Mustafa Ekmekçi

Hafta içinde son şahit, Kirazlımescit sakini ve Yeni Asya emektarı Mustafa Ekmekçi’yi de dar-ı bekaya uğurladık.

Necmeddin Şahiner’in Son Şahitler dizisinde yer alan hatıralarında anlattığına göre, Ekmekçi, 1954’te İstanbul’a geldikten sonra bir taraftan hafızlığını tamamlamaya çalışırken Risale-i Nur’u tanımış. Vesile olan, Abdurrahman Tan.

Tan, Kirazlımescit Sokağındaki binanın sahibi ve onun bir katını hizmete tahsis eden zat.

Ve geçen 5 Ocak’ta 7. vefat yıldönümünü idrak ettiğimiz Hakkı Yavuztürk’ün de akrabası.

Ekmekçi, “Abdurrahman Ağabey bana Üstadı ve Risale-i Nur’u anlattı. Elime ilk aldığım eser, teksir ile yazılmış Küçük Sözler idi. Bu kitabı fırsat buldukça okuyor ve okuyunca da büyük manevî haz ve lezzet alıyordum” diyor.

Daha sonra Kirazlımescit’te ihdas edilen Nur derslerine devam etmeye başladığını söylüyor.

Üstadı, ilki Emirdağ, diğerleri Isparta’da olmak üzere üç defa ziyaret etmiş. Henüz 20 yaşına bile girmemiş bir genç olarak, ilk ziyaretinde Üstadın “Bu zamanda gençler Risale-i Nur’a çok muhtaçtır. Bilhassa İstanbul gibi yerlerde gençler, ancak Risale-i Nur ile imanlarını muhafaza edebilirler” dersine muhatap olmuş.

İkinci ziyarette Üstad “Niye beni ziyarete geliyorsunuz? Benim yerime Risale-i Nur’u okuyun. Beni görünce bir istifadeniz olursa, Risale-i Nur’u okursanız yüz istifadeniz olur” demiş.

Üçüncü ziyarete, yanlarında yeni basılan Hanımlar Rehberi de olduğu halde, Tan’la birlikte gitmişler. Ve Üstad Ekmekçi’yi dershaneye, Tan’ı da hanımlara vekil tayin ettiğini söylemiş.

Üstadın vefatı sonrası Tan, aldığı minibüsle hanımları derse götürüp getirmeye başlamış.

Ekmekçi’nin bir özelliği de, Zübeyir Gündüzalp’in etrafında halelenen Kirazlımescit ekibi içinde yer alması. O Kirazlımescit ki, rahmetli Esad Coşan tarafından da, İstanbul’daki İslamî hizmetlerin önemli merkezlerinden biri olarak tavsif edilmiş ve çok ehl-i hizmet yetiştirmişti.

Ekmekçi, uzun yıllar Yeni Asya Yayınlarının sevk servisinde çalıştı. Son şahit ve Kirazlımescit sakini olma özelliğini hiçbir zaman öne çıkarmadan, son derece mütevazi bir “gizli kutup” gibi sessizce gelip gitti ve görevini yaptı.

Aynı servis aracıyla işe gelip giderken sohbetlerimiz olurdu. Zübeyir Gündüzalp’in, notlarını yazdığı çok sayıda defteri olduğunu, bunların epeyce bir kısmının halen İzmir’de ikamet eden Eyüp Ekmekçi’de bulunduğunu bu sohbetlerimizden birinde ondan öğrendim.

Takip edebildiğim kadarıyla, son yıllarda bu notların büyük kısmı yayınlanmış durumda.

Hâlâ neşredilmeyen var mı, bilemiyorum.

Ekmekçi, gazetede çıkan haber ve ilanlarda duyurulan rahatsızlığı sebebiyle tedavi görüyordu. Birkaç hafta önce Bağcılar okuyucularımızla yaptığımız sabah dersi sonrası, evinde ziyaret etmek istedik. Ama o gece durumu çok ağırlaşmış, o yüzden görüşme imkânı olmadı.

Ve geçen hafta vefat haberini aldık.

Allah rahmet eylesin. Nur içinde yatsın.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*