Sosyal medya fitneleri

alt“Güya ben radyo ve teyyare ve şimendifer kullanılmasını kabul etmiyorum diye, terakkiyat-ı hazıra aleyhinde bulunduğumla mesul ediyor“ ittihamına karşı, “Cenâb-ı Hakk’ın büyük nimetlerinden olan tayyare, şimendifer ve radyoya büyük şükür ve mukabele lâzım gelirken, beşer şükür etmedi, tayyarelerle başına bombalar yağdı“ diye Bediüzzaman, radyonun milyonlarca dile sahip “küllî bir hafız”, yani yeryüzünün her noktasında Kur’ân’ı ezbere okuyarak dünyayı bir medrese ve zikirhaneye çevirebilecek yapıda olduğunu ifade ediyor.

Haberleşme ve iletişimindeki yeni harikalar da; mana ve maksat olarak yine insana hizmet ediyor. Haberleşmede mektubun yüklendiği vazifeyi elektronik postalar yaparken; daimî akışı veya milyonlarca sayfa ile fıtratı alabora eden yep yeni bir haberleşme teknolojisi ile karşılaştı insanlık. Bu teknolojiyi insanlığa sunanların isimlerinden önce, bu işin mahiyetine bakalım.

Mütemadiyen parmaklarıyla konuşan, başkalarının da konuşmalarını ileten ve insanı ihtiyacı olmayan bilgilerle sersemletip istediği istikamete sevk eden bir fiil ile karşı karşı karşıyayız. Kendisine ulaşılan her yazıyı –zira çoğunlukla kimlerce gönderildiğini bilmeden– irtibat halinde olduğu bütün iştirakçilere ileten insanların içine düştüğü psikolojik Cehennemin psikiyatristlerce daha güzel ifade edileceğine inanıyoruz.

Bir mektupla, cep telefonuna inen yazı arasındaki önemli fark; mektubun sahibini tanıyorsunuz. Fakat ismine sosyal medya dedikleri hava zerreleri üzerindeki daimî iletişimde genellikle muhatap yok. Bazen en kutsallarımıza galiz küfürlerle saldırana hukukî yollarla ulaşmak istediğinizde, bu teknolojiyi sunanların engellemesiyle ulaşamıyorsunuz. O programlar kullanılarak onlarca ülkede iç savaş çıkarılmış, insanlar birbirine düşman yapılmış ve milyonlarca mağduriyetler oluşmuş. İşin ilginç yanı, birçok ülkedeki siyasîler, bu komünikasyon harikalarına ses çıkarmadıkları gibi, kendi menfaatlerinde kullanmaya gitmişler.

SOSYAL MEDYA İHTİLÂLLERİ

Günümüze gelen süreci göz önünde tutarak konuşuyoruz. Meselâ neo-liberal kimlikli Soros, önceden organize olmuş hücreleri vasıtasıyla sosyal medya üzerinden tahribatını sürdürüyor.

Yine Soros ile bazı AB siyasetçilerinin mülteci krizine giden süreçte sosyal medya ile milyonlarca Asyalı ve Afrikalı musîbetzedeyi harekete geçirdiğini okuduk. Aynı çerçevede Soros ile Chodorowski’nin birlikte organize ettikleri Kiev isyanı… Almanya’da siyaseti itibarsızlaştırmak üzere başlatılan PEGİDA hareketlerinde sosyal medya ana rolü üstlenmişti. Çok kısa bir zamanda aynı çevrenin partileşerek AfD’yi yüzde on seviyelerine çıkarmasındaki en büyük desteği sosyal medya idi.

Tarihin asla unutmayacağı bir ihtilâl, yine sosyal medya ile Arap baharında gerçekleştirildi.

Türkiye ve Katar gibi ülkelerin tepeden tırnağa organizede yardımcı oldukları bu ihtilâlin anatomisi de mutlaka yazılacaktır. İstanbul ile Doha arasındaki milyarlarca doların seferberlik hatıralarını, elbette bir gün hakperest araştırmacılar yazacaktır.

BİZE GELİNCE…

Bizi idareye çalışan iradenin global güçlerle birlikteliği, bilhassa AKP’yi sosyal medya meselesinde hem deneyimli ve hem de sicili çok bozuk bir konuma getirmiştir. Burada aktüel hikâyelerine girmeden şu kadarını ifade edelim ki; Türkiye’yi yönetenler, teknoloji harikalarının milletimizin aleyhinde kullanılmaması istikametinde hiçbir tedbir almadılar.

Bilhassa faili meçhul elektronik sayfalar, numaralar veya sohbet grupları üzerinden yapılan tahribat o denli derin parçalanmalara yol açtı ki; ne Diyanet, ne ahlâk zabıtası, ne emniyet Kuvvetleri bu yaraları kapatamıyor. Hükümetimizin çok acaip bir hali, şu sosyal medya meselesinde de kendisini gösteriyor:

Medeniyet harikalarının toplum ve insanlık aleyhindeki kullanımına –menfaatleri için– önce ses çıkarmaz, hatta teşvik ederken, sonra oradaki tahribatı acziyet içinde millete şikâyet ediyor. Şu noktada, bir defada sayabileceğimiz en az 20 örnek bulabiliriz.

Sosyal medyanın Almanya’daki kullanımı Türkiye’nin çok çok gerilerinde. Hele bilhassa telefon üzerindeki daimî bilgi akışı programları mukayeseye gelmeyecek kadar az. Buna rağmen; Facebook veya ona mümasil programlar aleyhine açılmış onlarca dâvâ ile Mark Zuckerberg’i köşeye sıkıştırıyor Almanlar… Bizde ise muhaliflerini tesbit için milyarlarca lirayı yazılım şirketlerine dağıtan hükümet, halkını global nifak çetesi konumuna gelmiş sosyal medya şirketlerine teslim etmekte bir mahzur görmüyor.

Fakat öyle görünüyor ki; uçak nimetine şükretmeyen emperyalist ikinci Avrupa’nın başına uçaklarla bombaların boca edilmesi gibi, milletin sosyal medya bataklığında cehalet, fukaralık ve nifakla boğuşmasına göz yuman hükümeti de elektronik medya yıkacak gibi…

Bizden söylemesi…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*