Nur davasının gönüllerde yankılanan ifadeleri

Tarihin ibretli kayıtları! Zor zamanlar! Bin yıllık İslâm’ın bayraktarlığındaki bu topraklardaki yaşanan iman davası! Ödenen bedeller! Bütün insanlık bir hizmet! İstikametli, istikrarlı, vefalı, ümitli, demokrat, fedakâr bir nesille devam eden mukaddes dava! Ve saffı evveller!

Sahabe mesleği, Risale-i Nur hareketi, NURCULUK DAVASI. Bediüzzaman’a kapılarını kapatan resmiyet ve süfyaniyete karşı; ilk adım: “Taşıyla toprağıyla mübarek Isparta, Barla!”

Eskişehir, Kastamonu, Denizli, Afyon, Emirdağ ve son nefesin verildiği, Şanlıurfa! Manevî mirasa sahiplik, samimiyet, müspet hareket, vefa, aidiyet duygusu devam ediyor!

Hafızlara kazınan, irtibat, bağ ve şu ince hitap ve haykırışlar.

“Aziz Üstad, müşfik kardeş, muhterem mücahid.” Engin ruh bağı ile, dışlanmışlığa karşı, İslâmın kuşatıcı muhabbetiyle mukabele!

“Gözlerim böyle bir nura, aklım böyle bir derse, hasta vücudum böyle bir ilâca, muztarip ruhum böyle bir tesellîye, zâlim nefsim böyle bir mânevî terbiyeye çok muhtaç olduğu bir zamanda bu eserin yetişti!” Çölde susamışlığın NUR’la buluşması!

“Kat’iyetle gösteriyor ki, bu iş kendi kendine veya tesadüfî olmuş değil, gönderilmiş, yetiştirilmiş. Maksatsız değil, bu hizmete koşturulmuş!” ifadelerindeki yanık ifade!

“Bir dest-i gaybî tarafından en lüzumlu bir anda, en muhtaç ve Kur’ân hâdimlerinin en zayıfı, en âcizi, en liyâkatsizi, en zebûnu bulunan bir biçareye mahz-ı eser-i rahmet ve inâyet olarak sunulmuştur” ifadesindeki susamışlık.

“Birkaç defa sırf kendi hesabıma mütalâa ettim. Okuyacak ve okunması icap edecek mahdut zevâtın da inşaallah istifadesine çalışacağım.” Gayret ve himmet!

“Nurlu eserlerin hem okşamak, hem korkutmak gibi iki zıt tesiri hâizdir. İnsanlara bu iki vasıtadan birinin müessir olacağı da şüphesizdir.” Sırlı eğitimin tarifi!

“Üstad-ı Azamın tahkiki imandaki esasları, Kur’ân-ı Hakîmin hâdimlerini ciddi ikaz eden altı esası!”

“1 Hubb-u câh yerine, Allah’a imanın mânâsı olan rızâ-i İlâhî!”

“2. Havf, vehim yerine kadere iman.”

“3. Hırs, tamah yerine Kur’ân’a, kütüb-ü İlâhiyeye iman!”

“4. Menfî milliyetçilik yerine, bütün cin, inse mürsel Nebiyy-i Efham’ın (ASM) mesleğine, bütün Peygamberlere iman!”

“5. Enâniyet yerine, acz, noksanı itiraf, Kur’ân’ı neşretmede hissemize düşeni yapmak. Hizmetle mükellefiyetle, neticeyi hesaplamamak, beşeriyetten çıkmak, melâikeye benzemek!”

“6. Tembellik, yerine vazifedarlık, kudsî her saatin birgün ibadet hükmüne geçecek kıymette olduğuna şüphe edilmemek. Kur’ânî hizmetin ulviyetini düşünerek, elden çıkmazdan evvel gözü dört açmak, ölmeden evvel hayatın kadrini bilmek!”

“Allah sizden ebeden razı olsun, ümmet-i Muhammedi (a.s.m.) dalâletten kurtarmak, ihlâslı mücahede ve hizmetinizde dâim muvaffak buyursun. Âmin.”

Kalbin manevi derinliklerinden gelen safiyet, samimiyet her şeyi anlatıyor. İslamiyetin insanlığa getirdiği nurun bu topraklardaki serencamı, ruhunu yaşatmayı devam ettirenlere tebrikler! Sonsuz şükürler! İbret alıp Şahs-ı Maneviye dahil olanlara ne mutlu!

Kaynak: Barla Lahikası

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*