Üstadın Hilmi Uran’a yazdığı mektuptan, asla “Halk Partisini tercih” hükmü çıkmaz

Üstad Bediüzzaman’ın “Halk Fırkası” veya “Halkçılar” diyerek ismen de zikretmiş olduğu Halk Partisi’yle ilgili söz ve beyanları daha ziyade Emirdağ Lâhikası isimli eserinde yer alıyor.

Buradaki lâhika mektuplarında, yıllardır mâruz kaldığı her türlü zulmü ve işkenceye rağmen, rövanşist ve intikamcı bir duygu ve düşünce ile hareket etmediğini, kendisinin esasen “kaderin mahkûmu” olduğunu beyan ile, başka muarızları gibi onlara da hakkını helâl ettiğini ve dostlarının da intikam peşinde gitmemelerini tavsiye ediyor.

Yazimizin bu bölümünde, üç önemli noktanın daha altını çizerek konuya öyle devam edelim.

BİR: Üstad Bediüzzaman’ın hiçbir sözünden, siyâseten “Halk Partisini tercih” hükmü veya mânası çıkmaz. Eski, Yeni ve Üçüncü Said’in yazdıkları meydanda. Kimse çıkıp da aksi yönde bir delil bulamaz, getiremez… Demokratları tercih eden Said Nursî, onlara da Kurân’ın kànun-i esâsisi olan “Velâ teziru…” âyetini sıklıkla hatırlatarak şu mesajı vermiştir: Suç, şahsîdir. Bir suçlu yüzünden, onun ailesini, akrabasını, partisini cezalandırmayın. Zira, toplu cezalandırma zulme, hatta “vahşî irticaya” yol açar.

İKİ: Özellikle 1950 öncesi çeyrek asırlık dönemde, Said Nursî başına ne geldiyse, bu zâtın Halk Partisi kurucu reislerine dost olmaması, dahası, aralarında “küllî bir muhalefet”in olması sebebiyle gelmiştir. Bediüzzaman’ın çektikleri bir yana, o parti milletin tamamına öyle affedilmez şeyler çektirmiş ki, “Bu asîl Türk milleti, ihtiyariyle o partiyi kat’iyyen iktidara getirmeyecek” denilmiş.

ÜÇ: Bediüzzaman, bütün bu olup bitenlere rağmen, Halk Partisini tamamiyle reddetmiş, gözden çıkarmış, defterden silmiş değildir. Onların vicdanlı kısmına, daima dinin, vatanın, milletin lehinde telkinlerde bulunmuş, mümkün mertebe “menfiden müsbete” doğru kanalize etmeye çalışmış; en-nihayet, eski hata ve kusurları terk etmek şartıyla, onların da vatanperver-milletperver olabileceğini ifade etmiştir.

Kaynak:

Benzer konuda makaleler:

1 Comment

  1. Makalenin eksik kaldığını yazarın vicdanı da kabul ediyordur. Son ders ve yüzde beş ve daha başka yerler…

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*