Risale-i Nur’dan kimseye zarar gelmez

Son zamanlarda medya, intihar eden 20 yaşındaki tıp fakültesi öğrencisini konuşmuş, bilhassa sosyal medyada tweetler, hasthagler ve paylaşımlar adeta havada uçuşmuştu. Bu genç delikanlı intihar etmeden evvel, kısa bir video ve yazılı bir açıklama yayımlamış. Şahsen ben de izledim ve yazılı açıklamayı da okudum. Resmen tüylerim diken diken oldu. Kısaca ifade etmek gerekirse, şiddetli aile baskısından, ülkenin ekonomik durumundan, gelecek endişesinden ve kaldığı cemaat yurdundan dert yanmış.

Gelin görün ki bu yazılı açıklamayı okuyan din ve cemaat düşmanları hemen saldırıya geçmişler. İntihar ederek dinimizce yasaklanan menfî bir harekette bulunan bu gencin günahını Risâle-i Nur’a, hatta Üstad Bediüzzaman’a yüklemek istiyorlar. Cemaat yurdu ya da evlerinin kapatılması, cemaat evlerinde okunan Risâle-i Nur’un yasaklanması gerektiğini, öğrencilerin beyninin yıkandığını hatta Üstad Bediüzzaman Hazretleri’ne iftiraya varan bazı hezeyanlarda bulunuyorlar.

Risâle-i Nura ve Üstada iftira atmak, cemaatleri bitirmek, kökünü kazımak hiç kimsenin haddine değildir! Risâle-i Nur’un telif edildiği yıllarda en azılı din düşmanları dahi bir halt yiyememişken size ne oluyor!? Risâle-i Nur bu vatan topraklarına kök salmış, kimse de yerinden söküp alamaz! Cemaatler de bu toplumun temel değerlerindendir.

Bu cemaatler içerisinde Nur cemaatleri son yıllarda yaptıklarıyla milletin gönlünde taht kurmuşlardır. Zira Nur cemaatleri Bediüzzaman Hazretlerinin telif etmiş olduğu Risâle-i Nur’u okuyup bu eser etrafında toplanan; siyasî, içtimâi ve dinî mes’eleleri bu eserdeki hakikatler doğrultusunda öğrenip, halleden bir cemaattir. Nur Cemaatinin her bir ferdi, Risâle-i Nur’dan her gün dersini alıp ihlâsla, samimiyetle ve sebatla hizmetini yapmaya gayret ederek Nur Talebesi unvanına lâyık olmaya çalışır. Asla menfî olayların taraftarı olmaz, başkasının zulmüne şerik olmaz, kimsenin hukukuna tecavüz etmez ve asla başkasının intiharına sebebiyet verecek işlere girişmez. Çünkü Nur Talebeleri müsbet hareket metodunu esas alarak hiçbir menfî oluşumun içerisinde yer almaz ve dâima asayişin muhafazasına yardım ederek toplumu bilhassa da gençleri anarşilikten, komünistlikten ve dinsizlikten korumaya çalışır. Risâle-i Nur’u az da olsa okuduğu hâlde bunun aksine hareket edenler ise Risâle-i Nur’dan değil başkalarından ders alanlardır. Nefsine ve şeytana uyanlardır. Bu yüzden bunların münferit hareketlerini Risâle-i Nur’a ve müellifine bağlamak çok büyük bir hatadır.

Hâlbuki Üstad Bediüzzaman’ın hayatında herhangi bir menfî hareket yoktur. Her daim müsbet hareket etmiş, o kadar zulme maruz kalmasına ve defalarca zehirlenmesine rağmen sabretmiştir. Bu sayede talebeleri ile birlikte milyonlarca gencin ebedî hayatlarının kurtulmasına vesile olmuştur.

Hakikat bu kadar bariz iken Risâle-i Nur’a ve müellifine iftira atmak ve rahatsız olmak hangi vicdana sığar? Bunlar ya Risâle-i Nur’u bilmiyorlar ya da bilmezlikten geliyorlar. Çünkü Risâle-i Nur’dan hiç kimseye zarar gelmemiştir, kimse de zarar geldiğini söyleyemez.

Peki, nedir bu Risâle-i Nur? Risâle-i Nur akla gelen şüpheleri def’eden ve kalbe gelen vesveseleri izale eden Kur’ân’ın asrımızdaki manevî mu’cizesi ve tefsiridir. Risâle-i Nur’un vazifesi ise, ebedî hayatı mahveden ve dünyevî hayatı da dehşetli bir zehire çeviren dinsizliğe karşı, imânî olan hakikatlerle en inatçı dinsizleri ve zındıkları dahi imâna getirmek, Kur’ân’a hizmet etmektir. Kısaca, Risâle-i Nur’un vazifesi imânı kuvvetlendirip kurtarmaktır.

Bu hakikatlere binaen, Nur Talebeleri başta olmak üzere bu eserleri okuyanlar ve gerçek manada istifade edenler asla menfî bir harekete yeltenmemiş, pişmanlık duyan ve zarar gören kimseye de rastlanılmamıştır.

Hâl böyle iken Risâle-i Nur’u zararlı ve bazı menfî hareketlerin sebebi olarak görenleri ve müellifinden rahatsız olup iftira atanları akl-ı selime dâvet ediyoruz.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*