Genç Nurcular Nur menzillerinde

Yeni Asya Vakfı Şirinevler Hizmet Merkezi’ndeki gençler olarak “Nur Menzilleri 2014-Batı” gezisi gerçekleştirdik.

Her sene okulların/ üniversitelerin tatile girmesiyle Nur Talebelerine okuma programlarının yolu görünür. Zira bu programlar birçoğumuzun Risale-i Nur ile tanışmasına vesile olan programlardır.

İstanbul’da olan İstanbul’dan biraz uzaklaşmak; İstanbul’da olmayan da İstanbul’a biraz yakın olmak ister. Yorucu, yıpratıcı bir eğitim-öğretim döneminin daha bitmesiyle bizler de bir okuma programı yapalım dedik. Bizler Yeni Asya Vakfı Şirinevler Hizmet Merkezi’ne doluşan bir grup genciz ve Risale-i Nur ile imanımızı kuvvetlendirmeye çalışıyoruz.

Tatilin başlamasıyla şehrin taş binalarından sıyrılıp kuş seslerinin dinmediği Risale-i Nurların ilk telif merkezi olan Barla’da bir okuma programı yapmak istedik. Programı planladık ve Nur Menzilleri’ne doğru yola çıktık.

Şirinevler’deki hizmetlerle ilgilenen Yalçın Ağabeyimizin organize ettiği “Nur Menzilleri 2014-Batı” gezisinde rehberimiz, sosyolog Mehmet Kaplan oldu. İlk durağımız olan Denizli’de kahvaltı ile gezimize başlamış olduk. Yeni Asya Denizli Temsilciliği’ndeki kah-valtımızın ardından İlbade Mezarlığı’na kadar yürüdük. Said Nursî Hazretleri bir mektubunda 1943’te geldiği Denizli hapsinin Eskişehir hapsini arattığını belirttiği Denizli’de akıllara ilk gelenler kibrit kutusuna yazılan risaleler ve Nur’un Şehidleri olsa gerek.

Berzahta, Münker Nekir’in sorduğu suallere Risale-i Nur Külliyatı’ndan aldığı derslerle cevap vererek ehl-i keşfe’l-kubur’u tebessüm ettiren İslamköylü Hafız Ali Ağabey ile muallim ve yine Üstad için hayatını feda etmiş Hasan Feyzi Ağabeyin kabirlerini ziyaret ettik.

Bilindiği üzere 1926’da Üstadın Burdur hayatı başlıyor. Burdur’da Said Nursî Hazretleri Hacı Abdullah Camii’nde ikamet ediyor. Bizler de Üstadın kaldığı odada namaz kılıp Burdur hayatı hakkında kısa bir ders yaptık. Üstadın sık sık çıktığı, “Nurun İlk Kapısı” adlı eserin telif edildiği, Burdur’u ve Burdur Gölü’nü tamamen gören Susamlı Tepe’sinde tefekkür etmeye çalıştık.

Sonraki durağımız Isparta oldu. Birçoğumuz daha önce hiç mağaraya girmemişti. Güzergâhımıza iki mağara ekledik. Bunlar Denizli-Burdur arasındaki Kaklık Mağarası ve Burdur-Isparta arasındaki İnsuyu Mağarasıydı. Isparta merkezine girmeden önce Isparta’nın doğusunda Davraz eteklerindeki yer alan “Nurun İlk Medresesi” Sav Köyündeyiz. 1000 kalemle nura hizmet eden ve “Medrese-i Nuriye” olarak anılan Sav köyünde öğle namazını eda ettik. Camideki risale dersimizden sonra caminin hemen arkasındaki Hacı Hafız Mehmed Ağabey’in ve diğer ağabeylerin kabirlerini ziyaret ettik.

Bediüzzaman Hazretleri 23 Mart 1960 günü, Urfa’da vefat etmiş ve Dergah’a defnedilmiştir. Darbeden sonra ihtilal komitesi Bediüzzaman’ın mezarını kırdırarak açtırmış ve Isparta’ya getirmişlerdir. Isparta’daki ilk menzilimiz Doğancı Mezarlığı (Şehir Mezarlığı)’ndaki Üstadın ilk defnedildiği mezar oldu. (Şuan Bediüzzaman Hazretlerinin kabri sadece birkaç Nur Talebesinin bildiği bir yerdedir.) Yine bu mezarlıktaki Hüsrev Ağabeyin kabrini, ardından Üstadın istikamet şehidi dediği Gülcü Meydanı (Alaaddin Mezarlığı)’ndaki Binbaşı Asım Ağabeyin kabrini ziyaret ettik. Bu ziyaretlerin sonrasında Üstadın 3. Said Dönemini yaşadığı Isparta’daki müze evini gezip Mustafa Kurt Ağabeyin ağzından kısa bir ders dinledik.

İkinci gecemizi Sav Köyü’nde Hurşit Ağabeyin yanında tamamladık. Bina içinde Mustafa Gül Ağabeyin kaldığı oda da mevcuttu. Sav’dan sonra menzillerin kalbi Barla’ya doğru yola düştük.

Barla’ya giderken Kuleönü’ndeki ‘Mübarekler Heyeti’nden Hacı Osman Gök, Büyük Ruhlu Küçük Ali Çelik ve onun ağabeyi Sarıbıçak Mustafa’yı ziyaretimizle İslamköy’e geçtik. İslamköy’de Hafız Ali Ağabey dershanesinde, İslamköy’de yazılmış olan el yazması Risale-i Nur eserlerine göz gezdirdikten sonra öğle namazını İslamköy Şehriban Hatun Camii’nde eda ettik.

Üstadımıza mühim bir vakitte çok ehemmiyetli bir kardeşlikte bulunmuş olan ve Üstadımızı orman koruyucusu yapan Santral Sabri Arseven Ağabeyin Bedre’deki kabrine yol uygun olmadığından gidemedik, ama kendisine Fatihalar yollayıp otobüste bir dersimizi Santral Ağabeye ayırdık.

Üstadımızın “Ben bu menzilleri Yıldız Sarayı’na değişmem” dediği Barla’ya üçüncü günümüzde ulaştık. Bizim için burayı anlamak tüm menzilleri anlamak demekti.
Barla Yeni Asya Sosyal Tesisleri’nin dolu olması sebebiyle bizlerle Mesut Ağabey ilgilendi ve ağırladı. İki gün kaldığımız bu menzilde ilk gün Barla merkezini gezdik: Mus Mescidi (temsili), Karakol, Ak Mescid, büyük çınar ağacı, Sıddık Süleyman Ağabey’in (Cennet) bahçesi, Üstadın kaldığı evler (26’daki ve 53’teki)…

Barla’daki ikinci günümüze kabir ziyaretleri ile başladık. Bayram Yüksel, Ali Uçar, Sıddık Süleyman, Muhacir Hafız Ahmed, Marangoz Mustafa Çavuş, Şamlı Hafız Tevfik, Mehmed Güvenç ve Şem’i Güneş Ağabeylerin kabirlerini ziyaret edip dualar ettik.

Öğleden sonra ise Çam Dağı’na çıkıldı. Yıkılmış çam ağacı, yerinde olmayan katran ağacı… Onlar tapılacak ağaçlar değildi ama boş, önemsiz hiç değildi. Belki de beşer zulmetti kaderin adaletiyle yerlerinden oldular. Her neyse, katran ağacının olması gereken yerden Eğirdir Gölü’ne bakarak Üçüncü Mektub’u okuduk ve ardından Onaltıncı Mektub’a yani Üstadımıza “Neyle yaşıyorsun? Çalışmadan nasıl geçiniyorsun?” sorularını yöneltip cevabını can kulağıyla dinledik. Barla’daki üçüncü günümüzün sabahında Cennet Bahçesi’nde şahsi okumalarımızı yaparak tekrar yollara düştük. Sırada Belde-i Mevlânâ var.

Üstadımızın kardeşi Abdülmecid Nursî’nin, Mustafa Cahid Türkmenoğlu’nun ve 7.yy Müceddidi Mevlânâ Celâleddin-i Rumî’nin kabirlerini ziyaret ettik. Hüseyin Nazlıgül’ün refakatindeki Konya’yı gezdik. Konyalı Mehmet kardeşimizin aile işletmesindeki “bıçakarası”da oldukça lezzetliydi.

Emirdağ ve Afyon durağımızda: Said Nursî hazretlerinin kırlarına çıkıp tefekkür ettiği Çal Dağı mevkiine yapılan müze evine girip Risale-i Nur dersi yaptık; Ceylan Çalışkan Ağabeyi ve Çalışkanlar Hanedanı’nı anıp dualar ettik; 600 basamak tırmanıp Afyonkarahisar Kalesi’nde Afyon seyri yapıp tefekkürde bulunduk; Üstad hazretlerinin Afyon’da kaldığı evde Risale-i Nur dersi yaptık. Bu evin giriş anahtarını bulup bizim eve girmemizi sağlayan Mehmet Kenar Ağabeye ayrıca teşekkür etmemiz gerekiyor.

Eskişehir durağımızda: Refakatçimiz Bünyamin Gerdan Ağabey ile Risale-i Nur’da geçen lise ve hapishane (şimdi yok) arasından geçip Üstad hazretlerinin kaldığı eve; ille de gideceğim dediği Ak Cami’ye gittik; namazımızı eda edip ders yaptık; Çalışkan Hanedan’ında Mehmed Çalışkan ve Halil Çalışkan, ve Osman Çalışkan’ın kabirlerini ziyaret ettik; son olarak Şelale Parkı’na yani Eskişehir’in en yüksek noktasına çıkıp fezaya bakarak Münacat okuduk ve seyahatimizi sonlandırdık.

“Nur Menzilleri 2014-Batı” gezisine sponsor olan ağabeylerimizden razı olsun.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*