28 Şubat’ta Yeni Asya

Created with GIMP

24. yılını da geride bıraktığımız 28 Şubat sürecinde “irtica”yla suçlanarak hedefe konulan ve susturulmak istenen yayın organlarının başında Yeni Asya vardı.

Çünkü Risale-i Nur’dan aldığı ölçülerle ortaya koyduğu “kendisine has” yayın çizgisini 28 Şubat sürecinde de büyük bir dikkat ve hassasiyetle sürdüren Yeni Asya, haksızlıklara her zaman olduğu gibi o dönemde de karşı çıkmıştı.

“Kesintisiz zorunlu eğitim” dayatmasına itiraz etmiş; başörtüsü yasağına karşı manşetleri, köşe ve dizi yazıları ile yoğun ve kararlı bir mücadele vermiş; peş peşe açtığı kampanyalarla yasağa karşı mücadele azmini diri tutmaya çalışmış; bu yayınlarından dolayı DGM savcılarının talebiyle defalarca toplatılmış, hakkında birçok dava açılmış; hele 17 Ağustos depreminden sonra, bu dehşetli âfeti manevî boyutlarıyla tahlil edip 28 Şubat kaynaklı haksızlıklarla irtibatlandıran yazı ve yorumlarımız, Yeni Asya’nın tam anlamıyla hedef haline getirilmesini netice vermişti.

Kutlular Ağabey “Deprem İlahî ikazdır” dediği için DGM tarafından hapse mahkûm edilerek 276 gün cezaevinde tutulmuş; yine bu manadaki yorumları sebebiyle, bu mahkemelerde yargılanmayan ve mahkûm edilmeyen yazarımız neredeyse kalmamış; bu davalarda Yeni Asya mensupları hakkında kaba bir hesapla toplam 7000 güne (221 ay veya 18.5 yıla) yakın hapis cezaları verilmiş; ama bir kısmının infazı için erteleme kararı verildiğinden, bir kısmı da ilgili kanunda daha sonra yapılan değişiklikler sebebiyle, Kutlular Ağabeye verilen dışındaki cezalar uygulanamamıştı.

Yeni Asya’nın o dönemdeki önemli hizmet ve başarılarından biri de, 28 Şubat iradesinin hazırladığı “irtica kanunları”na karşı yürüttüğü kararlı mücadeleydi. Devlette “irtica”yla suçlanan kadroların tasfiye edilmesi başta olmak üzere, antidemokratik ve hukuk dışı düzenlemeler içeren yasa paketleri ne zaman gündeme getirildiyse, Yeni Asya her defasında işbaşındaki koalisyon hükümetlerinin, başbakanların ve bakanların, parti yönetimlerinin, ilgili Meclis komisyonlarının telefon ve faks numaralarını yayınlayarak okuyucularını demokratik tepkilerini iletmeye çağırmış; böylece, bu kampanyalarla harekete geçirilen kamuoyu duyarlılığı, söz konusu paketlerin yasalaşmasını engelleyen bir set oluşturmuştu. (Ne yazık ki bu paketler 20 Temmuz KHK’larıyla daha beter şekilde hayata geçti.)

Netice itibarıyla, daha önce 12 Eylül’e teslim olmayıp mücadele eden ve bedelini o dönemde 470 gün kapatılarak ödeyen Yeni Asya 28 Şubat’a da boyun eğmemiş ve 28 Şubat sürecinde de, 11 Eylül-10 Ekim 2001 tarihleri arasında bir ay süreyle kapatılmıştı.

Yeni Asya’nın meşru zeminde ve hukuk çerçevesinde kalarak verdiği müsbet ve kararlı mücadele, kapalı kapılar ardında yapılan değerlendirmelerde, “28 Şubat”ın sivri isimlerinden birine “Herkesi hizaya getirdik, bir tek Yeni Asya’ya boyun eğdiremedik” dedirtmişti.

Şimdi gelinen nokta, mücadelesini verdiği her alanda Yeni Asya’nın haklılığını tarih ve millet önünde yine tasdik ediyor. Buna karşılık, o zaman güç ve iktidarı ellerinde tutuyor olmalarına güvenerek her kademede Yeni Asya’yı hedefe koyanlar ise, belki de hiç beklemedikleri yerlerden gelen kader silleleriyle çok ağır tokatlar yediler. Ve yaptıkları ya da âlet oldukları zulümlerin cezasını daha bu dünyada iken çektiler ve çekiyorlar. Bunun bizzat müşahede ettiğimiz pek çok ibretli örneği var. Kendileri başta olmak üzere, bilen biliyor. Şimdiki benzerlerine de ibret olarak…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*