Mahir bir kimyager: Sinek

Sineklerin mahir birer kimyager olduğunu hiç düşündük mü? Kimyagerler sadece laboratuvarda ve özel alanlarda mı mesleklerini icra ederler? Sinekleri hiç eğitim almamalarına rağmen en uzman insanlardan, daha mükemmel kimyagerlik yaptığını ilmi bilgiler ışığında hiç  tefekkür ettik mi? Peki bu kimyagerlerin sayısını tahmin edebilir miyiz? Bu yazımızda bu tefekkürü bir nebze de olsa birlikte yapmaya çalışacağız. İlgili pasajı okuyarak başlayalım:

“Hem sıhhiye neferleri, hem tanzifat memurları, hem kimyager olduklarına ve geniş bir hikmete mazhar bulunduklarına delil ise, onların gayet kesretidir. Çünkü kıymettar, menfaattar şeyler teksir edilir.’’ (Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2017, s. 422)

Dişi sinekler üreme zamanında “feromon’’ adlı özel bir kimyasal madde salgılar. 1 damlanın 1000/1’i miktarında olan bu salgı beş dakika içerisinde elli  metrelik bir alanda 500-1000 erkek sineğe mesaj iletmiş oluyor. Boyutlarına bakıldığında şaşırmamak elde değil. Zira bu kadar küçük miktarda salgılanan  kimyasalın etki alanı ve iletişim kurduğu erkek  sayısı bize bu kimyasalın  ne kadar tesirli olduğunu açıkça gösterir. Parfüm şirketleri yıllar süren araştırmalar ve alanında uzman ekiplerle yüksek yatırımlarla bile bu kadar etkili kimyasallar elde edemezler. Bu da bize Rabbimizin, boyutlarının küçüklüğünden dolayı hor görülen bir sinekte bile ne denli bir tasarrufunun olduğunu ve bu tasarrufun adi bir kopyasını yapmaktan dahi uzak olduğumuzu gösterir.

Sinekler ayaklarında şeker ve yağdan oluşan tutkal benzeri özel bir kimyasal sıvı üretir. Bu sıvı sayesinde duvarlara yapışabilir ve yürüyebilir. Hatta tavanda baş aşağı tutunurlar. Sineğin yaratılışı kusursuz olduğu gibi ayakları da kusursuz yaratılmıştır. Bu yaratılışı bir nebze de olsa taklit edebilsek hayatımız çok kolaylaşacaktır. Mesela yangınlara müdahale eden itfaiye memurları aynı sinekler gibi düz duvara tırmandığını düşünelim. Yangınlar çok daha kısa sürede söndürülmüş olmaz mı? Ya da gökdelen gibi yüksek binalar inşaatı ve temizliğinde çalışan insanları düşünelim. Binalar çok daha hızlı inşa edilip, temizlenmez mi?

Et sineklerinin ayaklarında ince tüycükler vardır. Bu ince tüycükler sayesinde dokunduğu yerin kimyasal analizini yapar. Bu kimyasal analize göre yiyeceğini bulur. Bugün herhangi bir gıda laboratuvarına gittiğimizde çok sayıda  bölümünün olduğunu görürüz. Sebebi de her analiz için ayrı bir makine ve uzmanlık gerekmesidir. Bütün analizleri yapan tek bir makine yoktur. Ayrıca, numune sonuçlarını alabilmeniz için bazen günlerce beklememiz gerekecektir. Birkaç saniyede analiz yapma imkânı yoktur. Et sineklerin anlık olarak yiyeceği analiz edebilmesi Rabbimizin sonsuz kudretini ve rahmetini gösterir.

Ur sinekleri yumurtalarını bıraktığı yaprakta kimyasal bir çözelti bırakır. Bu sıvı yaprakta ur şeklinde bir çıkıntı meydana getirir. Bu çıkıntı yumurtalar için korunaklı bir yuva olurken aynı zamanda yumurtadan çıktıklarında ilk gıdası da olur. Bir kimyagere gidip ur çeklinde çıkıntı oluşturacak bir çözelti hazırlamasını isteseniz ne cevap alırsınız? Bu öyle bir hassaslıkta olmalı ki ur’dan daha az  çıkıntı yapacak kadar hafif, daha fazla çıkıntı yaparak yaprağı delecek kadar da ağır olmamalıdır! Bir oda oluşturacak  kadar ayarlanmalıdır ki hem yuva olsun ve hem de ilk gıdası olsun!

Özellikle karasinekler sindirimi vücutlarının dışında gerçekleştirir. Yiyeceği bir gıda bulduğunda sindirim enzimleri içeren bir kimyasal çözeltiyi yemek istediği yiyeceğinin üzerine döker. Bu kimyasal çözelti de katı haldeki yiyeceği sıvımsı hale getirir. Ağzındaki özel bir pompayla da bu sıvımsı hale gelen ve sindirimi tamamlanmış çözeltiyi çekerek vücudunun içerisine alır.

Son misalimizi sivrisineklerden verelim. Sivrisineklerin kanımızı nasıl çektiklerini hiç düşündük mü? Birçok kimyasal işlem yapılır. Sırasıyla bu işlemleri özetlemeye çalışalım: İlk olarak sivrisinekler kanı çekeceği damar bölgesine özel bir sıvı boşaltarak bir nevi “lokal anestesi’’ yapar. Öyleki derimizi kesip kanımızı çektiğinde bile en küçük bir acı hissetmeyiz.  Lokal anestesiyi yani uyuşturmayı insanlardan önce sivrisinekler bilmekte ve uygulamaktadır. Yani, sivrisineklerin  binlerce yıldır kullandığı bu teknoloji bizler için çok yenidir.

Malumunuz herhangi bir yerimiz kanadığında çok zaman geçmeden kanımız hemen pıhtılaşarak daha fazla kan kaybetmemiz engellenir. Peki, sivrisinek derimizi kesip kanımızı çekmeye başladığında nasıl oluyor da kanımız pıhtılaşmıyor? Katı kanı sivrisinek çekemeyeceğine göre nasıl bir işlem uygulayarak bu duruma mani olur? Rabbimizin ilhamı ve inayetiyle sivrisinek kan çekilen yere çok özel bir enzim karışımı salgılar. Bu salgı da kanın pıhtılaşmasını engeller. Böylece sivrisinekler sorunsuz bir şekilde kanımızı çeker. Hatta bu işlem bittikten sonra bu kanın çekildiği bölgenin kaşınmasının sebebi de bu salgılanan enzim karışımıdır. Ne kadar şaşırtıcı değil mi? Sanki sivrisinek ciddi bir tıp eğitimi almış, kanın pıhtışacağını biliyor ve bu durum sorun olacağı için nasıl bir enzim çözeltisiyle de müdahale edeceğini biliyor gibi davranıyor!..

Not: Konunun detayını, Euronur.tv ve Yeni Asya sitelerinde yayınlanan “Sinekler, görünmeyen mikropları temizlemekle muvazzaftırlar” adlı video dersimizi izleyebilirsiniz.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*