadakatle bağlı olduğunu göstermesi açsından oldukça dikkat çekici. Yazarımız Ali Sarıkaya Hocamıza da bu mektubun yayınlanması için müsaade etmesi nedeniyle teşekkür ediyoruz.

EuroNur Editörü 


Aziz ve Muhterem kardeşim Ali;

Binler selam eder, Kuran ve iman davsında daim olmanızı Cenab-ı haktan niyaz eder dualarınızı rica ederim. Allah da cümlemizi ihlas ve istikametten ayırmasın. Kıymetli kardeşim mektubunuzu aldım. Çok memnun oldum. Cevabı biraz gecikti kusura bakmayın. İşlerimiz bu arada çok olduğu için böyle oldu. Sizin de mektubunuzda olduğu gibi, bünyemizde yine maalesef bir sıkıntı çıktı. İnşallah Nur talebelerinin şuurkarane hareketi ve ferasetiyle an az zararla ve en kısa zamanda bunu da atlatırız.

Bu tip hadiseler Kuran ve iman davasındaki imtihanlardır. Cenab-ı Hak bu imtihanları yüzlerimizin akı ile vermeyi nasip etsin. İmtihanı kaybedenlerden mazide çok oldu. Bunun için bizler de sadece Allah’a sığınıp iltica edip niyaz ediyoruz ki, bizi nefsimizin şerrinden muhafaza etsin. Rızasında sırat-ı müstakimden ayırmasın. Bu asırda Kuran’ın bir dersi olan Risale-i Nur hizmetinde daim eylesin. Bu Kuran ve iman davasında nefsimizi sonuna kadar hizmette istihdam etsin. Amin.

Aziz kardeşim;

Mevzuyu uzatmadan sormuş olduğunuz suallere kısa kısa cevap vermeye çalışacağım.

1- İstişare heyetinin içinde sui niyetli ve sulh kabul etmez insanlar var. Yapmış olduğumuz musalaha ve aldığımız kararlara uymuyorlar. Ve alınan kararları kendilerine göre tevil ve tefsir ederek daima suizan uyandırmaya çalışıyorlar. Biz bunu biliyor, fakat gösteremiyorduk. Onlar daim alttan ve arkadan müsait yalnız bulduklarına fikirlerini empoze ediyorlar. Bunun için biz de hakem heyetine gitmeyelim, onların hakkımızdaki asıl düşüncesi ve niyetleri ortaya çıksın dedik. Ve ikinci toplantılarında bu belli oldu ve malum Isparta mektubunu neşrettiler, böylece hakiki düşüncelerini öğrenmiş olduk. Tafsilatı verdiğimiz cevabi mektupta vardır. Aslında bu fitne beş yıldır alttan alta devam ediyordu. Önlemeye çok çalıştık, fakat olmadı.

2- Orduya ve onun şahsı manevisine hiç bir zaman karşı olmadık. Yalnız orduyu alet ederek ihtilal yapanlara daima karşı olduk. 27 mayıs ve 12 mart gibi… Zaten bunlara hem millet hem de ordu sonradan karşı çıktı ve (hem millet hem de ordu) zarar verdiği tarihin şehadetindedir. Bizim konseyi tenkidimizi, bunlar, kasten ordu düşmanlığı tarzında kasten göstermeye çalışıyorlar.

3- Gazetemizin şirket meselesi de istismar ediliyor. Biz onlara siz istemesiniz dahi biz bunu yapmak durumundayız, maliye bakımından buna ihtiyacımız var dedik ve nasıl yapacağımızı söyledik onlarda kabul ettiler. Fakat sonra istismar için kullanıyorlar. Gazete şirket olmuştur. Sene sonunda da anonim şirket olacaktır. Hukuki bakımdan böyle uzadı. Onu oraya gelince daha tafsilatlı anlatırız.

4- Hakem heyetinin mesuliyetini kaybetmesi ise aldığı kararlara kendisinin riayet etmemesi ve cemaatten almadığı selahiyeti kullanmaya kalkmasıdır. Mesela İstanbul toplantısında ihtilafın zahiri sebebi görünen hususlar karara bağlandı. Konseyin yapacağı icraatlar iyi olursa takdir, kötü olursa tenkit edilip yol gösterilecekti. Biz bunu yapıyoruz, onlar ise konseyin ve hükumetin katiyen tenkidinin yapılmasını istemiyorlar. Onları adeta bir evliya gibi göstermeye çalışıyorlar.

Ve gazeteyi, dolayısıyla bizi aşırı derecede tenkit ediyorlar. Halbuki meseleyi burada karara bağlamıştık. Gazeteyi kimse kendi başına tenkit etmeyecek. Şayet hata varsa hakem heyetine veya bize bildirilecek ve orada değerlendirme ve tartışması yapılacaktı. Ama onlar ne yaptılar? Heyetler halinde gezip bizi ve gazeteyi müsait bulduklarına tenkit edip aleyhimizde bir hava uyandırmaya çalıştırlar. Bunun gibi gayr-i samimi hareketleri yapa geldiler. Hakem heyeti bizzat kendisi ihtilafın kaynağı oldu. Bu da yollanan mektup da vardır.

5- Kırkıncı Hocaya biz kemalist demedik. Asker olan, Muşlu Yusuf isminde bir çocuk bizim haberimiz olmadan bir mektup yazmış. Hepsi bu. Biz bunlara sadece şunu söylüyoruz. Bu kemalistleri siz niye bu kadar müdafaa ediyor ve sahip çıkıyorsunuz. Halbuki bu adam süfyan ve Üstad ise Mehdi. “Siz, Mehdinin Talebeleri olarak ,onlar size yaklaşmadığı ve sahip çıkmadığı ve daima aleyhinizde olduğu halde siz niye kemalistlerle nur talebelerini dost yapmaya çalışıyorsunuz. Bu manevi mesuliyete sebeptir,” diyoruz Bu kemalist demek değil ki. Bunu da istismar ediyorlar.

6- Gazeteyi kendi fikirlerimize göre değil Üstadın fikirlerine ve Risale-i Nurun ölçülerine göre idare ediyoruz. Mazideki hal de buna şahittir.

7- Erzurum’da talebelerin dershaneye alınmadığına dair bir şey yoktur. Maksatla gelenler varsa o başka, bu da yalandır.

8- Orhan beyle aramızda olan ise hissi meselesidir. Gururu rencide olmuştur. Adam suizan ve adavet içine girmiş. Bir türlü teskin olmuyor. Yapılan musalaha da para etmiyor ve iifrat ve cerbeze silahı ile de daima fitne çıkarmaya ve kendine göre de bizden intikam almaya çalışıyor. Biz toplantıda da, “Bu adamın bize karşı hissi meselesidir” dedik. Yoksa benim ne hissi meselem olsun. Hizmet his ile yürür mü?

9- Haluk beyin Isparta konuşması ise, biz onu oraya yollamadık. Fakat kendisi Uluborlu’dan evli, orada bulunmuş. Hakem heyetine dışarıdan adam almak mümkün olmadığı halde hakem heyetinin sayısından fazla adam çağırmışlar ve içeri almışlar. Haluk da, “bende girmek istiyorum, konuşacaklarım var” demiş. Onu baştan almamışlar ısrar etmiş sonra almışlar. Orhan bey hakkında yazılı belge istemişler. O da şifahi anlatacağım demiş. Onlar da konuşturmak istememişler ve kısaca Orhan beyin aleyhinde bir konuşma yapmış ve susturmuşlar. Mesele bu.

10- 29 sayfalık mektupta da 12 eylül meselesi geniş bir şekilde tahlil edilmiş. Orada da ordu aleyhinde değil konseyin asıl maksat ve gayesinin ne olduğu vesikalarla anlatılmıştır. O tarihi bir vesikadır. Zamanı gelince size de yollarız. Orada ne yazılmışsa şimdi hepsi çıkmıştır. Bunlar mütemadiyen maksatlı olarak konsey meselesini karıştırıp, ille de bizi ordu aleyhtarı olarak göstermeye çalışıyorlar. Netice bunlar yanlış bir yola saptıkları için, bizleri nazardan düşürtmek için, yalandan ve iftiradan başka ellerinde başka bir şey yoktur.

Risale-i Nurun mesleğine zıt bir şey bulamayınca iftira ve isnatlara gidiyorlar. Bu da onların daha fazla batmasına sebep olacaktır. Çünkü Allah her şeyi bilen ve görendir. Bu dava iman ve Kuran davasıdır. Herkim ihlasını kırar ve niyetini bozarsa Allah’ın sillesine maruz kalır ve neye uğradığına şaşırır. Geçmişte misalleri çoktur.

Bunun için biraz sabretmek kafidir. Orada bulunan cümle kardeşlere ayrı ayrı selam eder dualarınızı rica ederiz. Bazı noksan kalan kısımları size yolladığımız mektupta bulabilirsiniz. Ayrıca inşallah oralara gelirsek daha tafsilatlı konuşuruz. Allah emanet olunuz.

Mehmet Kutlular

Mektubun orijinal görüntüsü:

 

 

 

Benzer konuda makaleler:

2 Trackbacks / Pingbacks

  1. Kutlular’ın mektubu üzerine kısa bir tahlil | EuroNur | SaidNursi.de
  2. Mehmet Kutlular'dan mektup var | EuroNur.tv

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*