Evinizde üniversite okumak istemez misiniz?

Batıda ilmî ve teknolojik yenilenme ve gelişmeler yaşanırken, İslâm âleminde medrese, tekke ve zaviyelerde gerileme başlamış.

Asırlar öncesinin malûmatları tekrar ile şerh ve bir takım açıklamalardan öteye gidilememiş. İman, itikat esaslarını ispat eden kelâm ilmi de nasibini almış!

II. Abdülhamid, İslâm ülkelerinin durumunu tesbitle vazifelendirdiği Abdürreşid İbrahim; Buhara’daki eğitim sistemi hakkında şunları söyler: “Öğretim usûlü berbat. Bir kitabın mukaddimesini beş senede okurlar. Yirmi-otuz sene bir medrese odasında oturur; bütün ömrünü âlât, lisân tahsilinde geçirir; sonunda iki kelimeyi konuşamadığı gibi, bir satır da Arapça ibâre yazamaz. Tahsil, çok acınacak bir haldedir.” (İslâm Dünyası ve Japonya’da İslâmiyet, c. 1, s. 46.)

Bediüzzaman’ın da teşhisi şu: “Ulûm-u medarisin [medrese ilimlerinin] tedennîsine [gerilemesine] ve mecrâ-yı tabiîden (tabii yolundan) çevrilmesine bir sebeb-i mühim budur: Ulûm-u âliye [sarf, nahiv gibi âlet ilimleri] maksud-u bizzat (asıl gaye) sırasına geçtiğinden, ulûm-u âliye [yüksek ilimler] mühmel kaldığı gibi, libas-ı mânâ (mananın elbisesi) hükmünde olan ibare-i Arabiyenin halli, ezhanı [Arapça metnin çözümü zihinleri] zaptederek, asıl maksut olan ilim ise tebeî (asıl değil, dolaylı) kalmakla beraber ibareleri bir derece mebzul (bol) olan ve silsile-i tahsile (öğretim kademeleri) resmen geçen kitaplar evkat, efkârı kendine hasredip harice çıkmasına meydan vermemeleridir.” (Muhakemat, s. 47.)

İşte o, din ilimleriyle fen ilimlerinin yan yana okutulacağı bir üniversite modeli geliştirdi. (bak., Münâzarât, 127.) Risâle-i Nur’u tefsir, hadis, kelam, talim, içtimaiyat ile sair tüm mânevi, sosyal ve fen ilimlerinin harmanlanmasından hasıl olan en yüksek İslâm ilmi ders kitapları olarak sundu.

Risâle-i Nur, “İman hakikatlerinin izahı olduğu için hem ilim, hem marifet, hem ibadettir. Eski medreselerde beş on seneye mukabil, inşaallah Nur medreseleri, beş on haftada aynı neticeyi temin edecek ve yirmi senedir ediyor.” (Emirdağ Lâhikası, s. 217.)

Böylece Bediüzzaman en yüksek ilimleri, dolayısıyla üniversite, medrese, tekke ve zaviyeyi ihya ederek yaygın eğitim modeli olarak evimize, iş yerimize, kırlara, hatta dağ başlarına taşıdı.

“Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir.” (Lem’alar, s. 171.)

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*