Çocuklara Risale-i Nur okutulması

Âfât-ı mâneviye ve maddiyeden muhafazasının çaresi: Çocuklara Risale-i Nur okutulması

Bugünlerde halk arasında, medya iletişim vasıtalarında, yazılı ve sözlü basında, haberlerde çok kullanılan bir kelime; âfât. Afet kelimesinin çoğuludur âfât.

Maddî manada kuraklık, deprem, sel, salgın/bulaşıcı hastalıklar gibi insanları âciz bırakan, derinden sarsan ve birçok maddî tahribat ile vefata sebep olan arzî ve semavî musîbetlere verilen genel bir isimdir âfât.

Ülkemizde son zamanlarda yaşanan yangın ve sel gibi âfetlerde vefat eden vatandaşlarımıza Rabbimden rahmet ve kederli ailelerine de baş sağlığı diliyorum. Allah merhametiyle bizleri tekrarından ve beterinden muhafaza eylesin, âmin. İnşaallah zayi olan ve hasar gören her türlü maddî mal ve eşyalar -Üstadımızın ifadesiyle- sadâka hükmüne geçer. Zahiren dünyada kayıp gibi görünse de ahiret hesabına kazanç sayılır.

Ülkemizin güneyinde yangın ve kuzeyinde ise sel musîbetleri; birçok vatandaşımızın yaralanmasına ve vefatına sebep olmakla beraber, yerleşim yerlerinde de hasara sebep oldu maalesef. Afetlerin bu denli geniş alanlarda ve yoğun nüfusu etkilemesi, musîbetin umumileştiğini göstermektedir. Risale-i Nur’un muhtelif mektup ve bahislerinden öğrendiğimize göre, musîbetin umumileşmesi ekseriyetin hatasından ileri gelmektedir. Çaresini de Üstadımızın kaleminden Lâhika sayfalarında bulmaktayız. Meselâ, yağmursuzluk ve kuraklık üzerine sorulan suale Emirdağ Lâhikası’nda (14. Sıra numaralı) bir mektubunda verdiği cevapta geniş izahat yapmakta ve suali soranın küçük biri olduğu için olsa gerek ki, “tam imanlı bir çocuk” nasıl eğitilip ve yetiştirileceğini, çocuklara tevhid ve Allah’a imanın nasıl anlatılacağını bir pedagog gibi ders vermektedir.

Yine Üstad Hazretleri insanların böyle âciz kaldıkları umumî musîbetler karşısındaki takınmaları gereken tavır ve ubudiyet halini de şöyle belirtmektedir: “Hem böyle umumî musîbetler, ekser nâsın hatâsından ileri geldiği cihetle, o insanların ekseri -kısm-ı â’zamı- tevbe ve nedamet ve istiğfar etmekle (musîbetler) def olur.”

Başka bir Lâhika Mektubu’nda ise Üstad Bediüzzaman Hazretleri, maddî ve manevî afetlerden kurtuluş reçetesini de sunmaktadır. Malûm, İslâm mukadderatı için toplanmış bir heyete rüya âleminde çağrıldığı ve Sünûhatta “Rüyada Bir Hitabe” başlığı altında neşredilen o rüyada kendisine “helâket ve felâket asrının adamı fikrini beyan et” diye hitap edildiğinden, yaşadığımız bu asrın yani ahirzamanın maddî ve manevî hastalıkların, musîbetletlerin dehşetli olarak toplumu etkileyeceğini öğrenmiş oluyoruz. Madem bu asrın vazifelisi Bediüzzaman, öyleyse maddî ve manevî afetler karşısında onun verdiği reçeteleri uygulamak gerekir. İşte Risale-i Nur Talebelerinin yaşadığı bir musîbet sonrası yayınlanan bir Lâhikada (Kastamonu Lâhikası-88. Mektup) yapılan bir faaliyet sonrası, omuzlardaki manevî yükün nasıl kaldırıldığını anlatmaktadır: “…malûm musîbetin akabinde sarsılmayan faal Hâfız Mehmed’in, çocuklara hatim duâsını yapması ve Risale-i Nur’u okutması, üstümüzden dağ gibi mânevî ağırlıkları kaldırdılar. Cenâb-ı Hak, sizleri ve onları âfât-ı mâneviye ve maddiyeden muhafaza etsin. Âmin.”

Bu ifadeden anlaşılacağı üzere, faal bir Nur Talebesinin bir köyde çocuklara Kur’ân hatim duâsı yaptırması ve hususan Risale-i Nur okutması neticesinde farz-ı kifaye misali, bu hayırlı faaliyetin sonucunda üzerlerindeki dağ gibi manevî yük kaldırılmış. Dönemin Türkiyesinde uygulanan dinsizleştirme gayretlerine karşı, tahribatın ilk hedefi olan çocuklardan eğitime başlanılması dikkat çekici bir hareket ki, Üstad Hazretleri zahiren küçük, bu faaliyetin dağ büyüklüğündeki manevî belâyı def ettiğine işaret etmiştir.

Günümüzde yaşanan bu musîbetlerden necatımız için, geçmiş yıllarda yoğun olarak uyguladığımız, fakat pandemi dolayısıyla ihmal etmek mecburiyetinde kaldığımız, gafletin ağır bastığı ve dünyanın çok cazip geldiği yaz mevsiminde, her yaş grubuna hitap eden Risale-i Nur Programlarını âcilen hayata geçirmeliyiz ki musîbet-i âmmeden ve “âfât-ı mâneviye ve maddiyeden” korunalım inşaallah.

Kastamonu Lâhikası’nın satır aralarına gizlenmiş bu reçetenin, bütün Nur Talebeleri tarafından tedavi maksadıyla uygulamaya konulması gerekir ki, kuraklık, sel, yangın ve bulaşıcı hastalık gibi dehşetli musîbetlerden bir an önce kurtulalım. Bir de toplum olarak, hatalarımızdan nedâmet edip, pişmanlık duyup tövbe etmemiz de lâzım.

Rabbim bizleri her türlü arzî ve semavî, maddî ve mânevî musîbetlerden muhafaza eylesin, âmin.

Ali Demir

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*