Risale-i Nur nedir?

Risale-i Nur nedir? Evet, bu suale verilecek cevap son derece mühimdir. Risale-i Nur’u bilen, okuyan ve anlayan herkesin vereceği cevap yaklaşık olarak şöyle olacağı kanaatindeyiz:

“Risale-i Nur, Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri eliyle çağımıza takdim edilmiş, Kur’an’ın manevi bir mu’cizesi olan eşsiz bir eser külliyatıdır.”

Fakat asıl, orijinal ve en güzel cevab ve tarif elbette Risale-i Nur’da mevcuttur. Çünkü “Risale-i Nur’un hocası Risale-i Nur’dur” hakikatince, en güzel cevabı o verecek ve en güzel tarifi de hiç şüphesiz o yapacaktır.

Bu sebeple ‘Risale-i Nur Nedir?’ sualine karşı Risale-i Nur’un verdiği cevab ve tarifleri öğrenmek ve anlamak üzere yaptığımız küçük bir araştırmada karşımıza çok manalar yüklü ifadeleri inşaallah istifadelere medar olur temennisiyle paylaşmak istiyoruz.

İşte Risale-i Nur’un verdiği cevap ve tarifler:

“Risale-i Nur, Kur’ân’ın elmas bir kılıncıdır ki, zaman ve zemin ve fiiliyat bunu kat’iyetle ispat etmiş ve gözlere göstermiştir. İşte öyle elîm ve fecî ve dehşetli bir devri ihdas eden dinsizlerin icraatı olan pek ağır şartlar dâhilinde Bediüzzaman’ın inayet-i Hak’la telife muvaffak olduğu Risale-i Nur eserleri, dinsizliğin istilasına karşı, yıkılması gayr-i kabil olan muazzam ve muhteşem bir set teşkil etmiştir.”1

“Risale-i Nur, Kur’ân-ı Hakîmin hakîki bir tefsiridir. Ayetler, sırasıyla değil, devrin ihtiyacına cevap veren imanî hakikatleri mübeyyin ayetler tefsir edilmiştir. Tefsir iki kısımdır: Biri ayetin ibaresini ve lafzını tefsir eder, biri de ayetin mana ve hakikatlerini izah ile ispat eder. Risale-i Nur, bu ikinci kısım tefsirlerin en kuvvetlisi ve en kıymettarı ve en parlağı ve en mükemmeli olduğu, ehl-i tahkik ve tetkikten binlercesinin şehadetiyle ve tasdikiyle sabittir. Risale-i Nur’un telifi ve neşriyatı, şimdiye kadar misli görülmemiş bir tarzdadır.”2

“Risâle-i Nur, gerek bu asrın, gerekse önümüzdeki asrın beşeriyetini fikir karanlıklarından kurtarıp, tenvir ve irşad edecektir. Risâle-i Nur, yalnız bu vatan ve millet için değil, âlem-i İslâm ve bütün beşeriyetin ihtiyacına cevap verecek bir külliyat olarak telif edilmiştir.”3

“Risâle-i Nur külliyatı, her insan için en mühim mesele olan ‘Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudât nereden gelip nereye gidiyorlar? Mâhiyet ve hakîkatleri nedir?’ gibi suâllerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslûp ve güzel bir ifade ile beyân edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin ediyor. Yirminci asrın Kur’ân felsefesi olan bu eserler, bir taraftan teknik, fen ve sanat olarak maddiyâtı, diğer taraftan îman ve ahlâk olarak mâneviyâtı câmî ve hâvî olacak Türk medeniyetinin, sadece maddiyâta dayanan sâir medeniyetleri geride bırakacağını da ispat ve îlân etmektedir.”4

“Risale-i Nur, Asr-ı Saadet’te İslâm’ın cihanı fetih anahtarları hükmünde olan Bedir, Uhud muharebelerinin ehemmiyeti nev’inden bir kıymeti ihtiva eden bir zamanın mahsulüdür ki; vesile olduğu hizmet-i imaniye ve îfasında bulunduğu manevî cihad-ı diniye, tarihte Asr-ı Saadet’ten maada hiçbir zamanda görülmemiş bir azamettedir”5

“Risâle-i Nur, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizin nûrânî meşrebini ve Sahabe-i Kirâmın âlî seciyesini beyân eden bir nur ve feyiz hazînesidir.”6

“Risâle-i Nur tasavvur değil, tasdiktir. Teslim değil, imandır. Marifet değil, şehadettir, şuhuddur. Taklit değil, tahkiktir. İltizam değil, iz’andır. Tasavvuf değil, hakikattir. Dâvâ değil, dâvâ içinde bürhandır.”7

“Risale-i Nur, şimdiye kadar hiçbir ilim adamının tam bir vuzuhla ispat edemediği en muğlâk meseleleri, gayet basit bir şekilde, en âmi avam tabakasından tut, tâ en âli havas tabakasına kadar herkesin istidadı nisbetinde anlayabileceği bir tarzda, şüphesiz ikna edici ve yakinî bir şekilde izah ve ispat etmesidir. Bu hususiyet hemen hemen hiçbir ilim adamının eserinde yoktur.”8

“Risale-i Nur, insanın senelerce uğraşarak elde edemeyeceği bilgileri, komprime hülâsalar nev’inden kısa bir zamanda temin etmektedir.”9

“Risale-i Nur, kuvvetli ve kudsî ve imânî bir tefekkür semeresi olup bütün mevcudatın lisan-ı hal ve kal suretinde tercümanlığını yapar. Aynı zamanda imân hakikatlerini ilmelyakîn ve aynelyakîn ve hakkalyakîn derecelerinde inkişaf ettirir.”10

“Risale-i Nur’un, bütün ilimleri câmi oluşudur. Adeta ilim iplikleriyle dokunmuş müzeyyen kumaş gibidir. Ve şimdiye kadar hiçbir ilim erbabı tarafından söylenmemiş ve her ilme olan en derin vukufunu tebarüz ettiren vecizeler mecmuasıdır.”11

“Risale-i Nur şems-i Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân’ın elvan-ı seb’ası, Risale-i Nur’un menşur-u hakikatinde tam tecelli ettiğinden, hem bir kitab-ı şeriat, hem bir kitab-ı dua, hem bir kitab-ı hikmet, hem bir kitab-ı ubudiyet, hem bir kitab-ı emir ve davet, hem bir kitab-ı zikir, hem bir kitab-ı fikir, hem bir kitab-ı hakikat, hem bir kitab-ı tasavvuf, hem bir kitab-ı mantık, hem bir kitab-ı ilm-i kelam, hem bir kitab-ı ilm-i ilahiyyat, hem bir kitab-ı teşvik-i sanat, hem bir kitab-ı belâgat, hem bir kitab-ı isbat-ı vahdaniyet, muarızlarına bir kitab-ı ilzam ve iskattır. Risale-i Nur Kur’ân semalarından bir sema-yı maneviyenin güneşleri, ayları ve yıldızlarıdır.”12

“Risale-i Nur, hakaik-ı İslâmiyeye dair ihtiyaçlara kâfi geliyor; başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor. Katî ve çok tecrübelerle anlaşılmış ki, îmanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkikî yapmanın en kısa ve en kolayı, Risale-i Nur’dadır. Evet, on beş sene yerine on beş haftada, Risale-i Nur, o yolu kestirir, îman-ı tahkîkîye îsal eder.”13

“Risale-i Nur ibadet yerinde, ilim içinde hakikate bir yol açmış; sülûk ve evrad yerinde, mantıkî bürhanlarla ilmî hüccetler içinde hakikatü’l-hakaika yol açmış ve ilm-i tasavvuf ve tarîkat yerinde, doğrudan doğruya İlm-i Kelâm içinde ve İlm-i Akide ve Usûlü’d-Din içinde bir velâyet-i kübra yolunu açmış ki; bu asrın hakikat ve tarîkat cereyanlarına galebe çalan felsefî dalâletlere galebe ediyor, meydandadır.”14

“Risale-i Nur mesleği tarîkat değil, hakikattır; sahabe mesleğinin bir cilvesidir. Bu zaman, tarîkat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır.” Risale-i Nur, bu hizmeti lillâhilhamd en müşkil ve ağır zamanlarda yapmış ve yapıyor. Risale-i Nur dairesi, Hazret-i Ali ve Hasan ve Hüseyin’in (R.A.) ve Gavs-ı A’zam’ın (K.S.)—ihbarat-ı gaybiyeleriyle—şakirdlerinin bu zamanda bir dairesidir.”15

Velhasıl: Risale-i Nur, bu zamanda rahmeten lil âleminin bir cilvesi, bir ziyası, bir misali, bir hakikati, bir hücceti, bir Zülfikar’ı, bir elmas kılıcı ve bir ayinesidir.

“Ya Rabbi! Bizleri kıyamete kadar Risale-i Nur kisvesinde hakaik-i imaniye ve esrar-ı Kur’aniye ile kemal-i ferah ve sevinçle meşgul eyle. Âmîn!”16

Dipnotlar:
1-Tarihçe-i Hayat 243,
2-age.255,
3-age.964,
4-age.1045,
5-age.250,
6-age.1066,
7-age.318,
8-Sikke-i Tasdik-ı Gaybi 361,
9-age.362,
10-age.362,
11-age.362,
12- Tarihçe-i Hayat 385,
13-age.446,
14-Emirdağ Lahikası 169,
15-age.130,
16-Şualar, s. 521

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*