Nur Çocukların hizmeti hala devam ediyor

Ceylan Çalışkan Ağabeyin kızı Nuran Çalışkan: Babam ve hatıraları hayatımda en müstesna bir yerde duruyor

Vefatının 59. yılında Ceylan Çalışkan Ağabeyi rahmetle anıyoruz.
Nur serencamının Nur Çocukları ve bugünün hizmet ablaları olan Nuran Çalışkan ve Nurdan Demirel ile röportaj gerçekleştirdik.

ÖNSÖZÜMÜZ

İttihad Gazetesi’nin 1968’de yayınlattığı NUR ÇOCUKLAR adlı kitabın kapağındaki çocuğu merak edip araştırmam ve bu çocuğun, Üstad Said Nursî’nin sadık hizmetkârı ve manevî evladı Ceylan Çalışkan’ın kızı olduğunu öğrenmem, böyle bir çalışmaya fikrimi ve kalemimi sevketti.

İlaveten; bu kitapta çocukluk resimlerine ve kısa bilgilerine yer verilen bu çocukların, kitabın isminden de anlaşılacağı gibi Nur talebelerinin çocukları olmaları hasebiyle, şimdilerde 58 veya en fazla 60 yaşları civarında ve inşaallah Nur’a adanmış hizmet ablaları ve ağabeyleri olabilecekleri düşüncesi, araştırma ve sonuca varma gayretimizi tetikledi.. Ve bu ilham, (şimdilik) ikinci bir isim olarak da, o günün nur çocuğu ve bugünün ablası (hepinizin yakından tanıdığı, son şahitlerden merhum Ali Demirel ağabeyimizin kızı) olan Nurdan hanımefendiyi bu çalışmamıza dahil ettirdi.

Bu çalışmamız için iz sürerken, yardımlarını bizden esirgemeyen (Yeni Asya’nın kadim fedakârlarından) Sabahaddin Aksakal ağabeye, Yeni Asya’nın kadim Yön. Kur. üyelerinden İsmail Özdemir ağabeye, Ceylan Çalışkan ağabeyin damadı Doç.Dr. Ömer Morgül hocamıza, Ali Demirel ağabeyimizin oğlu Muhsin beye ve damadı Dr. Abdulkadir beye teşekkürü bir borç biliriz.

1968’in NUR ÇOCUKLAR kitabında adı geçen ve kitabın kapağında resmi bulunan Nuran Çalışkan hanımefendiye sorduğumuz sorular ve aldığımız cevaplar:

Bugünün Nuran Çalışkan hanımefendisi, o günün Nur Çocuğu Nuran’ı nasıl hatırlıyor?

Öncelikle teşekkür ediyorum. NUR ÇOCUKLARI kitabını gündeme getirmek güzel olmuş. İnşaallah hayırlı hizmetlere vesile olsun. Bu vesileyle hiç unutulmayan hatıralarım yeniden canlandı. Aslında 4 yaşında bir çocuk ne kadar hatırlar ki.. Fakat o hatıralar, o çocuğun büyükleri tarafından sürekli canlı tutulursa unutulmuyor. Benim de hayatımda en müstesna bir yerde duruyor.

BABAMLA İNŞAALLAH BERZAHTA VE CENNETTE GÖRÜŞECEĞİZ

Dünya gözüyle göremediğiniz; Hazret-i Üstadımızın sadık, cesur, sevimli talebesi ve manevî evladı ve umum Nur talebelerinin çok sevdiği muhterem babanız Ceylan Çalışkan ağabeyimiz hakkında ne söylemek istersiniz?

Muhterem babam rahmetli Abdulkadir Ceylan Çalışkan, Allah ondan razı olsun. Onun kızı olmakla şeref duyarım. İnşaallah Berzahta ve Cennette (mahçup olmadan) görüşürüz. Onu tanımadım fakat doğduğumdan beri hep onu yad ederek büyüdüm. Aile içinde ve Nur dairesindeki kardeşler arasında hep anıyoruz elhamdülillah.

“İttihad gazetesi açılışında bileziklerimi verirken.” (Nuran Çalışkan)

Muhterem babamı dünya cihetiyle tanımadım, fakat Mehmet dedem, Sadık amcam, Hakkı dedem, Haydar ve Avni dayım ve Nur talebesi ağabey amcalarım yokluğunu hissettirmediler. Allah (cc) sevgili anneme uzun ömürler versin. Bu arada anneciğim de onun hem eşi hem de dava arkadaşıydı. Annem de babam gibi 13 yaşında Nurlarla tanışmıştı. Allah ondan razı olsun. Ebedî arkadaşı olarak Cennet’ül Firdevs’de daim mesut eylesin. Amin.

Babamı; annem’den, halalarımdan ve  bilhassa onu çok seven abilerden dinledim ve dinlerim. Pek çoğu “Son Şahitler”de var. Yalnız Talia annemin anlattıklarında çok önemli hususiyetler var.İşte onlardan bir kaçı:

GECELERİ RİSALE TASHİH EDERDİ

•Gündüzleri çalışır, geceleri Risale tashih ederlerdi. Cuma günleri çalışmayıp, hanımları derse götürüp çocuklarla ilgilenirdi..

•Annem; sevgili babamdan, Üstad Hz.’den bahsetmesini istediğinde; abdest alıp, diz çökerek anlatmak istermiş..

En büyük halam (dayım Haydar Morgül’ün eşi) anlatmıştı. Babam, “Annem Beni Yetiştirdi” şiirini ilk düzenleyince, halalarıma öğretip, babaannem pazardan gelip kapıdan içeri girerken hep bir ağızdan söyletmiş..

Ayrıca, büyük halam anlatmıştı. Bir gün babam, halamları Sakarya nehrinin kaynaklarından biri olan Sakar Başına pikniğe götürmüş. Onlar sofrayı hazırlarken babam da subaşında geziyormuş. Aniden gelerek, Üstad Hazretleri çağırıyor deyip, onları hemen geri getirmiş. Halam; onun (babamın) manevî telefonları var, diyordu.

“Nur Çocuklar” ile yapılan röportajlar ilk defa İttihad gazetesinde çıkıp sonra kitap olarak yayınlanmıştı.

Rahmetli babam genç yaşta vefat etti. Bizlere çok hatıra bırakmadı ama, inşaallah yaşadığı ömrü iman hizmeti cihetiyle fevkalade bereketlendiğini Rahmet-i İlahiye’den ümit ediyoruz..

Nuran Çalışkan: “Yeni Asya gazetesi fevkalade güzel yayınlara öncülük etti. Nur Çocuklar kitabının yapmış olduğu hizmet, günümüzde de hâla tesirini gösteriyor. Allah onlardan razı olsun.”

Nuran Çalışkan cevaplamaya devam ediyor:

SORU: O günlerde gerek ailevî gerekse dava bağı itibariyle hasbelkader tanıdığınız ve Nur davasında azami gayret gösteren kahraman ağabey ve ablalarımızla ilgili şahit olduğunuz bilhassa nelerin kayda geçmesini ve unutulmamasını istersiniz? Bu çerçevede bilhassa ailece görüştüğünüz Ali Demirel ağabey ve diğer ağabeyler hakkında neler söylemek istersiniz.

CEVAP: Ali Demirel (Nurdan Demirel ablanın babası) abilerle tanışmamız, annemin İstanbul’a geldiği 16 yaşları civarındadır. Şule Yüksel ablayla tanışmaları da o yıllardadır.

Her ne kadar merhum babam maddeten dünyada olmasa da; şahs-ı manevî sırrıyla onun güzel arkadaşlarını tanımak ve onların bir nebze de olsa güzel derslerinden istifade etmek nasip oldu.

KUTLULAR ABİ SERT AMCAYDI, YASTIK KAVGASI YAPARDIK

Çocukluğumda, o zaman hayatta olan ağabeylerden çoğuyla bazı hatıralarım oldu. Tabi onlardan bahsetmek böyle kısa bir yazıya sığdırılmaz. Tahirî abi, Polat abi, Zübeyir abi, Bekir abi, Birinci abi… Cümlesine Allah rahmet etsin, her biri birer yıldız idi. Aynı zamanda benim amcalarımdı.

Birinci abi akrabamız olduğundan, ona “Mehmet dayı” derdim. Kutlular abi sert amcaydı, yastık kavgası yapardık. Allah onlardan ebediyen razı olsun. Hiç birinin hakkını ödeyemem. Hiçbir Nur Talebesinin hakkı ödenmez. Onların mükâfatı Allah katında inşaallah.

Mehmet Birinci Ağabeyin Mektubu. Birinci Ağabey akrabamız olduğundan, ona “Mehmet Dayı” derdim.

“İSTANBUL’U HANIMLAR FETHEDECEK”

Hatırladığım hatıralardan bazı misaller:

•Zübeyir Ağabey: Çemberlitaş’taki Bekir Berk Ağabeyin kaldığı dershane temizleniyordu. Annem ve pek çok ablalar vardı. Bir ara Zübeyir Ağabey kapıya geldiler. Şükran teyze (Demirel) onu tanıyıp içeri davet etmişti. Girdiler, cam kenarındaki koltuğa oturdular. Benimle ilgilendiler (ben o zaman 5 yaş civarındaydım). Ablaları çok tebrik ettiler. Ve “İstanbul’u hanımlar fethedecekler” dediğini hatırlıyorum…

TAHİRÎ AĞABEYİ ÜSTADA BENZETİRDİM

•Tahirî Mutlu Ağabey: Eskişehir’e Mehmet (Çalışkan) dedemlere Bayram Yüksel (Halamın Beyi) Ağabey ile geldiğinde hatırlıyorum. Kapıda görünce, “Aaa Üstad gelmiş” diye seslenmişim. Üstada benzetirdim. Bize cübbesinin dirseğini öptürürdü. Daha sonra Nurtaşı’nı (medreseyi) ablalar temizlemeye gitmişlerdi. Ablalara çok dua etmişti.

BEKİR AĞABEY HER ÇİLEKTE BESMELE ÇEKİYORDU

•Bekir Ağabey ve Tahirî Mutlu Ağabey Kirazlı Mescitteki dershanede idiler. Hakkı (Morgül) dedemle gitmiştik. Fırıncı Ağabey İnegöl’den kasayla çilek getirmişti. Bekir Ağabey her bir çilek tanesini yerken besmele çekiyordu, dikkatimi çekmiş, unutmadım.

•Bekir Ağabey sık sık telefon eder, telefonda bana vecize okuturdu, marşlarla çok coştururdu. O başlardı, biz devamını getirirdik.

•Birinci Ağabey her akşam o günkü şartlarda Beyazıt’tan Halıcıoğlu’na gelir bana ders verirdi. Tabii bu dersler sadece Matematik, Türkçe değildi. Ahirete iman ve namaz ve tesettür gibi dersler de var idi..

•Mesela ilk öğrendiğim vecizelerden bir kaçı..

“…En az yara alanlar siperinde sebat edenlerdir…”

“Her söylediğin doğru olmalı, ama her doğruyu her yerde söylemek doğru değil..”

“BENİM ÜSTADIM HEDİYE KABUL ETMEZDİ”

•Bir de bana, babam olmadığı için herkes hediye vermek istiyordu. Abiler bana, “Benim Üstadım hediye kabul etmezdi, ben de onun talebesi olduğumdan alamam” dememi öğretmişlerdi.

•Birinci Ağabey bana güzel bir hatıra defteri almış, ilk sayfasına kendisi yazmıştı. Daha sonra pek çok abiler Risale-i Nur’dan vecize yazdılar, fakat isimlerini yazmıyorlardı. Şimdi ilgimi çeken şey; nasıl bir ihlâstı ki, isimlerini yazmamışlar. Sadece Üstadımızın ismini yazıyorlardı.

Abiler beni okula göndermeme kararı almışlardı, daha sonra gönderdiler. 8 yaşımda ilkokula 4. Sınıftan başladım. Bebekliğimden beri başörtüsü konusunda çok hassasiyetli davranırlardı. İstanbul’da düzgün başörtülü çocuk yoktu, hatta büyükler bile azdı.

O zamanlar hanım dersi hatırladığım ilk ders Fındıkzade’de Kasım abilerin evinde olurdu, küçük bir odada 5, 6 kişi. Ben daha ziyade çocuk olduğum için erkek derslerinde de bulunurdum Hakkı dedem ve Haydar dayım (Mehmet dedem ve Sadik amcam Eskişehir’de bulunurlardı) yanlarında götürürlerdi. O zaman abiler de, ablalar da çok ciddi hizmet ederlerdi. Turfanda gibi belki benim gözümde ilk oldukları için hizmetleri çok ehemmiyetli idi. O zamanki fedakârlıkları anlatmakla bitiremeyiz. Bunun yanı sıra şimdiki gençlerden de çok ümitliyim. İnşaallah Risale-i Nur’a ciddi muhatap olup Üstadımızın geleceğe dönük muhatap olduğu gençlerden olurlar.

YENİ ASYA FEVKALÂDE YAYINLARA ÖNCÜLÜK ETTİ

SORU: Nur Çocuklarından olan Nurdan Demirel başta olmak üzere NUR ÇOCUKLAR kitabındaki (varsa tanıdığınız) diğer çocuklarla alâkalı intibalarınızı kısaca yazar mısınız?

CEVAP: Kitapta bulunan arkadaşlarla o zamanlar irtibatımız vardı. Bazı kardeşlerle hâla var. İstanbul’da ve değişik illerde hanımlara yönelik konferanslar olurdu. Bizler vecize ve şiir okurduk. Bazı ablalar konferans verirdi. Mümine Güneş gibi..

Abiler bize tembihlerdi. “Maşaallah demezlerse siz içinizden söyleyin” derlerdi.

İttihad Gazetesi’nin ilk çıktığı zamanları, Polat abiyi hatırlıyorum.. Daha sonra Yeni Asya gazetesi fevkalade güzel yayınlara öncülük etti.

NUR ÇOCUKLAR’IN HİZMETİ HÂLA DEVAM EDİYOR

Yeni Asya gazetesi fevkalade güzel yayınlara öncülük etti. Bunların ilklerinden olan NUR ÇOCUKLAR kitabının yapmış olduğu hizmet, günümüzde de hâla tesirini gösteriyor. Allah onlardan ve iman hizmetindeki cümle kardeşlerimizden razı olsun.

O zamanlarda “Nur çocuklar” ile yapılan röportajlar ilk defa gazetede çıkıp sonra kitap olarak yayınlandı. Bizim evde NUR ÇOCUKLAR kitabının kapağı levha olarak asılıydı. Evimizde yapılan resmî bir taharride görevliler onu da almışlardı. Sonra geri verdiler. Bir ara kitap piyasada var mı diye araştırırken Toronto kütüphanesinde Nurculukla ilgili bölümde olduğunu öğrenmiştim. Şimdi baktım bulamadım.

Nur çocuklar kitabındaki diğer kardeşlerimizle de irtibatımız seyrekte olsa devam ediyor. Bilhassa İstanbul’da bulunanlarla, Nur çocuklardaki şiirlerde adı geçen, Nurdan Demirel (Usta) abla gibi ablalarla da zaman zaman irtibatımız oluyor. Bizim zamanımızda irtibat mektuplarla olurdu. Nurdan abla çok örnek aldığım biriydi, onun bana yazdığı mektuplar var.

SORU: O yılların idol isimlerinden geniş İslamî dairede Hatice Babacan ve Şule Yüksel Şenler ile, Nur davasında Zeynep Münteha Polat için neler söylemek istersiniz?

CEVAP: Zeynep Münteha Polat ablayla Ankara’da öğrenciyken tanışmıştık. Daha sonra Eskişehir’de bulundular. Risale-i Nur’dan ders yaparken başka bir kardeşe okuturdu. İzah ettiğimiz kısım Risale-i Nur’dan zannedilmesin diye hassasiyet gösterdiğini hatırlıyorum.

Hatice Babacan ablayı şahsen gördüğümü hatırlayamadım. Fakat onun başörtüsü mücadelesinden abiler bahsederdi. Bize örnek gösterirlerdi. Şimdilerde Üsküdar Doğancılarda yaşadığını duydum.

Bir gün annem ve rahmetli anneannem Şahide anne (Yüksel) ile Üsküdar tarafına derse gitmişler. Rahmetli Şahide Teyze vapurda boş durmayalım, Risale okuyalım demiş. Anneannem hep anlatırdı. Annemler, Şule Yüksel ablayla uzun süre çok beraber olmuşlar..

Nurdan Hanımefendi kardeşimiz, kendisinin ve Demirel ailesinin Risale-i Nur ve neşriyat hizmetlerindeki muazzam gayretlerine tevazu gösterip değinmemiş olsa bile, o hizmetlerin değerini Âlim-i Mutlak olan Rabbimiz biliyor.

1968’in NUR ÇOCUKLARI’ndan olan Nurdan Demirel (Usta) Hanımefendi, detaya girmek istemeyerek, şu değerli bilgileri bizimle paylaştı:

Hitabet ve kalemiyle:

ŞULE YÜKSEL ŞENLER

“Hayırlı günler…

Sorularınıza sondan başlamak isterim… Şule Yüksel Şenler…

Şule ablanın hidayete erme serüvenine en baştan yakinen şahit olanlardanım… Ağabeyi Üzeyir Şenler İstanbul Nur hizmetinde olan ağabeyimizdi…

O yıllarda hizmette olan kişiler birbirini hep tanırdı… İstanbul’da toplam 10, en fazla 15 kişi idiler. Aile olarak bizim aileden başka evli abimiz yoktu. Bu yüzden bize çok gelip gidilirdi…

Sosyete bir aileye mensup olan Üzeyir abi yıllar içerisinde ailesinin baskılarına maruz kalmıştı.. Biz bunu bilirdik.. El-Hâdî olan Rabbimiz aileye hidayet nasip eyledi… Şule ablayı ilk bizim eve getirdi Üzeyir abi… Çok kısa sürede hitabeti ve sosyal kişiliği ile temayüz etti Şule abla.. Çok güzel dersler yaptı.. Abiler konferans hazırlayıp birkaç konferans verdirdiler… Fakat kısa bir zaman içerisinde farklı görüş açıları ile Nur camiasından ayrıldı. Ama hizmetlerine geniş dairede devam etti… Sayısız kimselerin tesettür ve de İslâmî yaşayış hususunda dönüş yapmasına vesile oldu… Hayatı boyunca hitabeti ve kalemiyle kendi kulvarında hizmetlerine devam etti.

Başörtüsü mücadelesiyle:

HATİCE BABACAN

Hatice Babacan’ı çok tanımıyorum. Bir veya iki kere görmüşüm… O dönemde üniversite camiasında başörtü meselesi ile gündemde idi… Netice itibarı ile fikir akımlarının uç noktalarda yaşandığı dönemler olduğundan ve de İslamî yaşayışın zor ve zahmetli olduğu yıllar olması… Çünkü mücadele gerekiyordu… Bu mücadelenin içinde olan abla, ağabey ve kardeşlerimizden Allah ebediyyen razı olsun.. Rabbimizin katında hiçbir amel zayi olmaz. Ve de karşılıksız kalmaz.

Belki yarım asır sonra maziye bakıldığında…

Hadiselere kuş bakışı bakılınca…

Kişilerin beşerî hâl ve haletleri olabilir.. Ama netice itibarı ile bu mücadeleler rıza-i İlâhî için olduğundan çok büyük değerler ifade ettiğini söylemek isterim.

Risale-i Nur’a vukufiyetiyle:

ZEYNEP MÜNTEHA POLAT

Zeynep Münteha ablaya gelince…

Mustafa Polat Ağabeyin süt kardeşi olması dolayısıyla Polat Ağabeyin vefatında tanıdım kendisini. Ankara İlahiyat Fakültesinde talebe idi… Daha sonraki yıllarda hitabeti ve Risale-i Nur’a vukufiyeti ile çok hizmetlerde bulundu. 1975 sonrası ve 80’li yıllarda Erzurum’da bulunduğum yıllarda o civarda çok hizmetleri oldu. Şu an Zübeyir Ağabeyin kabir komşusu… Yan yana yatıyorlar… Ziyarete gittiğimde bu insanın ruh cevherinde ne vardı da bu şerefle şereflendi diye düşünürüm ve de imrenirim.

Allah hizmetlerini kabul ve de makbul eylesin…

BİZİM HAŞİYEMİZ:

Nurdan Hanımefendi kardeşimiz, kendisinin ve değerli Demirel ailesi büyüklerinin Risale-i Nur ve buna bağlı neşriyat hizmetlerindeki muazzam gayretlerine tevazu gösterip değinmemiş olsa bile, o hizmetlerin dünya ölçeğinde tartılamaz olan değerlerini Âlim-i Mutlak olan Rabbimiz biliyor, mele-i âlanın sakinleri alkışlıyor ve hâlâ kabrin ön tarafında olan bizler de hürmet ve dua ile anıyoruz. Şahs-ı manevî arşivlerinde gelecek nesillere tevdi etmek üzere muhafaza ediyoruz, elhamdülillah..

Bilumum Risale-i Nur camiasının farklı hizmet gruplarının da onları ne kadar tanıdıklarından kat-ı nazar, sadece İttihad ve Yeni Asya’nın arşivleri; Risale-i Nur ve neşriyat hizmetlerinde bereketli bir ömür tüketen, hem de Üstadımızla defalarca görüşme şerefine nail olan babası pilot ve gazeteci emeklisi “tayyareci” Ali Demirel (merhum) ağabeyimizin bilfiil hizmet eserleriyle, hatıra ve videolarıyla dolu doludur. Hele ki, Ali ağabeyimizin Cennette ebedî ve dünyada hakikaten refika-i hayatı olan Şükran ablamız, her vesileyle hürmet ve duayla yad edilmektedir. O Şükran abla ki, hizmet erbabından onun yemeğini yemeyen kalmamış dersek mübalağa olmaz. O Şükran abla ki, beyinin vazife icabı gittiği yerde bulunmuş, bulunduğu evi medrese-i nuriyeye çevirmiş. O Şükran abla ki, Hüseyin ve Muhsin gibi iki kahraman erkek ve Nurdan gibi “Nur’dan beslenen” bir kız evladı yetiştirmiş..

Yeni Asya hizmet serüveninin zor dönemlerinden olan 1971, 12 Mart muhtırası döneminde, Yeni Asya’nın genel yayın yönetmeni olarak “12 Mart’ın İçyüzü” kitabını yazan Hüseyin Demirel merhumu nasıl unutabiliriz ki? Ve hakeza hâlen hayatta olan hattat ve araştırmacı Muhsin Demirel ki, hem geçmiş ve hem de hâlihazırdaki çalışmaları takdire şayandır.

İnternetin google boşluğuna sadece “Ali Demirel Yeni Asya” yazarsanız, onlarca yazı, hatıra ve video karşınıza çıkacaktır.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*