Curcunadan selamet sahiline

Siyasî işler ile adlî işler birbirine öyle bir karıştı ve karıştırıldı ki, ortalık âdeta bir curcunaya döndü.

Öyle anlaşılıyor ki, şu gürültülü-curcunalı vaziyet daha da tırmandırılarak devam ettirilecek. Zira, ümidini büyük ölçüde gerilime, kargaşaya, kutuplaşmaya bağlamış olan siyasiler var. Bunlar, kendince, oylarını kemikleştirme ve konsolide etmenin ancak bu şekilde mümkün olabileceğine inanmışlardır.

Buna inandıkları için de, hemen her sahadaki bataryalarını ateşleyerek, seçmeni düşünmemeye, olup bitenleri muhakemeye etmemeye razı olacak bir hale sokarak, tamamen tarafgirlik saikiyle hareket etmesini ve oyunu da aynı ruh hali içinde kullanmasını temine çalışıyorlar.

*

Gelişmelere komplo teorisi, ya da kaos teorisi penceresinden bakanlara göre, sırada ciddi sarsıntılara sebebiyet verecek tasarımlar ve plânlar var. Seçim atmosferinde, iç savaştan dış savaşa kadar ortalığı elektriklendirecek senaryoların vizyona sokulması ihtimal dahilinde.

Bu kimseler, tezlerini güçlendirmek için, 2015’teki 7 Haziran ile 1 Kasım tarihleri arasında yaşanan o meşhur hendekli-bariyerli hadiselerin siyasete etkisini delil olarak gösteriyorlar ki, bütün bütün haksız sayılmazlar.

Bununla beraber, biz gelişmelere başka bir pencereden, rüşt ve ümit penceresinden bakmayı tercih ediyoruz ki, yaklaşık yüz elli yıldır devam eden kesintili demokrasi mücadelesinin, artık geriye değil, ileriye doğru ciddi bir mesafe alması yönündeki ihtimali daha kuvvetli görüyoruz.

*

Evet, yakın tarihte demokrasi adına atılan en ciddi adım, ilk anayasa ve ilk meşrutiyetin de tarihi olan 1876’dır.

Aradan geçen 146 sene zarfında, tarihin dönüm noktası sayılabilecek daha başka adımlar da atıldı: 1908’deki hürriyet ve II. Meşrutiyetin ilânı gibi. Keza, 1945’te çok partili sisteme geçilmesi ve 14 Mayıs 1950’deki demokrasi zaferi gibi.

Bunlara ilâveten, 27 Mayıs Darbesi (1960), 12 Mart Muhtırası (1971) ve 12 Eylül Darbesinin (1980) ardından, bu asil milletin demokrasiden vazgeçmemesi ve bu sistemden ümidini kesmemesi gerçeğini zikretmek mümkün.

Şimdi, yüksek gerilim atmosferinde de olsa, yaklaşan seçimlerde milletimizin demokratik rüştünü ispat eder bir olgunlukla hareket etmesini bekliyor ve bunu temenni ediyoruz.

Yaklaşık bir buçuk asırdır demokrasiden ümidini kesmeyen bu millet, demokrasi dışı plân ve senaryolara inşallah itibar etmeyecek ve yaşanacak muvakkat bir “seçim curcunası”nın ardından, demokrasinin selamet sahiline doğru giden yolda ortaya ciddi bir irade koyacağına inanıyoruz. Meseleye bu zaviyeden bakınca, karamsarlığın yerini haliyle şevk ve ümit alıyor: Evet, istikbâle doğru uzanan selâmetli yolun, hürriyet, adalet ve meşrutiyet güzergâhını takip edeceğine olan ümidimizi aynen muhafaza ediyoruz.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*