Kara kışlar ve Yeni Asya

Çok kara kışlar gördüm/Ben yine pes etmedim/Çok ayrılıklar gördüm/Ben yine yenilmedim.

Evet, Yeni Asya Bâb-ı Âlî’ye cemre gibi düşmüştü, sadece Cağaloğlu’na mı? Önce havaya, suya, en nihayet toprağa, dolayısıyla memlekete bahar müjdeleri getirmişti.

Risale-i Nur prangalardan kurtulup hürriyetine kavuşunca, önce Demokratlar memleketi baştan başa şantiyeye çevirmiş, fakirin, köylünün eli ekmek görmüştü. Karnı doyan millet, dinini öğrenmek için kitaplara (Nurlar’a) sarıldı. Dinini öğrenince de İslâmî havâdisleri merak etmeye başlamıştı. İşte tam bu sırada, Yeni Asya evleri şenlendirmiş, logosu dışarı gelecek şekilde iftiharla cebinde gezdirmeye başlanılmıştı. Zira İslâmı müdafaa edecek pek kimse yoktu. Bu sebeple Müslümanların istinad noktası olmuştu. Sıkıyönetim dönemlerinde Nurcular’ın tutukluluk haberlerini manşete çeken mâlûm gazeteler, beraatleri görmezden gelirken, Yeni Asya haberleriyle haksızlık ve keyfîliği nazara verip onların dâvâ vekilliğini de yapıyordu. Mağdur ve maznunların hukukunu müdafaa ediyor, dine gelen/gelecek tecavüzleri red ve imhâ ederken müceddidiyet makamının vazifesini yapıyor, kısaca Bediüzzaman ve Nurlar’ın naşir-i efkârı oluyordu.

Her şey böyle güzel giderken, Bediüzzaman ve Nurcular’a hayatı zindan eden ifsad komiteleri eli kolu bağlı mı oturacaktı?

Hem siyaseten hem de hizmetlerin önünü kesecek hamleler gecikmedi. Önce Millî Görüş kartını ortaya süren mahfiller MNP, MSP ve MHP ile Türkiye’nin yarım asrına ipotek koydular. 1965/71 arası Kalkınan Türkiye yerine 71/80 muhtıra, ihtilâl, terör ve kaos getirdiler. Hem ekonomik, hem de sosyal hayatı sağ-sol, ilerici- gerici gibi ayrıştırmalarla kalkınmanın önüne bariyer kurdular.

Her şeye rağmen o kaotik senelerde Yeni Asya, memleketi anarşiden kurtarma reçeteleri sunduğu, Demokratları iktidarda tutma gayretleriyle siyasette (sol, menfi milliyet, siyasal İslâm’a karşı) dengeleri gözettiği, dolayısıyla memlekete istikrar getireceğinden rahat bırakılmayacaktı. Zira çoğuna hayat hakkı tanınırken, Bediüzzaman’a nefes bile aldırmak istemeyenler Nurcular’ın, hürriyetçi parlamenter sistemden yana Demokrat/aydın olduklarından civa gibi hiçbir yerde tutup boyun eğdiremeyeceklerini bildiklerinden, Yeni Asya’yı da bu sebeple ana düşman gördüler, ancak sinsice.

İFTİRAKLAR SİYASÎ

Önce siyasî gelişmeleri okumayan bazı saf ve mübarek ağabeyler, gazeteyi dershanelere sokmama girişiminde bulundular ki bahanesi de siyaset. Bugüne kadar aynı gerekçeler ileri sürülerek yüzde 99’u imân, Kur’ân ve Nurlar’ın medar-ı iftiharı olan Bediüzzaman’ın gazetesine muhalif oldular.

Garip olan her darbe öncesi müdafaa ettiği Demokratları, darbe sonrası yerden yere vurmak ve yeni kurdurulan muvazaa partileri saikiyle Yeni Asya düşmanlığı yaptılar.

Her dönemde ana gövdeden parçalar koparmaya çalıştılar. Gerekçe aynı; siyaset. Hâlbuki karşı mahalleye geçenler kimseye oy vermeyip mağarada oturup zikir ve evrâdla mı meşgul oldular? Hayır, tam tersi, Nurlar’da yeri olmayan muvazaa partilerini can siperane müdafaa ettiler.

Siyaseti bahane edip Yeni Asya’ya karşıdan vuranlara soralım:

12 Eylül Anayasası’na “Hayır” dendiği için büyük bir fitneye alet olup gidenler; büyük bir rüzgârı arkasına alan Halkçıları, memleketi Rusya’ya dayandırmak istediği 77 seçimlerinde, aynen İstanbul’a 13 km kala durduran Mevlânâ Halid’in talebeleri gibi, 226 olan hükûmet kurma sayısını 13 milletvekili kala durdurma hizmetinde kapı kapı dolaşıp broşür dağıtan ekipte yer alanlar değil miydi?

3 Ocak 1990’da gazeteyi işgal edip bütün çalışanlarını dışarı atanlar; 12 Eylül yasaklarına direnen ve 82 Anayasası’na karşı çıkan, 0.50 oyla siyasî yasakları kaldıran, o oy kadar broşür dağıtan, ekibin içinde yer alanlar değil miydi?

Bugünden önce giden, ondan daha önce gidenlere, ondan da önce gidenlere karşı hep birlikte omuz omuza, yek vücud olunmadı mı?

Eğer bugün yanlışlık varsa dün, evvelki gün, ondan önceki gün, aynı problem değil miydi, bugünün değişkenleri ne? Eğer sebep siyaset ise, gidişler de siyaseten değil mi? Fark, sadece aktörler.

Bugün de; “Size ne maznunlardan onlar günahkâr” demiyorlar mı? El cevap; Dönüp de şöyle bir şanlı maziye bakılsa yeter. Zira varlık sebebi Hakk’ın hatırı.

Elhasıl; gidişler aynı, adres aynı.

Bir duâ:

Varlığıyla memlekete bahar kokuları getirmişken kışlara çevirme, bizi ve bu memleketi Yeni Asya’sız bırakma Allah’ım. Amin.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*